Görüş 18-Ağu-2020

Din ve Felsefe Araştırmaları

no-woman-photo-150x150
Şebnem Cengizalp
Yazar

Din ve felsefe araştırmaları arasındaki ilişki nasıldır? Aslında din kelimesi Kur’an-ı Kerim’de doksan iki farklı yerde geçmekte ve zül, yönetme, itaat, hüküm, tapınma, tevhit, İslam, şeriat, adet, ceza, hesap gibi anlamlarına örnekler vererek açıklanmaktadır.

Kur’an-ı Kerim üzerinde yapılan incelemelerde Mekki surelerde “din” kelimesinin “yevm yani gün” kelimesi ile birlikte “hesap günü” anlamında kullanıldığı ve hesap gününün, ahiretin varlığını anlattığı görülmüştür. Kelimenin bu şekilde geçtiği ayetlerde genel olarak Müslümanların; sorumluluk bilinci ile bir hesap günün varlığından haberdar olarak yaşaması istenir. Daha sonra tevhid ve teslimiyetten bahseden ayetlerde ise din kelimesi “muhlisine lehüd-din” yani dini yalnızca Allah’a has kılmak anlamında kullanılır.

Kur’an-ı Kerim’de din içeriği, tanımı, anlatımı yapılan dinin adı yüce Rabbimiz tarafından konulmuştur:

“Şüphesiz Allah katında din İslam’dır.” (Al’i İmran Suresi 19. Ayet)

Görüldüğü gibi din, bir tek anlama sahip, kısır bir tanımlamadan ibaret değildir. Din Kur’an-ı Kerim’de anlatıldığı şekilde Müslümanların hayatının her zerresine nüfuz etmiş ya da etmesi istenen takvalı yaşamın sırlarını barındırır. Erdemli, kurallı ve bilinçli bir Müslüman olarak yaşamak için gerekli olan her şeyi insana sunan dindir.

Din ve felsefe araştırmaları kapsamında felsefenin tanımı nedir?

Yazımızın ikinci tanım alanı olan “felsefe” ise bilgelik yolunda hayatın anlamı, duygu ve düşüncelerin bağdaştırılması, doğru ve erdemli bir hayat yaşamak için teori ve pratiğin iç içe geçmiş hali olarak açıklanmaktadır. Bazı filozoflar felsefeyi ekmek ve su kadar önemsenmesini öğütlerler. Bazıları felsefeyi “aklın gözü” olarak tarif eder. Bazılarıysa felsefeyi, “tabularla savaşmak” olarak anlar. Bazı filozoflar ise felsefeyi, “teorik kılavuz” olarak görür.

Felsefenin din ile ilişkisine bakıldığında şu sorular karşımıza çıkmaktadır: Tanrı var ise bunu nasıl bilebiliriz? Tanrıyı tanımlamak mümkün mü? İman ve akıl çatışır mı?  Bilim ve din çatışır mı? Dini tecrübelerin Tanrının varlığını kanıtlayıp kanıtlayamayacağı gibi birçok soru felsefenin başlıca çalışmaları arasında yer alır. İşte bu sorulara din bilimcilerin ve din felsefecilerinin yaklaşım tarzlarındaki farklılıklar felsefe disiplininin sadece aklı referans alırken din bilimcilerin kaynağının tamamen ilahi kitaplar ve yaşanmakta olan dinin olmasıdır. Ülkemizde ve dünyada hemen her platformda boy gösteren din felsefecilerinin temel sorusu dini inancın akıl yolu ile doğrulanıp doğrulanamayacağıdır.

Neden ve nasıl soruları felsefede çok önemli

Zihin dünyasında bilim “nasıl” sorusunu sorarken “neden” sorusunu felsefe sorar. Akıl varsa tefekkür olacaktır. İlk çağlardan bu yana insan, nereden gelip nereye gideceğini, hayatın anlamının ne olduğunu, çevresinde olup biten doğa olaylarının nedenlerini ve nasıllarını düşünmüş ve akla uygun şekli ile anlamaya çalışmıştır. Zamanla ortaya felsefe alnında şu disiplinler çıkmıştır: Varlık Felsefesi (Ontoloji), Bilgi Felsefesi (Epistemoloji), Ahlak Felsefesi (Etik), Sanat Felsefesi (Estetik), Siyaset Felsefesi, Bilim Felsefesi ve Din Felsefesidir. İlk filozofların çoğunlukla din adamları olmaları da bir tesadüf değildir. Kuşkusuz peygamberler filozof değildir, ancak din adamları içinden birçok filozof çıkmıştır.

