Doğal Afet ve İnsaniyet

Toprak alanda doğal afet. Depremde çatlayan zemin ve dağ görseli.

Deprem, sel, kasırga ve buna benzer doğal afet olayları maddi ve manevi anlamda üzücü sonuçlar doğurabilmektedir. Hatta bu afetler verdiği yıkıcı etkiyle felaket olarak da nitelendirilebilir. Felaket durumlarında başta devlete, yetkili kurumlara ve ardından da bölge halkına büyük görevler düşer.

İslam inancında yardıma muhtaç kimseye el uzatmak öğretisi vardır. Doğal afet durumları da Müslümanların yardımlaşma ve dayanışmaya gösterdikleri önemin önemli bir şeklidir.

Doğal afet bilinçlenmemiz neden önemli?

Dünyanın her yerinde ve her an karşılaşılabilecek riskli durumların başında doğal afet tehlikesi gelir. Bu afetlerin sonucu büyük maddi hasarlar ve ciddi ölü sayılarıyla karşılaşılabilir. Afetten korunmanın en temel yolu afete karşı önlem almaktır. Bu noktada, halkın doğru bir şekilde bilinçlendirilmesi oldukça önem arz eder.

Çevresel koruma, dayanıklı yapı tasarımı ve erken uyarı sistemleriyle doğal afetlere karşı önlem alınması mümkündür. Bu önlemlerin alınmasında resmi kurum ve kuruluşlara görev düştüğü gibi özel sektör çalışanı ve sivil halka da görev düşer. Olası bir afet yaşandığı ve geri dönülmez sonuçlar yarattığı durumlardaysa, yapılabilecek tek şey afet sonrası yardım destekleridir.

Afet sonrası yardım desteği nasıl yapılır?

Doğal afet sonrası kritik şemalarda; afette fiziksel zarar görmüş hatta vefat etmiş kişilerle evsiz kalmış ve temel ihtiyaçlarını karşılayamayan kişiler açığa çıkar. Böyle durumlarda toplum dayanışmasının en güzel örneklerine şahit olunur. Yani, afet sonrası destek yardımları yapılmaya başlanır. Ancak bu noktada doğru ve bilinçli biçimde yardım yapılması son derece önemlidir.

Afetzedelere yardım yapılabilecek aracı kuruluşlar vardır. Tek başına ve doğrudan ihtiyaçlara koşmak da bir çözümdür ancak birleşerek bu yardımların devamlı olması sağlanabilir. Doğal afetin boyutuna bağlı olarak, evsiz kalan afetzedeler genellikle çadırlara taşınır. Bu durumda da gıda ve ısınma ihtiyaçları hayati önem taşır.

Gıda ve ısınma ihtiyaçlarını karşılamak üzere en basit yoldan afetin yaşandığı il ve ilçe belediyelerine yardım kolisi yollanabilir. Bunun dışında maddi yardım ve malzeme yardımı kabul eden pek çok dernek veya vakıfa erişmek de mümkündür.

İslam’da yardımlaşmanın yeri nedir?

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in bir duasında, “Allahım! Yıkıntı altında kalmaktan sana sığınırım. Yüksek bir yerden düşmekten sana sığınırım. Suda boğulmaktan, ateşte yanmaktan, yaşlanıp ele avuca düşmekten sana sığınırım.” (Ebu Davud) dediği rivayet edilir.

Bu duada geçen bazı ifadeler insanların her an yaşayabileceği doğal afetlerin bir sonucudur. Buna göre kişi afetlerden korunmak için duaya devam etmelidir. Buna ek olarak bir afet yaşandığı zaman da din kardeşinin yanında olmalıdır. Çünkü salih bir Müslüman, kendine yaptığı hayır dualarını diğer kardeşlerine de yapan kişidir.

İslamiyet, yardımlaşma üzerine kurulmuş bir dindir. Dinimizde yer alan bazı ibadetlerin temelinde de yardımlaşma ve birlik beraberlik duygusunun geliştirilmesi yatar. Söz konusu ibadetlerin başında; zekat ve sadaka vermek ile kurban kesip ihtiyaç sahiplerine pay etmek vardır. Yani, İslam inancında normal zamanlarda da bir paylaşım söz konusudur. Bu paylaşımın, doğal afet gibi felaket durumlarında daha da artması gerekmektedir.

Kısacası, doğal afetler dünyanın her yerinde ölümcül felaketlere yol açmaktadır. Bu afetlere yakalanan kişiler hem fiziki hem de maddi kayıplarla karşılaşmakta ve ilk etapta desteğe ihtiyaç duymaktadır. İslam kültüründe muhtaç olana yardım edilmesi tembih edilir. Bizlere düşen, elimizden geldiğince destek olmak ve afetzedeler için dua etmektir.