Dinimizde Sırat Köprüsü Nasıl Bir Öneme Sahiptir?

chris-barbalis-aX4zU9Rp7jo-unsplash
Fotoğraf: Chris Barbalis-Unsplash

Sırat köprüsü, Kur’an ayetlerinde ve Peygamber Efendimiz’in hadislerinde sık sık işaret edilen bir kavramdır. Bu bağlamda, rivayetler ışığında ahiret yaşamına cennette devam edecek olanların öncelikle cehennemin üzerinde bulunan sıratta geçmeleri gerekir. Ebu Sa’id el-Hudri’den aktarıldığı üzere bu köprü, kıldan ince ve kılıçtan da keskindir. Ulema tarafından yapılan yorumlara göre, bu benzetme Sırat Köprüsü’nden geçişin ne kadar meşakkatli olduğunu anlatır.

Hadisler ışığında sırat kavramı… Sırat, kıyametin kopuşundan sonra tüm insanların üzerinden geçeceği köprünün adıdır. Bu köprü, cehennem ateşinin üzerinde bulunur ve insanların köprüden geçme hızları da amelleri ile doğru orantılıdır. Bu bağlamda, salih amel işleyenler Sırat köprüsünden kısa bir zamanda geçerler. Amelleri daha farklı olanlar da burada daha fazla vakit geçirirler. Peygamber Efendimiz, ümmetini bu konuda şöyle bilgilendirir: “İnsanlar cehenneme gelirler, sonra amellerine göre oradan geçerler: Onların ilk grubu şimşek hızıyla geçer. İkinci grup rüzgar gibi geçer. Sonra at süratiyle, at binicisi süratiyle, sonra yaya koşusuyla, sonra da yaya yürüyüşüyle geçer.” (Tirmizi)

Peygamber Efendimiz’den aktarıldığı üzere Sırat köprüsündeki bu geçiş, kişinin ameli izin vermeyinceye kadar devam eder. Bu aşamada Hz. Muhammed’in de köprünün başında bekleyeceği işaret edilir. Peygamber Efendimiz, “Sonra köprü cehennem üzerine kurulur ve şefaat için izin verilir.” (Müslim) buyurur.

Sırat-ı müstakim üzere olmak ne demek? Kur’an-ı Kerim içerisinde sırat kavramının “sırat-ı müstakim” olarak tekrar edildiği görülür. Bu tabir, en genel hali ile doğru yol manası taşır. Bu bağlamda Cenabı Hak, kullarına istikamet üzere ve dosdoğru olmalarını emreder. Bu emir Kur’an-ı Kerim içerisinde “Şüphesiz bu benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun: (başka) yollara sapmayın; sonra onlar sizi Allah’ın yolundan ayırır.” (En’am Suresi, 153. Ayet) şeklinde yer alır. Bazı din alimlerine göre sırat köprüsü kavramı da tıpkı sırat-i müstakim olmak gibi, doğru yolu takip etmeyi simgeler.

Sırat köprüsünden kolayca geçmek için ne yapılmalı? Cehennem üzerine kurulan sırattan geçmek, ancak salih kullara nasip olacaktır. Bu sebeple de dünya yaşamının geçici olduğu bilincinde olanlar ve İslam’ın emrettiği şekilde yaşayanlar; bu sınavı kolayca geçecektir. Peygamber Efendimiz, ümmetine sık sık “Esas hayat ahiret hayatıdır.” (Buhari) diyerek, dünyanın geçip gideceğini hatırlatır. Bu hatırlatmaya uyan kişiler de yaşamlarını Allah’ın rızasını almak ümidiyle geçirir ve O’nun emrettiklerini yaparlar. Kişinin nefsi ve şeytanın vesvesesi, doğru yolda ilerlemenin önündeki en büyük iki engeldir. Bu engellere uymayan, iman ve ibadetlerinden ödün vermeyen kimseler için de sırattaki sınav çok daha kolay geçecektir.

Sırat köprüsünden geçişte kişiye yardımcı olacak ameller hem ibadetleri hem de insan ilişkileridir. Bu bağlamda, her insanın mutlaka uğrayacağı bu köprüde; namaz, zekat, oruç ve hac ibadetlerinden sorgu vardır. Bu ibadetler arasında ilk sorulan ise namazdır. Peygamber Efendimiz, bir hadisinde namazdan şöyle bahseder: “Namaz, Allahü Teala’nın hoşnut olduğu bütün amellerin en faziletlisidir. Kabirde ışık, Sırat köprüsünü yıldırım gibi geçiricidir.” (M. Cenne) Namaz ve diğer ibadetlere ek olarak da kişinin; kul hakkına girip girmediğine, anne ve babasına nasıl davrandığına ve akrabası ile ilişkilerinin nasıl olduğuna bakılır.

Sırat köprüsünden geçen kişi, amellerinden sırası ile sorguya alınır. Hangi amelinde bir eksiği ya da kusuru varsa, o oranda cehennemde yanar. Amelinin eksiksiz ve kusursuz olduğu yerde de hem Sırat köprüsünden hem de cehennem ateşinden zahmetsiz bir biçimde geçer.