Dinimizde kayıp eşya bulmak

İslam Contributor
kayıp eşya bulmak
Toa Heftiba-Unsplash

İslam’da yer alan fıkhi hükümlerinden biri de kayıp eşya bulmak ile ilgilidir. Kaybolan ve sahipsiz bir eşyayla karşılaşmak, herkesin başına gelebilmesi muhtemel bir olaydır. Bu sebeple de dinen buluntu malla ilgili doğru işler yapılmalıdır.

İslami literatürde yer alan lukata ne manaya gelir?

İslam hukuku ve ahlak değerleri içerisinde yer alan öğretiler, genellikle toplumsal hayatı düzenlemek için vardır. Bu bakımdan toplum içerisinde karşılaşılabilecek olaylar değişik terimlerle açıklanır. Buluntu mallar için kullanılan bu terim de lukata olarak isimlendirilir.

Lukata, sözlük anlamıyla “bir malı yerden kaldırmak” manası taşır. Burada kastedilen mal buluntu, yani sahibi bilinmeyen olarak kabul edilir. İslam inancının temel olgularının başında can ve mal güvenliğine yer verilir. Bu bakımdan kayıp eşya bulmak ile alakalı bazı açıklamalarla karşılaşmak mümkündür.

İslam’da kayıp eşya bulmak ile ilgili hükümler nelerdir?

Dinimizde pek çok konu Kur’an-ı Kerim ayetleri ve hadisler aracılığıyla açıklanır. Bu bağlamda, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed kayıp mallarla ilgili bir hadisinde şöyle buyurmuştur:

“Kim bir yitik malı bulursa, iki adil kimseyi olaya şahit yapsın, gizleyip saklamasın. Sahibini bulursa ona iade etsin. Bulamazsa o mal Allah’ın mali hükmünde olup Allah onu dilediğine verir.” (Ebu Davud)

Buradan da anlaşılacağı üzere kayıp eşya, adından da anlaşılacağı üzere malı bulan kişiye ait değildir. İlgili hadisten yola çıkıldığındaysa buluntu malları sahiplenmek yerine çevreye duyurmak ve diğer insanları da bu olaya şahit tutmak gerekir.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in kayıp eşyalar konusunda başka hadisleri de vardır. Bu hadislerde de benzer şekilde kayıp malın gizlenmemesi ancak belirli bir süre muhafaza edilmesi tembih edilir. Malın sahibi bulunursa da söz konusu eşyanın sahibine iade edilmesi istenir.

Kayıp bir eşya bulduğumuzda ne yapmamız gerekir?

Bir toplumda yer alan yazılı ve yazısız kurallar, bu topluma mensup olan kişilerin can ve mal güvenliğini temin eder. Bu noktada toplumsal huzuru korumanın yolunda tüm bireylere düşen görevler bulunur. Kaybolan ve sahibi bilinmeyen mallarla ilgili doğru işler yapmak da bu görevler arasındadır.

İslami değerlere göre bir başkasının malını ondan rıza almadan sahiplenmek caiz değildir. Kayıp malların sahiplenilmesi de buna benzer şekilde caiz değildir. Yani, buluntu bir mal gizlice alınamaz ve sahiplenemez. Bunun yerine herhangi bir eşya bulduğumuzda bunu çevredekilere, onları da şahit tutarak, duyurmak gerekir. Sahibi bulunduğunda da bu buluntuyu zarar vermeden iade etmek gerekir.

Kayıp bir eşyayı gizlemeden muhafaza etmek ve gerektiğinde sahibine iade etmek, yalnızca dini değil aynı zamanda insani bir vazifedir. Bu vazife bulunan eşyanın maddi karşılığı olup olmadığından tamamen bağımsızdır. İnsanlar, sahip oldukları mallara maddi ve manevi değerler yükleyebilirler. Bu sebepledir ki değerli bir eşyayı kaybetmek herkesin başına gelebilecek bir iştir.

Yalan söylememek, adaletli ve güvenilir olmak İslam’da önem verilen olgulardır. Hatta Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e verilen “Muhammedü’l emin” sıfatı da bu konuyla alakalıdır. Kendisi en zor şartlarda dahi emanet edilen tüm mallara layığı ile bakmıştır. Salih bir Müslümana düşen görev de Allah’ın Resulü’ne uygun şekilde davranmaktır.

Yalandan uzak durmak, verilen sözü tutmak ve adaletli olmak; aslında güvenilirliği sağlamanın bir yoludur. Küçük bir adımmış gibi görünse de kayıp bir eşyaya layığı ile davranmak da bu güvenilirliğin basit bir örneğidir.

YAZI: İPEK ATACAN