Dini İnançların Edebiyat Üzerindeki Etkileri Nelerdir?

dreamstime_s_70960376

Din ile edebiyat arasındaki etkileşimi gösteren eserler İslamiyet öncesi ve İslamiyet sonrası Türk destanlarıdır. Bu bağlamda, yazılı ve sözlü edebiyat kaynakları tarihin birçok döneminde insanların dini inançlarından etkilenmiştir. Yani, din ve yazı ikilisi birbirlerinden beslenen iki olgu olarak kabul edilir.

Din ve yazın arasındaki ilişki nasıl tarif edilir? Dini konuların aktarımı sırasında dili etkili biçimde kullanmanın önemi büyüktür. Çünkü, dini bilgiler edebiyat sanatları yardımıyla daha estetik bir boyut kazanır. Böylece insanlar için daha etkileyici ve daha çekici bir hale bürünür.

Din ve edebiyat ilişkisi nasıldır?

Din ve edebiyat ilişkisinin diğer tarafındaysa, inanç unsuru vardır. Yazı, ortaya çıktığı döneme göre toplumun düşüncesel ve kültürel sisteminin bir yansıması olur. Dönemin inanç unsurları ve dini yapısı da doğal olarak yazı yazmak içerisinde kullanılır.

Türk edebiyatı İslamiyet inancından nasıl etkilenmiştir? Türk edebiyatının tarihsel evreleri, din ve yazı arasındaki bağıntının anlaşılabilmesi açısından güzel bir örnektir. Buna göre hem İslamiyet öncesi ve hem de İslamiyet sonrası edebiyatta dinin yansımaları vardır.

İslamiyet öncesi dönemlerde şairlerin çoğunluğu din adamlarından oluşurdu. Uygur Metinleri içerisinde yer alan ifadeler de din ve edebiyat etkileşimin en bariz örneğidir. Türk edebiyatında İslamiyet ile birlikte birtakım değişiklikler olmuştur. Bunun bir örneği olarak da İslamiyet sonrası Türk destanları incelenebilir.

Türkler, Müslüman olduktan sonra hem inanç hem de kültür bakımından büyük bir değişime uğramışlardır. Bu değişimler İslamiyet sonrası Türk destanları içerisinde rahatça fark edilebilir. Geçiş döneminin doğal bir yansıması olarak da edebiyat içerisinde en fazla işlenen konu din olmuştur.

İslamiyet ile birlikte edebiyat eserlerinde yaşanan değişimler nelerdir? Dinin Türk edebiyatındaki etkisi en çok Divan ve Tasavvuf edebiyatında fark edilir. Bu dönemlerin her birinde işlenen temel olgu dindir. Örneğin dönemin ünlü şairi Fuzuli, Su Kasidesi’nde Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed için beslediği sevgiden ve muhabbetten bahseder.

Türk edebiyatında İslam’ın yeri nedir?

Türk edebiyatında Arapça kökenli dini kavramlara yer verilmesi de din ve edebiyat etkileşimin ayrı bir şeklidir. Buna göre din temasını işleyen farklı türler ortaya çıkmıştır. Siyer, ilahi ve mevlüt gibi eserler; İslamiyet sonrası edebiyatı içerisinde yer alır. Arap ve İran edebiyatından öğrenilen yeni nazım türleri de bu olgunun diğer bir yansımasıdır.

Din ve edebiyat arasındaki etkileşimin sebepleri nelerdir? İnsanlar, duygu ve düşüncelerini estetik bir incelikle aktarmak istediklerinde edebiyat ürünlerinden faydalanırlar. Bu bakımdan, edebiyat aynı zamanda yapıldığı dönemin aynadaki bir yansımasıdır. Edebi eserler incelendiğinde dönemin; siyasi, kültürel, toplumsal ve dini olayları hakkında fikir elde edilebilir.

Tarih boyunca ortaya çıkan tüm edebiyat eserlerinde din, olmazsa olmaz bir olgudur. Buna göre inançları ne olursa olsun insanlar, edebiyata da bunu yansıtmışlardır. Çünkü din, tüm hayatı etkisi altına alan bir kavramdır. Toplumların; siyasi düzeni, ahlak yapıları, kültür değerleri ve insan ilişkileri dini esaslar baz alınarak oluşturulur. Bu bakımdan din, yaşamın her alanında varlığını hissettirir.

Dinin insan yaşamındaki varlığı ve etkisi, edebiyatın görmezden gelemeyeceği kadar büyüktür. Bu sebeple din ve edebiyat iç içe geçmiş ve birbirinden ayrı tutulamayacak kavramlardır. Türk edebiyatının İslamiyet öncesi ve sonrası olarak incelenmesinin temelinde de bu kabul yatar. Zaten İslamiyet sonrası Türk destanları; toplumun değişen inanç sistemini, kültürel yapısını ve ahlaki değerlerini açıkça göstermektedir.

Özetle, bir toplumun dini inançları onların edebi eserleri incelenerek öğrenilebilir. Din, bu bakımdan göz ardı edilemeyecek derecede bir öneme sahiptir.