Dinlerin sınıflandırılması nasıl olur?

Toplum 14 Oca 2021 Contributor
dinlerin sınıflandırılması
Koes Nadi-Unsplash

Tarih boyunca sayısız dini inanç ortaya atılmış, bu sebeple de dinlerin sınıflandırılması kapsamında bazı yaklaşımlar yapılmıştır. Dini konulu araştırmalarda bu konuyla alakalı farklı kıstasların göz önüne alındığı görülür. Bu bakımdan dinleri; Tanrı inancı olan veya kurucusu bulunan dinler, ilkel dinler, coğrafi açıdan dinler veya dünya dinleri gibi sıralamak mümkündür.

Sosyolojik sınıflandırmaya göre dinler kaç çeşittir?

Batılı ülkelerde dinlerin sınıflandırılması yapılırken genellikle sosyolojik ve tarihsel yaklaşımlar kullanıldığı görülür. Bu yaklaşımla dinler kurucusu belli olanlar ve kurucusu belirsiz olanlar olmak üzere iki ayrı kategoriye ayrılırlar. Kurucusu belli olan dinlerde tebliği kimin yaptığı bellidir. Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet bu kategoride yer alan dinler arasındadır. Bazı kaynaklarda Budizm de bu sınıflandırılmaya dahil edilir.

Kurucusu belirsiz olan, yani kim tarafından tebliğ edildiği belli olmayan dinler geleneksel yapıdadır. Genellikle ilkel sayılan dinlerin bu kategoriye dahil edildiği görülür. Eski Mısır ve Yunan dini, kurucusu belirsiz olan dinlere verilebilecek başlıca örneklerdir.

İslam inancında dinlerin sınıflandırılması nasıldır?

İslami literatürde yer alan din tasnifi hak ve batıl dinler olmak üzere ikiye ayrılır. İsminden de anlaşılacağı üzere İslam, Allahü Teala’nın katında var olan dindir. Bu bakımdan da hak dini olarak kabul edilir. Kur’an-ı Kerim ayetlerinin bir kısmında da bu detaya yer verildiği görülebilir. Buna göre, söz konusu ayetlerden birinde şöyle buyrulur:

“Kuşkusuz Allah katında din İslam’dır. Kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki hak tanımazlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah’ın ayetlerini inkar edenler bilmelidirler ki Allah’ın hesabı çok büyüktür.” (Al-i İmran Suresi, 19. Ayet)

Bu ayetten de anlaşılacağı üzere İslam dışında da kitap verilen bazı dinler vardır. Bu bakımdan literatür içerisinde bu dinlerden vahye dayalı dinler olarak bahsedilir. Yahudilik ve Hristiyanlık ise vahye dayandığı halde ilk halini koruyamamış kabul edilirler. İslam, ilk kaynağını korumayı başardığı için de hak dini olarak nitelendirilir.

Toplumlar açısından dinin önemi nedir?

İnsanın fıtratında hem fiziki hem de manevi bazı ihtiyaçlar vardır. Bu bakımdan fiziki ihtiyaçların karşılanması, dünya yaşamının bir getirisi ve mecburiyetidir. Manevi ihtiyaçların da tıpkı bu bedeni ihtiyaçlarda olduğu gibi karşılanması gerekir. Bu da insanlık tarihinin her safhasında dine ihtiyaç duyulduğu anlamına gelir. Bu bakımdan din, insanın varoluşuyla birlikte ortaya çıkmış bir unsurdur.

Bağlanma duygusu, insanın fıtratında yer alan bir duygu biçimidir. Dini inançlar da bu bağlanmanın en büyük örnekleri arasında yer alır. Kainatı yaratan bir kudreti kabul etmek ve O’na bağlanmak insanı güçlendirir. Bu bakımdan kişi zorluklarla mücadele etmede dua gibi önemli bir faktöre de sığınır.

Dinin önemi bireysel anlamda başlayıp, geri kalan toplumu da içerisine alan bir konudur. Buna göre din sayesinde; birlik, beraberlik ve dayanışma gibi duyguların yoğunlaştığı görülür. Yani toplumlar açısından da dinin önemi büyüktür.

Kısacası dünyanın farklı bölgelerinde, dinler çeşitli yönleriyle sınıflara ayrılır. Ancak İslam inancında Allah katındaki din İslamiyet’tir. Geriye kalanlarsa batıl dinlerdir. İslam dini belli bir topluma ya da zamana hitap etmez. Bu bakımdan tüm insanlar için ve dünya var olduğu müddetçe geçerlidir. Kur’an-ı Kerim içerisinde de peygamberlerin getirdiği dinin ortak olduğu dile getirilir. Ancak İslam dininin tebliğ edilmesi Hz. Muhammed vasıtasıyla olmuştur.

YAZI: İPEK ATACAN