Doğada vakit geçirmek çocuklara iyi geliyor!

Doğal Çevre Contributor
ağaca tırmanan çocuklar
Operationshooting88-Dreamstime

Son dönemlerde doğada vakit geçirmek yetişkinlerden daha çok çocuklar için yaşamsal bir konu haline geldi. Özellikle pandemi döneminde evlere kapanan ve sosyalleşmeden uzaklaşan çocuklar, hem fiziksel hem de ruhsal anlamda zorlanıyor. Nitekim uzun yıllar boyunca yapılan çalışmalar insanlığın yaşadığı sorunların doğadan kopmasıyla birlikte artmaya başladığını gösteriyor.

Uzmanlar, doğadan kopuk şehir hayatının duyuların gelişimini olumsuz yönde etkileyerek dikkat eksikliği, obezite gibi duygusal ve fiziksel sorunları artırdığını söylüyor. ‘Yeşil zaman eksikliği’ olarak da tanımlanan doğadan kopuş, aynı zamanda insanların doğaya olan duyarlılığını da azaltarak çevre sorunlarını körüklüyor.

Dikkat eksikliği ve hiperaktiviteyi nasıl azaltıyor?

Günümüzde çocuklar, öğrenme süreçlerinin çoğunu tabletler ve bilgisayar karşısında geçiriyor. Oysa çocuklar için en önemli öğrenme şekli duyguların aktifleşmesidir. Ağaçlara tırmanmak, birbirlerini kovalamak, bir yerlerden atlamak gibi doğadaki oyunlar; iç algılamalarını, güvenli risk almalarını öğretir. Doğada nefes almak, rüzgarı vücutlarında hissetmek, çimlere yalın ayak basmak duyularını aktifleştirir.

Ormanda yürüyüş yapmak, doğadan bir şeyler toplamak, hayvanları gözlemlemek gibi aktivitelerin dikkat eksikliği ve hiperaktivite benzeri durumlarda çocuklar üzerinde yatıştırıcı etkide olduğu gözlemlenmiş. Illinois Üniversitesinin yaptığı çalışmalara göre, doğada vakit geçirmek bu tür rahatsızlıklarda mucizevi etkiye sahip. Doğanın büyüleyici etkisi onları sakinleştirip dikkatlerini çekmesini sağlıyor.

Doğada vakit geçirmek; yaratıcılığı ve yetenekleri geliştiriyor

Ağaçları, kuşları, rüzgarı ve doğanın tüm güzelliklerini yaşama şansı olan çocuklar, özgürce oyun oynayarak, oyun yaratarak, çeşitli süreçleri deneyimleyerek yaratıcılıklarını ve yeteneklerini keşfediyor.

Aynı zamanda sosyal yeteneklerini, fiziksel aktivitelerini ve dirençlerini de kazanıyor. Finlandiya ve Almanya’da bulunan orman anaokullarında doğada bolca vakit geçiren, diğer klasik okullardaki çocuklara göre standart testlerde daha başarılı oldukları saptanmış. Doğa temelli eğitim formları, çocukların bilim, sosyal faaliyetler ve dil becerisi gibi konulardaki performansını belirgin bir oranda yükseltiyor.

2005 yılında Amerikan Araştırma Enstitülerinin yaptığı çalışmalar, doğa temelli dış bilim programlarına katılan çocuk ve gençlerin test sonuçlarında yüzde 30’a yakın gelişme görülmüş. Yakın zamanda yapılan Michigan Üniversitesi’nin gerçekleştirdiği araştırmalar da doğada vakit geçirmek, öğrencilerin kendini gerçekleştirme, bir amaca sahip olma ve daha derinlikli bir düşünce yapısı kazandırıyor.

Merak duygusunu güçlendiriyor

 Doğa, bakmasını bilenler için hayranlık vericidir. Çocukları doğanın hayranlık ve merak uyandırıcı kucağına bıraktığımızda, tüm algıları bu olağanüstülüğü keşfetmeye başlar. İnsanoğlunun kendini ve doğayı keşfetme süreci medeniyetin en hızlı geliştiği dönemlerdir. Çevreye olan merak çocuklar için en önemli ilham kaynağıdır.

İklim değişikliği ve doğanın bozulması gibi çevresel sorunlarla boğuştuğumuz bir dünya ile karşı karşıyayız. Toprakla, doğayla bağı kopmuş genç bir neslimiz var. Doğrudan doğayla bağı olmayan bu nesil çevreyi korumayı nasıl amaç edinecekler?

80’li yıllardan bu yana sürdürülen çalışmalar, doğayla iç içe büyüyen çocukların çevresel sorunlara karşı çok duyarlı ve aktif olduğunu ortaya koyuyor. Çevreye dair farkındalık ve kaygılarla yetişen gençler, ileriki yaşlarında da doğa dostu bireyler olarak daha fazla sorumluluk üstleniyor.

Ev ortamının tekdüzeliğinin dışına çıkmak, doğada yaşayarak öğrenmek, oynamak, keşfetmek, hayal kurmak mutlu, kendisi ve yaşamla barışık nesillerin yetişmesinin en doğal yolu. İçinde bulunduğumuz pandemi süreci, tüm insanlığı doğadan daha da kopardı. Ancak çocukların doğayla bütünleşmesi en temel hakları. Geleceğimiz için, çocukların doğada yaşayarak öğrenme ve gelişme hakkını kullanabilmesini sağlayacak ortamı onlara sunmalıyız.