SalamWebToday Haber Bülteni
Haftalık SalamWebToday makalelerini almak için kaydolun!
Üzgünüz, şu nedenden dolayı hata oluştu:
Abone olarak, SalamWeb Şartları ve Gizlilik Politikası 'nı kabul etmiş olursunuz.
Haber bülteni yazıları

Dinlerde kutsal ve kutsallık anlayışı nasıldır?

31 Ara 2020
dreamstime_s_178480532 (1)
Yalçın Sonat-Dreamstime

Dinlerde kutsal ve kutsallık anlayışı inanç çeşitliliğinde olduğu gibi sayısız çeşitlilik gösterir. Kavramsal olarak inanan kişinin kendinden üstün olarak bildiği, saygı, sevgi, korku ve ümit duyguları içinde yöneldiği kudret olarak genel bir tanımlama yapılsa da bu tanımlama elbette her koşulda eksik kalacaktır. Çünkü hisler dünyasında kutsala ya da kutsallığa ayrılan bölüm kişiye özel hali ile derin bir dehlizdir.

Kutsilik bağlantıları nelerdir?

Tüm dinlerde insan hayatına katkıları olan, ya da direkt yaratıcısı niteliğindeki kutsallık anlayışı yaşam içinde çeşitli şekillerde somutlaştırılmıştır. Hiçbir şey durduğu yerde yani kendiliğinden kutsal haline gelmemiş, mutlaka ilahi bir güç ya da doğa üstü olayla ilişkilendirilmiştir.

Dinlerdeki kutsallığın öznesi olarak ilk sırada kutsalın kendisi yer alır. Bu semavi dinlerde Allah, başka inanışlarda ise bir insan, bir hayvan ya da bir gökyüzü cismi olabilmektedir. Bundan sonrasını ise kutsal varlıkla ilişkilendirilen diğer kutsallar oluşturacaktır. Bunlar kutsal mekanlar, kutsal zamanlar, kutsal nesnelerdir.

İslam’da nasıl ele alınır?

İslam dininde tam manasıyla idrakinden yoksun olunan tek ve yüce varlık Allah’tır. Kur’an-ı Kerim beyanlarına göre yüce Allah tarafından gönderilen tüm peygamberlerin inananlara tebliği, Allah’tan başkasına kutsallık atfedilmemesidir.

Zira yine Ku’an-ı Kerim beyanlarından anlaşıldığı üzere Güneş’e, Ay’a ve çeşitli varlıklara kutsallık atfeden, bireysel ve toplumsal yaşantıyı buna göre organize eden nice kavimler gelmiş geçmiştir. Kutsallık atfedilen obje, insan ya da hayvan kutsallarına saygı göstermek, kurbanlar adamak, yaşamlarını kutsal zamanlara göre organize etmek bir anlamda inanca uygun yaşamak sonucunu da getirmiştir.

İslam inancına sahip bir Müslüman, ahlaki değerleri, ibadet zamanları, ibadet yerleri gibi kavramları tek ilahi varlık olan Allah’ın koyduğu sınırlar kurallar çerçevesinde hayata geçirmektedir.

Dinlerde kutsal ve kutsallık anlayışı değişmiş midir?

Ne yazık ki günümüzde yüce Rabbimizin bize bildirdiği İslam ile bugün yaşanan İslam arasında farklar olduğu görülmektedir.  Semavi dinlerden olan Yahudilik ve Hristiyanlık ta peygamberlerine haşa Allah’ın oğlu yakıştırması, kutsal kavramının örselendiğine en bariz örnektir.

İslam dininde ise bu kadar ileri giden aşırı guruplar azınlıkta olsa da günlük hayatlarımıza sirayet etmiş kutsallık dejenerasyonu mevcuttur. Asalara, hırkalara, türbelere sonradan ithaf edilmiş kutsallıklar masum gibi görünse de kulu içten içe şirkin sınırına getirmektedir.

Kur’an-ı Kerim’de kutsallık ifadesi olarak mukaddes kelimesinin kullanıldığı görülür. Buna örnek Taha Suresi 12. ayet ve Naziat Suresi 16. ayette geçen ve Hz. Musa peygambere mukaddes vadide olduğu bildirilmektedir.

Alimlerce bu vadinin yüce Rabbimiz tarafından kutsal olduğunun bildirilmesi o bölgenin maddi manevi tüm kirlerden arındırılmış, nurlandırılmış bölge olması demektir.

Özetlemek gerekirse İslam dininde peygamberler dahil, Sıddıklar, şehitler, veliler, salihler olarak adlandırılan mertebe ve kişilere hiçbir şekilde kutsallık atfedilemez. Fakat bu somutlaştırma çabası insan var oldukça var olacak gibi görünmektedir. Oysa yüce Rabbimizin bize yaratılışta bahşettiği manevi kapı olan soyut düşünce kapısı, yüce Rabbimiz ile bire bir bağ kurmada en temel yoldur.

Bize şah damarımızdan daha yakın olduğunu beyan eden yüce Rabbimiz’le kalp yoluyla bağ kurmak ipin en sağlamına tutunmaktır. Yaratılan her şeye yüce Rabbimizin bir ayeti gözü ile bakabilmek onlara kutsiyet atfetmek değil imanımızı güçlendirme vesilesi olacaktır. İslam dininde tek kutsal Alemlerin Rabbi Allah’tır!

YAZI: ŞEBNEM CENGİZALP