Doğayı Korumanın ve Ağaç Dikmenin İslami Açıdan Hükmü Nedir?

ID 140921642 © Wisconsinart | Dreamstime.com
ID 140921642 © Wisconsinart | Dreamstime.com

Yemin, üzerine edilen şeyin büyüklüğünün bir göstergesidir. Kur’an-ı Kerim’de de incir ve zeytin ağaçları üzerine yemin edildiğinden, bunların büyüklüğünün vurgulandığı sonucuna çıkılabilir.

Allahü Teala, yarattığı pek çok şeyi insanlar için birer nimet olarak vermiş ve onların kullanımına sunmuştur. Doğa ve içerisinde barındırdığı sınırsız nimet de bunlardan biridir. Bu bağlamda, çevreye zarar vermek, doğaya sahip çıkmamak ya da türlü tahribatlar yapmak; verilen bu nimetin değerini anlamamak ve yaratana nankörlük etmektir.

Kur’an-ı Kerim içerisinde doğa ve ağaç terimleri nasıl işlenir? Kur’an-ı Kerim’de, “Yıldızlar da ağaçlar da secde ederler. Göğü O yükseltti, denge ve ölçüyü O koydu ki dengeden sapmayasınız…” (Rahman Suresi; 6, 7 ve 8. Ayet) buyrulur. Buradan anlaşılacağı üzere doğada Allah tarafından yaratılmış olan bir denge ve düzen vardır. İnsanlar da bu düzeni bozmamaları yönünde uyarılırlar. Allah’ın uyarı ve emirlerini dikkate almayanlar ise sonunda kendi amellerinin sonuçları ile yüzleşirler.

Hac ve umre görevini yerine getiren Müslümanlar ihrama girdikleri andan itibaren türlü vazifeler üstlenirler. Çevredeki bitkileri kesip koparmamak ya da av yapmamak da bu vazifelerden biridir. Buradan da anlaşılacağı üzere gerçek bir Müslüman içindeki sevgi ve huzuru çevresine de yansıtır.

Peygamber Efendimiz bir hadisi şerifinde, “Mümin bir kul vefat ettiğinde dünyanın yorgunluğundan ve sıkıntılarından rahatlayıp Allah’ın rahmetine kavuşur. Günahkar ve kötü bir kul öldüğünde ise insanlar, beldeler, ağaçlar ve hayvanlar onun şerrinden kurtulup rahata ererler. (Buhari) buyurur. İlgili hadisten yola çıkılarak aslında cansız varlıkların bile bir şuuru olduğu anlaşılır.

Doğayla birlikte yaşamanın adabı nedir? İslam inancında din kardeşlerinin birbirlerine karşı türlü sorumlulukları ve birbirleri üzerinde de çeşitli hakları vardır. Kur’an-ı Kerim ayetlerinde de insanların Allah’ın yarattığı dengeyi bozmamaları emredilir. Bu bakımdan kendini bilen Müslüman bir kimse çevreyi kirletmekten imtina eder. Çünkü onun kirletmiş olduğu yerde doğanın güzelliği bozulur ve diğer din kardeşleri de rahatsız olup huzursuzluk yaşayabilir.

Allah insanlara eziyet edenleri ve zalimlik yapanları sevmez. Bu bakımdan iyi bir Müslüman olmanın bir şartı da çevredeki temizliği ve güzelliği sağlamaktır. Zaten İslam temizlik konusunda da son derece hassas bir dindir. Peygamber Efendimiz’in de bu bilinçle hareket eder hem kişisel temizliğine hem de çevresinin temiz olmasına son derece özen gösterdiği bilinir.

İslam’da ağaç dikmenin hükmü nedir? Doğada yer alan her türlü bitki ve ağacın insan için faydası aklın alamayacağı kadar çoktur. Bu bakımdan bir tohum dikmek ve ağaç yetiştirmek aynı zamanda insanlık için yapılmış bir hizmettir.

Peygamber Efendimiz’in ağaç dikme konusunda türlü hadisleri bulunur. Bunlardan bir tanesi şu şekildedir: “Şu yedi şeyi yapan, öldükten sonra da devamlı sevap kazanır: (dine uygun) ilmi bir eser yazan, bir çeşme yapan, bir su kuyusu açan, bir hurma ağacı diken, bir mescid bina eden, bir Mushaf yazan, öldükten sonra kendine dua edecek salih bir evlat yetiştiren.” (Beyheki)

Ağaç dikmek sadaka kabul edilir mi? İnsanın amel defteri kapansa bile sevabı yazılmaya devam eden bazı işleri olabilir. Peygamber Efendimiz’in bir hadisinde, “Bir kimse, bir ağaç diker, ağaç meyve verene kadar onu koruyup bakarsa, bu ağaçtan dökülen her meyve Allah indinde, o kimse için bir sadaka olur.” (İ. Ahmed) buyrulur. İlgili hadislerden anlaşılacağı üzere doğayı korumanın yanı sıra ağaç ekmenin de İslami açıdan önemi oldukça büyüktür.