Dinimizde Kadınların Kıymeti Çoktur

mh-women-01
Kadınların değeri bilinmeli.

Kadının toplumun içindeki yeri, günümüzde gittikçe önem kazanmaya devam ediyor. Çekirdek aileden başlayarak aileyi çekip çeviren, toplayan ve onaran kimliği ile kadın güçlü bir varlık gösteriyor. Kadının ezildiği durumlar için kurulan sosyal sorumluluk platformları, katlanarak artan yardım yöntemleriyle zor durumdaki kadınlara yardım ulaştırıyor.

İslamiyet’ten önce yaşanan cahiliye döneminde doğan kız çocuklarından utanç duyulduğuna dair bazı kanıtlar bulunuyor. Cahiliye döneminde öldürülen kız çocuklarıyla da ilgili bilgiler bulunuyor. Kur’an-ı Kerim ile birlikte kız çocuğunun da erkek çocuklar gibi Allah’ın bir lütfu olarak dünyaya geldiği anlayışı yayıldı. Kur’an-ı Kerim geldikten sonra bazı kız babaları Hazreti Muhammed’e cahiliye döneminde yaptıkları davranışları anlatarak pişman olduklarını söylediler.

“Ey inananlar, (akrabanızın kadınlarına) zorla varis olmanız size helal değildir. Onlara verdiğiniz saçının bir kısmını geri almak için onları sıkıştırmayınız.” (Nisa Suresinin 19. Ayet). Bazı durumlarda kişilerin vasisi bulundukları kız çocukları ile sadece mallarını elde etmek için evlendikleri görülüyordu. Bu adaletsiz durum İslamiyet’le birlikte ortadan kalktı. Nisa Suresi’nin ikinci ve üçüncü ayetleri, yetimlerin mallarını yemeyi, mallarına konmak için onlarla evlenmeyi yasakladı: ”Yetim kızlarla evlendiğiniz zaman onlara karşı adaletli davranamayacağınızdan korkarsanız, başka kadınlarla evleniniz.”

Günümüzde İslamiyet’te en çok eleştiri alan konulardan biri de erkeklere dört eşe kadar izin verilmesidir. Bu durumu aydınlatmak için yine İslamiyet’ten önce erkeklerin 20’ye kadar kadınla evlenmesinin önü açık olduğunu söylemekte yarar var. İslamiyet bu sayıyı dörde çekerken önemli bir kuralı da buyurmuştur. Nisa Suresi’nin üçüncü ayetinin sonunda erkeklere bir kadınla yetinilmesi öğütlenir. Bu kadına verilen değerin anlaşılması için önemli bir husus. Birden fazla evlilik yapacak erkeğe önemli bir kural daha buyrulmuştur: “Eğer kadınlar arasında adalet yapamayacağınızdan korkarsanız bir eş alınız!” Birden fazla eş almayı düşünenler için adaletli davranma zorunluluğu bunu gerçekleştirecek kişiler için de önemli bir engel teşkil eder.

Kur-an’ı Kerim’de birçok ayette kadın ve erkeğe birlikte hitap edilir. Hz. Ömer’in kadının önemini anlamamıza yarayan bir anısı bulunuyor. Medine’ye geldiğinde şöyle der: “Biz Kureyşliler, karılarımızın sözünü dinlemezdik. Medine’ye geldik, Medinelilerin, karılarının sözleriyle gezdiklerini gördük. Bizim kadınlarımız da onların kadınlarından öğrenip, bize karşılık vermeye başladılar. Bir gün karıma kızdım. Çünkü yapmak istediğim bir şeyde bana: ‘Şöyle yapsan daha iyi olur, dedi.’ Ben de ‘Sen kim oluyorsun ki benim işime burnunu sokuyorsun?’ dedim. Karım: ‘Sen, sana karşılık verilmesini istemiyorsun ama kızın, Allah’ın Resulüne karşılık veriyor.” (Müslim, Birr ve Buhari, Zekat)

Aile hayatını her zaman önemseyen Hazreti Muhammed “Sizin en hayırlınız, ehline (eşine ve çocuklarına) en hayırlı olanınızdır. Ve ben de ehline karşı en hayırlı olanınızım.” (Tirmizi, Rada, 11/1162)

İslam öncesi devirde saygın bir yeri olmayan kadın, İslamiyet’le birlikte toplumdaki yerinde büyük bir ilerleme kaydetti. Peygamberimiz kız çocuklarını adaletli bir şekilde yetiştirmenin önemini şöyle örnekler: Üç, iki, hatta bir kız çocuğunu, haklarını koruyarak yetiştiren babanın, cennette kendisiyle beraber olacağını duyurur. (İbn Mace, Edep 3)

Mihir geleneği de evlenen kadının ayrılması halinde ona bir güvence olarak verilmiştir. İslamiyet’ten önce boşanan erkekler eski eşlerine bakmadan, onların sorumluklarıyla ilgilenmeden evliliklerini bitirebilmişlerdir. Kur-an’ı Kerim ile kadınlar evlenirken boşanmaları durumunda istedikleri bir miktarı imam ve şahitler huzurunda söylerler. Erkek boşanırsa bu mihri ödemekle yükümlüdür. Böylece kadının evlilik sonrası geçimi erkek için keyfi bir durum oluşturamamıştır. Yapılan evliliğin önemsenmesi ve korunması adına da verilen bir sözdür.