Dini söylemler ve toplumsal birliğe etkileri

Toplum Contributor
Dini söylemler
Dyana Wing So-Unsplash

İnsanlık var olduğundan beri dayanışma, paylaşım, kargaşa ya da tartışmalar devam etmektedir, dini söylemler ise bu eylemlerde görülen başlıca faktörlerden biridir. Buna göre, dini temaların insanları bir araya getirebildiği gibi zıt görüşler arasında derin kopmalara neden olabileceği de kabul edilir. İslami öğretilerdeyse Müslümanlara, özellikle karmaşa ve kaos zamanlarında, daima birlik ve dayanışma halinde olmaları tembih edilir.

Fikri ve dini söylemler nelerdir?

İslam inancı, dünyanın tarihi ve coğrafi konum bakımından birbirinden oldukça ayrı sayılan bölgelerinde yayılmış durumdadır. Bunun doğal bir sonucu olarak da Müslümanlar arasında; inanç, mezhep ve günlük alışkanlıklar gibi çok sayıda değişken ortaya çıkmıştır. Fikri ve dini söylemler de bu değişkenler arasında sayılabilir.

Dini anlamda ortaya çıkan görüş ayrılıklarını farklı şekillerde kategorize etmek mümkündür. Dindar söylem, din dışı söylem, akademik söylem, bireysel söylem, cemaatçi söylem ve gelenekçi söylem; bu kategoride yer alan başlıca ayrılıklardır. İslam bilimleri başlığı altında dini söylemlerin nasıl olması gerektiği konusunda hararetli çalışmalar yapıldığı da görülmektedir.

İslam; paylaşımcı, yardımı emredici ve kuşatıcı bir yapıya sahiptir. Bu bakımdan dini üslup kullanılırken İslam’ın bu yönlerine odaklanılması tavsiye edilir. Bu şekilde toplumun en küçük yapı taşı olan aileden başlayarak, en büyük toplum iradesi olan devlete kadar her alanda beraberlik olur.

Toplum sağlığı açısından ne tip dini üsluplardan uzak durulmalı?

Din; sömürüye, insanlar arasında kavga fitili ateşlemeye ve ayrımcılık gözetmeye elverişli bir özelliktedir. Bu bakımından insanlık tarihinin başlangıcından bu yana dini üsluplar sebebiyle türlü anlaşmazlıklar çıktığı kaydedilmiştir.

Ayrımcı ve ötekileştirici üsluplar toplumda yer alan farklı inanç ve kimliklerin bağlarının tamamen kopmasına sebep olur. Bu sebeple, tüm Müslümanların din kardeşi olduğunu unutmamak gerekir. Nitekim Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in bir hadisinde şöyle buyrulur:

“Müslümanın, din kardeşine üç günden fazla dargın kalması helal değildir. Onlar birbirleriyle karşılaştıklarında birisi yüzünü şu taraf, diğeri ise öte tarafa çevirir. Onların en hayırlısı önce selam verendir.” (Tirmizi, Birr ve Sıla)

İlgili hadisten de anlaşılacağı üzere, İslam inancını benimseyen kişiler arasında en ufak dargınlık yaşanması bile hoş değildir. Bu bakımdan dini üslupta olabildiğince birleştirici unsurlara yer vermek gerekir. Günümüzde, farklı nedenlerden ötürü olsa da pek çok toplum bölünme ve parçalanma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Dini birlik ve beraberlik, bu parçalanmaları bertaraf edebilecek büyük bir etkendir.

Dini eğitimin önemi nedir?

Bir toplumda kabul edilen baskın din, yaşamın her alanında farklı motiflerle bireyin karşısına çıkar. Din ve toplum arasındaki etkileşimin çift taraflı olduğu söylenebilir. Bu bakımdan toplum, dini ögelerden etkilendiği gibi; dinin birtakım tarafları da toplum değerlerine göre şekillenebilir. Tüm bu sebeplerden ötürü dini eğitim toplum üzerinde yadsınamayacak derecede önemlidir.

Din eğitimi sayesinde; çocukların aradığı temel sorulara cevap verilebilir, kültür özellikleri gelecek nesillere aktarılabilir ve hurafelerin yayılması önlenebilir. Din eğitimiyle aynı zamanda farklı inanç ve fikirlere karşı nasıl bir tutum alınması gerektiği de öğretilir.

Kısacası, dünya üzerinde çok sayıda din vardır ve bu dinlere bağlı yaşayan insanlar da birbirinden oldukça farklıdır. Bu durum İslam inancı için de geçerlidir. Müslümanlara düşen vazife, din kardeşlerine karşı birleştirici ve bütünleştirici olmayı ilke edinmektir. Bu ilkeyle hem bireysel anlamda hem de toplumsal anlamda bir huzur yakalanabilir.

 YAZI: İPEK ATACAN