Din kardeşliğinin önemi birleştirici gücünde!

Toplum Contributor
maya-gm-ZatiL5Yx70U-unsplash
Maya GM-Unsplash

İslam dininde din kardeşliğinin önemi sıkça vurgulanan bir konudur. Buna göre, aynı anne ve babadan var olmayan bireylerin de birbiriyle kardeş olması mümkündür. Yani, aynı dine mensup olan kişiler temelde din kardeşidir.

Din kardeşliğinin önemi nedir?

Dinimizde sin kardeşliği hem Kur’an ayetlerinde hem de hadisi şeriflerde geçen bir konudur. Söz konusu ayetlerden birinde şöyle buyrulur:

“Müminler ancak kardeştirler, öyleyse iki kardeşinizin arasını düzeltin, Allah’a itaatsizlikten sakının ki rahmetine mazhar olasınız.” (Hucurat Suresi, 10. Ayet)

İlgili ayetten de anlaşılacağı üzere Müslümanların tümü Allahü Teala tarafından kardeş kabul edilir. Bu kimselerin küs kalmaları hoş karşılanmaz ve birbirleri üzerinde bazı hakları olduğu açıklanır. Ayet ve hadislerden anlaşılacağı üzere; selamlaşma, yardımlaşma ve birbiri için dua etme din kardeşlerinin birbirleri üzerindeki haklarıdır.

Müslüman kardeşleri karşı karşıya getiren olaylar nelerdir?

Şeytanın en büyük vesveselerinden biri olan fitne hem gerçek kardeşlerin hem de din kardeşlerinin arasını açabilecek güçtedir. Fitne sebebiyle İslam’ın ilk dönemlerinde Müslümanların karşı karşıya geldiği görülür. Art arda vuku bulan Cemel Vakası ve Sıffin Savaşı, din kardeşliğinin önemi hakkında ibretlik sonuçlar içerir.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in vefatıyla Müslümanlar ufak ufak karşı karşıya gelmeye başladı. Ancak bu durum daha da tırmanarak Hz. Osman’ın halifeliğinin ardından büyük bir savaşa dönüştü. Hz. Osman’ı şehit edilenlerin ne şekilde cezalandırılacağına dair varılan anlaşmazlıkla Müslüman ordular karşı karşıya geldi. Basra Bölgesinde 656 yılında yaşanan Cemel Vakası, Hz. Ali’nin galibiyetiyle sonuçlansa da İslam tarihinin ilk iç savaşı olarak kabul edildi. Sonuçta da İslam alemi ikiye bölündü.

Sıffin Savaşı, Muaviye ile Hz. Ali’nin ordusu arasında ve Cemel Vakası’ndan yaklaşık bir yıl sonra gerçekleşmiştir. Bu bağlamda, Müslümanlardan oluşan iki ordu aylarca çatışmaya devam etmiştir. Savaşın en hararetli anında ise Kur’an hadisesi yaşanmıştır. Hadise Hz. Ali savaşı kazanmak üzereyken Muaviye ordusunun Kur’an yapraklarını mızraklara geçirmesiyle başlar. Bundan sonra Hz. Ali’nin ordusundaki askerler birbirine düşer ve savaşın seyri değişir. Hz. Ali, bunun bir hile olduğunu ve bir arada kalınması gerektiğini söyle de askerler verilen emri dinlememiştir. Sonuç olarak Muaviye ordusundan 45 bin, Hz. Ali’nin ordusundansa 25 bin kayıp verilmiştir.

Cemel Vakası ve Sıffin Savaşı’ndan çıkarılması gereken ders nedir?

Cemel Vakası ve Sıffin Savaşı, Müslümanların ilk kez karşı karşıya kalmalarının örnekleridir. Her iki olayın ortak noktasıysa dini konularda yayılan fitnelerdir. Fitne, önüne geçilemediği takdirde kardeşi kardeşe öldürtebilir. Cemel Vakası ve Sıffin Savaşı Müslüman kardeşlerin büyük kayıplar vermesine neden olmuştur. Oysa, Allahü Teala bu savaşların taraflarını din kardeşi olarak nitelendirilir. Herhangi bir kargaşa durumunda da orta yolu bulmalarını tembihler.

Sıffin Savaşı din kardeşlerinin mücadelesinin yanında dini sömürünün de görülebileceği iyi bir örnektir. Savaşı kaybedeceğini alan tarafın Kur’an sayfalarını yırtması ve mızrakların ucuna geçirmesi de bu yüzdendir. Her ne şekilde sonuçlandığından bağımsız olarak dini materyaller savaşın seyrini değiştirmek amacıyla kullanılmış ve hedefe ulaşılmıştır.

Kısacası, Kur’an-ı Kerim’de üzerine vurgu yapılan din kardeşliğinin önemi oldukça büyüktür. Türlü fitnelerle karşı karşı gelmek, çatışmak ya da küsmek; taraflardan birinin galip gelmesini sağlamaz. Aksine bu süreçte verilen kayıplar her iki taraftan birden olur. Cemel ve Sıffin savaşları bu neticeye varmada örnek gösterilebilecek başlıca olaylardır.

YAZI: İPEK ATACAN