DNA Mucizesi Neyi Anlatır?

ID 21602222 © Martinmark | Dreamstime.com
ID 21602222 © Martinmark | Dreamstime.com

Bir pirinç tanesi üzerine en fazla ne kadar yazı yazabilirsiniz? Belki birkaç harf, belki de bir iki kelime. Peki, pirinçten defalarca küçük bir hücrede ciltler dolusu bilgi yazıldığını biliyor musunuz? Evet, insan hücresinin çekirdeğindeki tek bir molekülde milyonlarca sayfalık bilgi kayıtlıdır.

DNA, her hücrenin çekirdeğinin içinde bulunan ve organizmaya ait tüm genetik bilgileri taşıyan çift sarmal şeklindeki bir moleküldür. Hücrelerde DNA, kromozom olarak adlandırılan genetik birimlerde saklanırlar. Bu yapıyı, bir makara etrafına sarılmış ipliğe benzetebiliriz. Ancak elektron mikroskobu ile görülebilen bir kromozom içindeki DNA ipliğinin uzunluğu bazen on santimetreyi bulabilir. Bir hücredeki bütün DNA’lar açılsaydı iki metre uzunluğunda bir iplik elde edebilirdik. İnsan vücudunda 100 trilyondan fazla hücre olduğunu düşünürsek bir insandaki toplam DNA’nın uzunluğu da yaklaşık 200 milyar kilometre olacaktır.

İnsanın anne karnında başlayan ve yaşamının tüm evrelerini kapsayan gelişmelerin hepsi önceden belirlenmiş bir program dahilinde düzenlenir. Allah, biz daha anne karnında yeni döllenmiş bir yumurta hücresi halindeyken, ileride sahip olacağımız bütün özellikleri belirlemiş ve bir düzen içinde DNA’larımıza yerleştirmiştir. Otuz yaşına geldiğimizde sahip olacağımız boy, renk, yüz şekli gibi tüm özelliklerimiz anne karnında oluşmaya başladığımız andan itibaren başlangıç hücremizin çekirdeğinde kodlanmıştır. DNA’daki bu bilgiler, vücuttaki binlerce farklı olayı ve sistemi de kontrol eder. Örneğin, insanın tansiyonunun düşük, yüksek veya normal olması bile DNA’daki bilgilere bağlıdır.

Milimetreden yüz kat daha küçük bir DNA molekülü, bilgisayarlarda kullanılan mikroçiplere benzetilebilir. Oysa, insan zekasının geliştirdiği en ileri teknoloji bile tek bir hücre çekirdeğinin bilgi saklama kapasitesinin çok uzağındadır. DNA tasarımındaki üstün akıl, bu molekülü meydana getiren atomlarda değil, o eseri yaratanda bulunur. Bir bilgisayar bile, onu en ince ayrıntısına dek tasarlayan, onu çalıştıracak programları yazıp ona yükleyen ve kullanan bir aklın ürünüyken, DNA mucizesi bir tesadüfün eseri olabilir mi?

DNA alfabesinin 4 harfi vardır. Yani DNA’daki bilgi, A, T, G ve C harflerinden oluşan bir alfabeyle kodlanmıştır. Genom, sadece bu 4 harfin kullanıldığı kelimelerle yazılmıştır. Ancak bunlarla yazılabilecek mesajların sayısı sonsuzdur. Tıpkı iki harfli Mors alfabesiyle (nokta-çizgi) söylenebileceklerin sınırı olmadığı gibi.

Her bir gen özel bir görevle yükümlüdür. Genlerdeki harflerin dizilimi son derece önemlidir. Eğer bu harflerin düzeninde çok ufak bir bozulma dahi olsaydı, birçok fiziksel anormalliklerin meydana gelmesi kaçınılmaz olurdu. Milyarlarca nükleotidin DNA’da hatasız şekilde dizilmiş olması tesadüf kelimesini anlamsız kılar. DNA’daki kusursuz dizilim ancak özel bir yaratılışın sonucudur. Hiç şüphesiz, bu yaratılış üstün güç sahibi olan Allah’a aittir. “Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner, sizin gerçekten Allah’ın her şeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah’ın ilmiyle her şeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için.” (Talak, 12.Ayet)

Elde edilen yeni bilgiler bize, DNA ve genetik konusunda alınacak daha pek çok mesafe olduğunu göstermektedir. Genetik bilimi birçok bilinmeyeni açıklığa kavuştursa da hala büyük bir gizeme sahiptir.  Aslında tüm bilimsel kanıtlar bize, varlıklar ve alemler üstü, sonsuz boyutlu bir aklı ve planlamayı işaret etmektedir. Bütün bu genetik karmaşıklığa rağmen tüm yaşamın mucizevi bir düzene sahip olması, olağanüstü şaşırtıcı ve hayranlık uyandırıcıdır.

Şifrelenmiş bu yaşam kitabı, devasa bir potansiyel çeşitlilik barındırır. Bu sonsuz boyutlu üstün bilinç, hem evrenin fiziksel yapısında hem de canlı organizmalarda, varlığını ve yönetimini açıkça ilan etmektedir. Sayısız alemlerin, muazzam estetik, düzen ve karmaşıklık içeren ilmi, akledenleri, o “Sonsuz Akla” çağırmaktadır.