Dervişlik makamı nedir?

İslam Contributor
dervişlik makamı
Oleg Dudko-Dreamstime.com

İnsan, fıtrat olarak kim olduğunu, sonunun ne olacağını sorgulayabilme yetisiyle yaratılmış, zaman içinde bu keşfe mazhar olmadaki çaba kurumsallaşmış, dervişlik makamı olarak adlandırıla gelmiştir. İslam dinine göre aslında insan, kendini, çevresini ve hayatın amacını sorgulamak ve idrak etmekle sorumlu kılınmıştır.

Dervişlik makamı nedir?

Farsça bir kelime olan derviş sözünün kökü tartışmalı da olsa yoksul, dilenci, muhtaç, kapı önü gibi anlamlara gelmektedir. Arapçadaki karşılığı fakirdir. Dervişlik makamı yaşamın anlamı konusunda maddi ve manevi bir yol kat etmektir. Bir kişinin maddi zenginliği olsa da hem maddi hem ruhani olarak her anlamda Allah’a muhtaçlık hissini hiç kaybetmeden yaşamasıdır. Bu yaşantının istikameti sürekli Allah yolunda olmaktadır.

Dervişlik makamını belki de en iyi özetleyecek olan, ulaşılması istenen zenginliğin asla dünya metaı değil, gönül zenginliği olmasıdır. Dervişin sövene sözü, vurana eli yoktur.

Nasıl ortaya çıkmıştır?

Dokuzuncu yüz yılda Müslümanların, manevi olarak içe dönüş ve ruhani olarak kemale erme düşüncesinin kuvvetlendiği görülür. Bu temayülün Irak ve Horasan olarak iki farklı bölgede yoğunlaşmasıyla iki farklı yapı doğar. Bunlardan Irak merkezli oluşuma “tasavvuf” Horasan’daki oluşumaysa “melamet” adı verilir. Irak’ta ki tasavvuf ehline “Sufi”, Horasan’daki melamet ehlineyse “Melami” adı verilir.

Sufiler, dini olarak ruhani duygularının yoğunluğunu görünür kılmak için hırka, sema gibi ayırıcı öğelerle, kendilerine ait adap ve erkan gibi halk yaşantısından ayrışan davranışlar kullanmaktaydı. Melamilerse bu görüşe karşı olup, halktan farklı görünmeye meyil etmediler. Bunun sonucu iki farklı derviş tipi oluştu. Sufiler hem batın (içte) hem zahir (dışta) olarak kendilerini ifade ederken, Melami dervişliği sadece batın olarak yaşandı.

Derviş yaşantısı nasıldı?

Güçlü bir irfan ve ahlak seviyesinde olduğu düşünülen şeyhler etrafında toplanan dervişler, sohbetlere katılarak gıdalandıkları mescitlerde ve zaviyelerde sıkı bir eğitimden geçiyorlardı. Yeme, içme, uyuma ve diğer nefsani arzuları dizginleme, bunun ilk adımıydı.

Çile hırkasını giyen derviş, tüm insani temayülleri dizginlemeyi öğrenerek manevi olgunluğa erişme çabası içine girerdi. Bu çabanın amacı, murada ermek için gereken sabrın ve tahammülün üst seviyede gelişebilmesiydi.

Belli bir olgunluğa eren bazı dervişler bulundukları tekke ya da zaviyeleri terk ederek gezgin hale gelirlerdi. Çünkü tasavvufi öğretilerde sefere çıkmanın, seyahat etmenin öneminden ve adabından bahsedilirdi. Bu seyahatlerin amacıysa yine çile çekmek, yolda rastlanacak zorluklara göğüs germek, bunlara sabretmek, Allah’ın yarattığı dünyaya şahitlik edip tefekkür etmekti.

Gezgin halde olan dervişler yolda rastladıkları tekkelerde, zaviyelerde mescitlerde konakladıkları gibi mağaralarda, orman içlerinde, metruk binalarda yaşamayı da seçmişleridir. Giyim kuşam konusuna hiç ehemmiyet vermeyen dervişler, genelde saçları sakalları birbirine karışmış, üstleri başları toz toprak içinde gezdiklerinden çoğu zaman halk tarafından yadırganmışlardır.

Bu şekilde gezmenin iç güzelliklerini saklayıp dışa vurmamak edebinden olduğu görüşünü benimsemişlerdir. Mevlana eserlerinde bu dervişlerinden “hırka altındaki sultanlar” olarak bahsetmiştir.

Bir lokma bir hırka felsefesi altında yaşayan dervişlerin özellikle tekke yaşamlarında bir dizi edep ve adap kuralı uygulandığı görülür. Örneğin bir sini etrafında yemek için toplanan dervişler aynı anda yemeğe başlar. Biri zorunlu olarak sofradan kalkar ya da su içmek için ara verirse tüm dervişler kaşıklarını bırakıp bu kişiyi beklerler. Yemeğe ara veren kişinin beklenme amacı, bu ara sırasında diğer dervişlerin ara veren dervişten daha fazla lokma yemekten sakınmalarıdır.

Zamanla değişikliklere uğrasa da on ikinci yüz yıldan sonraları kurulan tarikatlarda da aynı adap kuralları uygulanmıştır. Fark olarak Sufi ya da Melamiler kurulan tarikatın şeyhine nispetle anılır olmuşlardır. Bunlara örnek Kadiri dervişi, Rıfai dervişi, Yesevi dervişi gibi isimlerle anılmalarıdır.

YAZI: ŞEBNEM CENGİZALP

Enjoy Ali Huda! Exclusive for your kids.