SalamWebToday Haber Bülteni
Haftalık SalamWebToday makalelerini almak için kaydolun!
Üzgünüz, şu nedenden dolayı hata oluştu:
Abone olarak, SalamWeb Şartları ve Gizlilik Politikası 'nı kabul etmiş olursunuz.
Haber bülteni yazıları

Dinlerin ortak emri “öldürmeyeceksin”

Toplum 18 Ara 2020
riku-lu-L2jNGAGxrls-unsplash

Yazılı ve sesli medya yayınları her yeni gün bir cinayet haberiyle sarsılıyor, hem de tüm dinler öldürmeyeceksin emrini insanlara iletmişken. İnsanlık tarihi, bazı köklü değişimlere tanıklık etse de bazı ahlak kuralları hep sabit kalmıştır. Bu bağlamda; hırsızlık, yalan ve adam öldürmek çağın her döneminde yanlış bir olgu olarak kabul edilmiştir. Bu noktada dini öğretilerin etkisi e oldukça büyük olmuştur.

Tüm semavi dinlerde öldürmeyeceksin emri var mı?

Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam olarak kabul edilen semavi dinler kendi içlerinde bazı ortak noktalara sahiptir. Bu bakımdan, tüm dinlerin insan yaşamını düzenlemeye çalıştığı ve kişinin mutluluğu yakalaması için telkinlerde bulunduğu görülür. Bunu sağlamanın ilk yoluysa insan yaşamını korumak ve devamlılığı sağlamaktır.

İlahi olarak nitelendirilen dinler özünde bazı kavramların korunmasını amaçlar. Bu kavramları; canı, malı, soyu, aklı ve dini korumak olarak listelemek mümkündür. Yani adam öldürmenin hangi dinden bakılırsa bakılsın bir yeri yoktur. Buradan da bazı özel durumlar haricinde, öldürmeyeceksin sonucuna ulaşılabilmektedir.

İslam dininde adam öldürmenin yeri nedir?

İslam inancında insan eşref-i mahluk olarak tanımlanır. Bu bakımdan varlıklar arasında en kıymetlisi ve en üstünüdür. Dolayısıyla yaşamı değerlidir ve bunu sonlandırmak yalnızca Allah’ın yüce iradesindedir. İnsan öldürmek ve hatta kendi canını almak üzere intihar etmek, dinimizde hoş karşılanmayan başlıca durumlardır. Buradan da anlaşılacağı üzere İslam’da kişinin bırakın başkasının canını almayı kendi canını almasına dahi müsaade edilmez.

Kur’an-ı Kerim içerisinde yer alan bir ayeti kerimede buyrulur;

“Kim de bir mümini kasten öldürürse cezası, içinde devamlı kalmak üzere cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lanetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.” (Nisa Suresi, 93. Ayet)

Söz konusu ayetten de anlaşılacağı üzere haksız yere adam öldürmenin karşılığı ebedi bir cehennem yaşamıdır. Dinimizde insan öldürmenin caydırıcı hale getirilmesi için kısas hükmüne yer verilir. Bu bakımdan öldürmenin cezası, devlet ve hakim tarafından karar verilirse yine ölümdür. Ancak Kur’an’da yer aldığı üzere öldürülen kişinin yakınları bunu durdurma yetkisine sahiptir. Öç ve intikam peşinde koşmamak da insana yakışan iyi hasletlerin başında yer alır.

İnsan öldürmenin ferdi ve toplumsal zararları nedir?

İnsan öldürmenin günümüz şartlarında ağır cezai sonuçları vardır. Ancak bundan öte öldürme eylemini gerçekleştiren kişi hem dünya hem de ahiret yaşamını mahvetmiş sayılır. Çünkü öldürmenin ferdi sonuçları ömür boyu sürecek bir vicdan azabıyla, ebedi kalınacak bir cehennem azabıdır.

Cinayet eylemlerinin etkileri yalnızca ölen ve öldürülen kişi arasında kalmaz. Buna göre, insan öldürülen bir toplumda az ya da çok miktarda huzursuzluk baş göstermeye başlar. Üstelik adalet sistemi de tam olarak çalışmıyorsa kimin ne zaman öldürme eylemi gerçekleştireceği tahmin edilemez. Bunun bir sonucu olarak da insanların endişe içinde yaşadığı bir kaos ortamı oluşur. Oysa, dünyanın neredeyse tamamının inandığı semavi dinler cinayeti kesin bir dille yalanlamıştır.

İslam inancında yer alam emir ve yasaklar, temelde insanın dünya ve ahiret yaşamını korumakla ilgilidir. Bu bakımdan insanın canı ve malına değer verilmiş, konuyla ilgili kesin uyarılarda bulunulmuştur. İnsan öldürmenin diğer dinlerde olduğu gibi İslam’da da yeri yoktur. İyi bir Müslüman ve iyi bir insan bir başkasının canına kast etmeyi düşünmez. Böyle bir olay için bir başkasını teşvik etmekten de imtina eder.

YAZI: İPEK ATACAN