Kelam ilmi nedir?

Din, felsefeye düşünce kod ve prensiplerini sunmuş felsefe de bu verilerin en doğrusunu bulmaya çalışmıştır. Bu yönü ile İslam Din Felsefesi diyebileceğimiz “Kelam” ilmi doğmuştur. Tefekkür, ilim, hikmet, akıl birbirinden farlı şeyler olmayıp insanın fıtratında olan eşyanın hakikatini araştırma dürtüsünün gerekleridir. O halde insan fıtratında olan tefekkür etme eğilimi ile Allah’ın yaratış şeklini, yaşamı, kainatı, içinde bulunduğu tabiatı analiz etmeli ve düşünmelidir. Bunların hepsi hakkında düşünmek, anlamlar yüklemek, açıklama getirmeye çalışmak tefekkür kelimesini karşılar.  Bireysel olarak insanın tefekkür etmesi neyi neden yaşadığı, günahlarla yüzleşerek yapılan hatalar için af dilenmesi ve tekrarlanmaması sonuçlarını getiren bir eylemdir.

Felsefe hem varlık olgusunu sorgular ve mevcut hurafelere karşı mücadele eder, ama aynı zamanda kendi içinde de çatışma yaşar. Çünkü herkesin kabul edeceği genel bir felsefi kural, yöntem, istikamet, ilke ve prensip yoktur. Dolayısıyla felsefe tarihte, dini sorgulamanın olduğu gibi dini tezleri temellendirmenin de aracı olmuştur.

 

 

İlgili makaleler
Görüş
Görüş 12-Eyl-2020
no-woman-photo-150x150
Şebnem Cengizalp
Yazar

Kur’an-ı Kerim terimi olan “vesvese”, varlığı şeytan varlığı ile özdeşleşen zihnine sinsice yerleştiği insan için kurtulması gereken kötü telkinlerdir. İlahi kılavuzumuz Kur’an-ı Kerim’de vesvese, şeytan ya da nefsin insana fısıldadıkları olarak tanımlanır. Ve bu fısıltılar insan için saptırıcı, şüpheye ve tereddüde düşürücü, dine aykırı davranışlara sürükleyicidir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 27-Ağu-2020
Şebnem Cengizalp
Yazar

Günümüzde, teknoloji ile oldukça hızlanan hayatlarımıza gelen yenilikler yanında nelerin kaybolup gittiğini bazen hatırlıyor bazen de modern çağ denizinin hırçın dalgaları arasında umursamadan akıp gidiyoruz. Hatırladığımız zamanların klasik cümlesi ise nerede o eski bayramlar, nerede o eski günler gibi cümleler oluyor.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 03-Ağu-2020
Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Pek çok tanımı bulunan kültür kavramı, genel bir tanımı ile bireyin yaşadığı toplum içinde öğrendiklerini nesilden nesle aktardığı bir bilgi mirasıdır diyebiliriz. Toplumun yaşadığı coğrafya ve iklime göre dil ve dinin de içinde bulunduğu unsurlarla gelenek göreneklerin oluşturulmuş halidir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 25-Tem-2020
Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Günümüz modern toplumlarının baş edilemez hale getirdiği yozlaşma, yabancılaşma, şiddet sorunları her geçen gün televizyon programlarının, sempozyumların, kişisel gelişim seminerlerinin başlıca konusu haline gelmiştir. Çevresel faktörlerdeki bu dejenerasyonun en büyük dezavantajı ise kişisel gelişim adımlarında bireyin içinde yetişeceği toplum ile etkileşiyor olmasıdır.

Devamı Devamı