Dinimizde helalleşmenin önemi nasıl ele alınır?

Helal Contributor
Dinimizde helalleşmenin önemi
Matthew Henry-Unsplash

Müslümanlığın en kısa tarifiyle elinden ve dilinden başkasının zarar görmediği şeklinde ifade edildiği dinimizde helalleşmenin önemi, adaletli olmak ve kul hakkı üzerinden ortaya konur. Bir borcun ödenmesi, yükten kurtulmak veya düğümü çözmek anlamına gelen helalleşme, müminlerin kul hakkından sakınma yollarından biri olarak tavsiye edilmektedir. İslam, kul hakkını ihlal etmeyi zulüm, ihlal edeni de zalim olarak görmektedir. İster maddi isterse manevi olsun başkasının hakkını ihlal etmek haram ve zulüm olarak nitelendirilir. Bundan sakınmak içinse öncelikle kul hakkını gözetmek bir disiplin haline getirilmelidir. Müminler diğer insanlara karşı haksızlık yapmaktan sakınmalıdır.

Kul hakkı ve helalleşme arasındaki ilişki nasıldır?

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) bir hadisinde kul hakkının önemini şöyle ifade eder:

“Kimin sorumluluğunda bir kimsenin nefsi (ırzı) veya ona ait bir şey ile ilgili hak varsa paranın işe yaramadığı kıyamet günü gelmeden önce dünyada o mazlumla helalleşsin (mazlumdan hakkını bağışlamasını dilesin). Bu yapılmadığı takdirde (kıyamet günü) zalimin var olan salih amelinden zulmü kadar alınır da hak sahibine verilir. Eğer zalimin sevabı bulunmazsa, mazlumun seyyiatından alınıp zalim üzerine yükletilir.” (Buhari)

Dini terbiyemizde ve kültürümüzde hakkı ve adaleti gözetmeye yönelik en güzel davranışlardan biri haline gelen helalleşmenin temelinde şüphesiz kul hakkı temel rol oynar. Üzerimizde bir kişinin hakkı söz konusu ise bu hakkı maddi değeri ile hak sahibine af dileyerek ödememiz gerekir. Şayet hak sahibi vefat etmişse bedelini onun varislerine vermemiz, bu da mümkün değilse hak sahibinin adına ihtiyacı olanlara ya da hayır kurumlarına bağışlama yoluna gidilmelidir. Bu malı aynısı veya bedeliyle ödeme imkanımız yoksa hak sahibinden hakkını bağışlaması yani helal etmesi dilenir.

Helallik istemek ne demektir?

Bu noktada hak sahibinin hakkını bağışlaması ne kadar erdemli bir davranış olsa da bağışlamama hakkı da söz konusudur. Ancak hakkın konusu kişinin canı, izzeti, nefsi, itibarı ile ilgili ve iftira, gıybet gibi Allah’ın haram kıldığı davranışlardan meydana gelmişse hak sahibinin affı veya alınan helallik de yeterli değildir. Bunun takdiri Yüce Allah’a mahsustur. Hz. Muhammed (sav) buyuruyor ki:

“Haksızlığa uğramış kişinin (mazlumun) bedduasından sakınınız. Çünkü onun duasıyla Allah arasında perde yoktur.” (Buhari)

Haklarını ihlal ettiğimiz kimselerden helallik istemek, aynı zamanda hatalarımızı kabul etmek anlamına da gelmektedir. Çoğu insan için bunu kabullenmek zordur. Ancak Allah korkusunu taşıyan insanlar için Rabbinden bağışlanma dilemek için önce hakkı ihlal edilen kulun affına sığınmak yani helallik istemek gereklidir. Ayrıca helalleşmek, eğer kul hakkı çiğnenmeye devam ederse sorumluluğunun kalkması için yeterli de değildir. Helallik almanın hem Allah katında hem de insanlar nezdinde samimiyet ve süreklilik içermesi önemlidir.

Dinimizde helalleşmenin önemi nedir?

Kur’an-ı Kerim’de “kul hakkı” ifadesi yer almamakla birlikte birçok ayette adalet, hak ve bunları sağlamaya yönelik ölçüler vurgulanır. Yetim hakkı, ana-babanın hakları, eşlerin hakları, ticaret ve sosyal hayatta hakkı gözetmenin öneminden bahsedilir. Çeşitli hakları ele alan ayetlerde kişilerin maddi ve manevi haklarının korunması, gasp edilmemesi, mahrum edilmemesi emir olunmakta; akraba ilişkilerinden ticari ya da sosyal ilişkilere kadar birçok alandaki hak kavramının önemle altı çizilmektedir.

Çok geniş bir muhteviyatı bulunan kul hakkı ifadesi; bireysel ve sosyal hayatın her alanındaki ilişkiler sistemine düzenleme getirmektedir. Esasen dinimiz, Allah’ın rızasını, müminlerin birbirinden razı olmalarına dayandırmaktadır. Bu yönüyle kul hakkı, insan hakları kavramından çok daha bağlayıcı yaptırıma sahip olan bir ifadedir. Dini terbiyemizde helalleşmenin önemi bu nedenle bireysel ve toplumsal zeminde birçok değerle ifade edilir.