Dinimiz İsraf Hakkında Ne Der?

laura-mitulla-52-C-a008FI-unsplash
Fotoğraf: Laura Mitulla-Unsplash

Kur’an-ı Kerim’de yer alan “Eli sıkı olma, ölçüsüzce eli açık da olma; sonra kınanacak, kendi kendine hayıflanacak duruma düşersin!” (İsra Suresi, 29. Ayet) ayeti, dinimizin israf hakkındaki düşüncesini anlatır. Bu bağlamda İslam, cimri olmak ile savurgan olmak arasında bir denge kurulmasını emreder.

İsraf ise yalnızca yeme içmede değil; zamanda ve iyilikte yapılan her türlü aşırılığı niteler. Buna göre Müslüman bir kimsenin başta yiyecek konusunda olmak üzere her türlü israftan kaçınması gerekir. İsrafın en fazla yapıldığı alan mutfaktır. Ancak basit yöntemlerle artan yiyecekleri değerlendirmenin birçok yolu bulunur.

Artan ekmekleri kullanma yolları neler? Ekmek, Türk toplumu için neredeyse en fazla tüketilen besin maddesidir. Bu sebeple de ekmeklerin fazla geldiği günler ile karşılaşmak mümkündür. Ekmek, farklı şekillerde değerlendirilebildiği için, arttığı takdirde doğrudan çöpe atılmak zorunda değildir. Bu bağlamda, artan ekmek ile yapılabilecek değerlendirme yolları şu şekilde olabilir: Ekmekler fırınlanıp, robottan geçirildiği takdirde galeta unu haline gelir ve köfteler için kullanılabilecek bir malzeme olur. Küp küp doğranıp, tavada kızartılırsa çorbaların içerisinde kıtır ekmek olarak kullanılabilir. Üzerine peynir, sucuk gibi kahvaltılıklar eklenerek ızgara yapılabilir. Artmış olan etlerle yapılabilecekler

Artan etler de tıpkı ekmeklerde olduğu gibi farklı şekillerde değerlendirilebilir. Ancak bu noktada belirleyici faktör, etin pişirilme şeklidir. Buna göre, haşlanmış beyaz ve kırmızı etler; yağları süzülüp uygun şekilde kesildikten sonra çorbaların içine konabilir. Bu etler, aynı şekilde, pilava eklenebilir ya da tavuk salatası olarak hazırlanabilir. Eğer akşamdan kalan et kavrulmuş ise de küçük bir kavanoza konup, dondurucuya konabilir. Dondurucuda bekleyen et, kullanılacağı zaman her türlü yemeğin içine ilave edilebilir.

Derin dondurucu mucizesi! Her buzdolabında bulunan dondurucu bölmesi, tasarruf açısından da hayat kolaylaştıran bir fonksiyona sahiptir. Bu bağlamda çiğ yiyecekleri uzun süre muhafaza eden dondurucularda pişmiş yemeklerin saklanması da mümkündür. Bu noktada dikkat edilmesi gereken tek şey, pişmiş yiyeceklerin dondurucuda uzun süre beklemeyeceğini bilmektir. Yani artan yemekler, dondurucuya konulduktan sonra bir iki hafta içinde tüketilmelidir. Bu süre aşıldığı takdirde sebze yemeklerinin tadı değişmeye başlar, etli yemeklerde ise bakteri oluşma riski vardır.

Derin dondurucular, israf etmemek isteyenler için iyi bir seçenektir. Bu sayede artan yemekler çöpe gitmekten kurtulur ve başka bir akşam için de hazır bir menü oluşur. Üstelik bu bölmeler yalnızca yemekler için değil aynı zamanda ekmekler için de saklamaya elverişlidir. Bu bağlamda, fırından alınan ekmekler gönül rahatlığı ile derin dondurucuda saklanabilir. Tüketilmek istendiği zaman da belli bir süre önce buzdolabına alarak çözünmesini beklemek gerekir.

Sokak hayvanlarını besleyelim… Hz. Muhammed bir hadisinde, “Her canlıya yapılan iyilikte bir sevap vardır.” (Buhari) buyururlar. Buradan anlaşılacağı üzere dinimiz insanlara merhamet etmenin yanı sıra hayvanlara karşı da iyi davranışlarda bulunmayı teşvik eder. Peygamber Efendimiz bir başka hadisinde de “Müslümanın diktiği ağaçtan yenilen şey sadakadır. O ağaçtan çalınanlar, vahşi hayvanların ve kuşların yedikleri sadaka olur.” (Müslim) buyurur. Yani, hayvanları beslemek aynı zamanda sadaka yerine de geçen bir eylemdir. Bu noktada özellikle yaz ve kış aylarında sokak hayvanlarının besin ve su ihtiyacının arttığı bilinir.

Evde artan yemekleri değerlendirmenin en iyi yollarından biri de hayvanları beslemektir. Bunun için yemekler uygun bir kaba doldurulduktan sonra, onların ulaşabileceği bir alana bırakılabilir. Ancak bu aşamada çevrede yaşayan insanların rahatsız olmayacağı vakit ve yerler tercih edilmelidir.