Dinin Yozlaşması Nasıl Olur?

Ağaç, gökyüzü manzara görseli.

İslam dini kolaylık dinidir. Buna rağmen dinin yozlaşması olgusuna sık rastlanır. Yozlaşma, dış etkenler sebebiyle gerçek ve yapısal özelliklerinden uzaklaşmasıdır. Sıkça duyduğumuz kültürel yozlaşma, politik yozlaşma, bilimsel yozlaşma konuları başlı başına inceleme gerektirecek kadar önemli başlıklardır. Konumuz olan dinin yozlaşması ise aslında tüm yozlaşmaların kaynağı gibi görülebilir. Bir Hangi alanda olursa olsun bir yozlaşmadan bahsedebilmek için önce konunun gerçek yapısının bilinmesi gerekir. İslam dininin gerçek ve yapısal özelliklerinin kaynağı Kur’an-ı Kerim’dir. Başka bir deyişle İslam dininin uygulamalarında yozlaşma olup olmadığının referans noktası Kur’an-ı Kerim’dir.

Kur’an-ı Kerim’de dinlerde yozlaşma olduğunun delilleri nelerdir?

Kur’an-ı Kerim’de Allah katında tek dinin İslam dini olduğu tebliğ edilmiştir. Kur’an ve tarihi kaynaklar incelendiğinde her peygamberin bir öncekini doğrulamak için gönderildiği bilgisine ulaşılır. Kısaca söyleyecek olursak toplumlara gelen peygamberlerin tebliğleri zamanla o toplum tarafından terk edilmiş, değiştirilmiş ya da unutulmuştur. Yüce Rabbimiz de engin merhamet ve rahmeti gereği peygamberleri aracılığı ile uyarılarını yinelemiş ve uyulmasını emretmiştir. İlahi kitabımızda sık sık önceki toplumların dinlerini nasıl yozlaştırdıklarına dair örnekler verilir. Bu örneklerin en çarpıcı olanı “Tevhid” inancında olan yozlaşmadır. Buna en güzel örnek Yahudi toplumunun Hz. Musa’nın kırk günlük yokluğunun ardından tekrar buzağıya tapmaya başlamaları örneğidir. Arat arda gönderilen peygamberlerin tamamı, toplumların yozlaşmış hayatlarına çeki düzen getirecek kuralları koymak ve Tevhid inancı doğrultusunda olması gereken bir düzenin tebliği için gönderilmişlerdir. Ve yüce Rabbimiz uyarıcı gönderip uyarmadığı hiçbir toplumu helak etmeyeceğini belirtir.

Dindeki yozlaşma bize neler kaybettiriyor?

Bozulan toplumların yeniden inşasının temel taşı Tevhid inancıdır. İnanç sistemlerindeki yozlaşmalar sonucunda her alanda yozlaşmanın geleceğinin habercisi olan ayette bir toplumun kendini düzeltmediği sürece Allah’ın o toplumu hidayete erdirmeyeceği belirtilmektedir. Bu ifade derin bir ifadedir. Toplumların bir arada yaşama kuralları olması gerekenden ne kadar uzaklaşır, bozulursa toplumların yozlaşması o denli fazla olacaktır.

Dinin yozlaşması, dürüstlük, yardımseverlik, aklı kullanmak, aracısız Allah inancına sahip olmak, Allah rızasını öncelemek alanlarında görülmektedir. İnsan yaratılış gereği ben duygusu ile yaratılmış bir varlıktır. Dini inançların kişisel çıkarlara alet edilmesi en çarpıcı yozlaşma örneklerini oluşturur. İnanç sistemlerini kullanarak kendilerine ilahi yetenekler atfeden kişilerin dini duyguları sömürmeleri her anlamda bir yozlaşmanın ürünüdür. Dini alandaki yozlaşmalar bozulmalar sonucu gerçek dinden uzaklaşmak, kişileri çıkışı olmayan yollara sevk etmektedir. Bu yollardan en tehlikeli olanı ise şirk tuzağıdır. Maddi manevi sömürüye dayalı din ticareti kavramı ile ilgili örnekler maalesef çok fazladır.  Yüce Rabbimiz dışında şeyhten, şıhlardan, türbelerden medet ummak, yardım dilemek insanoğlunun ahiretini kaybettirecek kadar büyük sonuçlara ulaşabilecek yozlaşma konularının başında gelmektedir.

Dini yozlaşmanın toplumlara etkisi nelerdir?

İslam dininin kişisel hayatın inşası yanında toplumsal düzeni de sağlayan bir çok kural koyması bunun ne derece önemli olduğunu gösterir. Kişisel gelişimin sonuçları toplumlara yansıyacaktır. Kur’an toplumun en küçük yapı taşı olan aile hayatından başlayarak toplum düzeni ile ilgi birçok kuralın gerekliliğini ortaya koyar. Barış ve huzur içinde yaşam belli kurallar dairesinde olacaktır. Bu kuralların hemen hepsinin temelini ahlaki değerler oluşturur. Ahlaki değerlerin en yalın en güzel hali ise İslam dini ile insanlara aktarılmıştır. Demek ki inanç sistemlerindeki yozlaşmaların en etkin sonucu ahlaki alanda olacaktır. Ahlaki sistemlerin yozlaştığı toplumlardaki çözülmelerin kişiler, kültürler, diller, gelenekler ve  ticari hayat üstündeki yıkıcı etkisi tartışmasız en kötü sonuçları doğuracaktır. Modern hayatın kötü niyetli yaklaşımlarının ilk hedefi, dini yozlaşmaya alan açılarak, dini hayatın ve literatürün dışlanmasıyla toplumsal çözülmelerin amaçlanması olmaktadır.