Dinimiz Yeme, İçme ve Harcamada İsraf Edilmemesini Tembih Eder

dreamstime_s_143118841
Fotoğraf: ID 143118841 © Irina Shpiller | Dreamstime.com

İslam dininde, insanın yaşamındaki herhangi bir alanda israf yapılması yasaklanır. Beslenme amacı ile yapılan tüketimin de fazlası israf olarak nitelendirilmiş ve yasaklanmıştır. Peygamber Efendimiz (SAV), beslenme konusundaki ölçüyü şu şekilde aktarır: “Hiçbir insan midesinden daha tehlikeli bir kap doldurmamıştır. Halbuki kişiye kendisini ayakta tutacak birkaç lokma yeter. Şayet bir kimsenin mutlaka çok yemesi gerekiyorsa, midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini içeceğe, üçte birini de nefesine ayırsın!” (Tirmizi)

Çok yemek, kişinin gün içerisindeki öğünlerde ve genel beslenmesinde gerekenden fazla besin tükettiği manasına gelir. Bu bir alışkanlık haline geldiğinde ise insan vücudunda belirgin zararlar ortaya çıkar.

Sindirim sistemi zorlanır: Beslenme ile vücuda alınan besinlerden öncelikle enerji elde edilir. Bundan geriye kalan kısım ise vücuttan atılır ve sindirim tamamlanır. Vücuda gereğinden fazla besin almak, sindirim sisteminin aşırı çalışmasına ya da yavaşlamasına sebep olur. Her iki durumda da organlar görevlerini olması gerektiği gibi yerine getiremezler. Bunun sonucunda ise kişide mide ve bağırsak problemleri ile karşılaşılır. Oysa az miktarda ve ağır bir şekilde beslenmek vücut fonksiyonlarını korumanın en basit yoludur.

Sürekli yorgunluk hissedilir: Olması gerekenden fazla yemek, metabolizmaya fazla yüklenmeye ve bazı hormonların düzeninin bozulmasına sebep olur. Uyku düzenini sağlayan hormon da bu durumdan etkilenen bir bileşendir. Neticede, aşırı tüketim yapan bir kimsede sürekli bir yorgunluk hali baş gösterir.

Yemek ile birlikte aşırı çalışmaya başlayan metabolizma, kalp ritmindeki artışı da beraberinde getirir. Ritim bozukluğu yaşayan kimselerde uykuya dalmada güçlük çekilir ve kaliteli dinlenme süreci geçirilemez.

Obezite: Çağımızın en büyük hastalıklarından biri olan obezitenin temelinde, istisnai durumlar hariç, çok yemek vardır. Kilo alımının önüne geçilmediği takdirde kişi obez olarak nitelendirilir. Olması gereken kilonun üstüne çıkan bireylerde yürümek ve nefes almak gibi basit aktivitelerin yapımının bile zorlaştığı görülür. Bu zorluklar zaman içerisinde yerini karaciğer yağlanması gibi daha ciddi sorunlara bırakır.

Konsantrasyon bozukluğu ve hafıza kayıpları yaşanır: Aşırı yeme durumunda zamanla vücutta fazla besinler için depolama yapılır. Vücutta depolar oluştuğunda normalde atık olarak nitelendirilen bileşenler kanda dolaşmaya başlar, dolayısı ile kan ağırlaşır, dolaşım yavaşlar. Kanda dolaşan atıklar, zamanla damarlarda birikir ve tıkanıklıklara yol açar. Bu tıkanıklıklar sebebi ile de hücre, doku ver organlar yeterli besin alamaz. Besin alamayan vücut sistemlerinden beyne, aç oldukları uyarısı yapılır. Bu durumda da insanın iştahı artar ve sonsuz bir döngüye girilir. İştahlanan kişi yemek yer, yemeğin fazlası depolanır ve damar tıkanıkları daha da artar. Bu döngü içerisinde besinsiz kalan organlar sebebi ile de; konsantrasyon bozukluğu ve hafıza kaybı gibi problemler oluşmaya başlar.

Peygamber Efendimiz’in yemek adabı nedir? Hz. Muhammed, yemek ölçüsünün yaşamın devamlılığını sağlayacak miktarda olması gerektiğine işaret eder. Bu bağlamda kendisinin, İskenderiye Mukavkısı tarafından hediyelerle birlikte gönderilen bir doktora “Ev halkının yanına dönebilirsin. Çünkü biz acıkmadıkça yemeyen bir kavmiz. Yediğimiz zaman da doyuncaya kadar yemeyiz. (Halebi) buyurduğu bilinir. Buradan anlaşılacağı üzere çalışacak ve ibadet edebilecek kadar besin tüketmek dinimiz açısından yeterlidir. Çok yemenin vücut sağlığı üzerindeki negatif etkileri incelendiğinde de bu tüketim şeklinin doğruluğu kanıtlanmaktadır. Yeterli tüketim yapan bir kimse hem vücut sağlını korumuş hem de İslam’ın yasaklamış olduğu israftan kaçınmış olur. Az yemek, tüm bunların yanı sıra nefsin de terbiyesi demektir.