Görüş 12-Tem-2020

Duanın Gücü

Author
Ceren Yılmaz
Yazar

Allah ile kul arasındaki en kuvvetli bağ, duadır. İnsan en sıkıntılı anlarında Allah’a yakararak bir çıkış yolu arar, yaratıcısıyla baş başa kalır. Allah, Kuran’da “Bana dua edin ki, duanıza karşılık vereyim” diyerek kullarının yakarışlarını geri çevirmeyeceğini müjdelemiştir.

İnsan zorlukları yenmek, içindeki üzüntüleri gidermek için derdini dökecek içten bir dost arar. İnsana Allah’tan daha yakın bir dost yoktur. Kudretiyle ilmiyle her şeyi çevreleyen ve hayatımızı devam ettiren, gizli ya da aşikar her şeyimizi bilen, kendi nefsimizden bile bize daha yakın olan Yüce Allah’tan dilekte bulunmak, iç dünyasını, rahman ve rahim olan Allah’a açmak, onun rahmet ve bağışlamasına sığınmak insana yaşama gücü verir.

Bizler havaya, suya, ekmeğe duyduğumuz ihtiyaçtan daha fazla duaya ihtiyacımız olduğunu içimizde hissetmeye başladığımız anda, duanın hayatımızdaki işlevinin başladığını göreceğiz. Duaya duyulan ihtiyacın temelinde gerçekte Yaratıcıya duyulan ihtiyaç vardır. İnsanın sahip olduğu ruhun mahiyeti bilinmese bile; “Ve sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir.” (İsra, 85. Ayet) ve ‘’Ben ona ruhumdan üfledim.” (Hicr, 29. Ayet) ayetleriyle ruhumuzun, Allah’a ait bir emanet olduğu bildirilmektedir. Özü ve kaynağı Allah’tan olan ruhun, kendi hakikatine ihtiyacının olması doğaldır. Bu noktada dua, ruhun madde aleminden mana alemine yönelmesi, Allah’a yakınlaşmasıdır. Allah’a yakınlaşmak için birtakım katı kurallara veya karmaşık yollara ihtiyaç yoktur. Bunun için, en kolay ve yalın yol duadır. Dua etmek için sadece Allah’a yönelme niyeti ve çabası gereklidir. Bu çabada her ne kadar akla ihtiyaç olsa da sevgi ve gönül asıl yol göstericidir. Çünkü insan aklıyla değil gönlüyle yakarır.

Allah’a dua etmenin belli bir yeri, şekli ya da zamanı yoktur. Allah bize şah damarımızdan daha yakındır. Her aklımızdan geçeni, her düşündüğümüzü, bilinçaltımızı, her şeyimizi bilir ve görür. Bu nedenle her an, yolda yürürken, çalışırken, yemek yerken, otururken, ayaktayken ya da yatarken Allah’a dua ile yönelebilir, O’ndan yardım isteyebiliriz. Allah dua eden kişinin tavrının nasıl olması gerektiğini ise Kuran’da şöyle bildirmektedir: “Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin.” (Araf, 55. Ayet) Önemli olan, duanın, sadece Allah’a yönelerek edilmesi ve içten olmasıdır. Allah kendisine seslenen herkesin çağrısını duyar ve karşılık verir.

Ancak şunu unutmamak gerekir ki insanlar her zaman kendileri için hayırlı ve güzel olanı tespit edemeyebilir. Allah bizim bilmediklerimizi bildiği, her şeyi kontrolü altında tuttuğu için, bazen duaları kabul etmeyip, zamanı geldiğinde daha hayırlısını bize verebilir. Ayrıca insan aceleci yaratılmıştır ve bazen istediklerinin hemen gerçekleşmesi konusunda da aceleci davranır. Ancak Allah duaya vereceği karşılığı erteleyebilir. Her durumda insan sabretmelidir.

Peygamber Efendimiz (sav) de pek çok hadisinde duanın gücünden ve öneminden bahsetmiş, duanın da ibadetten sayıldığını ve Allah katında duadan daha faziletli bir şeyin olmadığını (Tirmizi, Dua 1), bir kimsenin ellerini Allah’a doğru kaldırıp dua ettiğinde onu mutlaka boş döndürmeyeceğini (Ebu Davud, Salat) belirtmiş, misafirin duasını, babanın çocuğuna yaptığı duayı ve mazlumun duasını müstecab yani icabet edilen dualar arasında olduğunu bildirmiştir.

Sıkıntıları giderip nimet vermesi için gece gündüz Allah’a dua eden insanlar, bu durumdan kurtulduklarında hemen dua etmeyi ve kendilerine verdiği nimetten dolayı Allah’a şükretmeyi unutur. Darda kalanlar, hayatın zorlukları karşısında yılgınlık, bezginlik belki de yenilmişlik hissedenler dua ederler. Bu durumlarda dua etmek belki doğal olanıdır. Ancak, duaya aynı zamanda, Yüce Rab ile bir iletişim olarak, maneviyatın derinliklerinde içsel bir yolculuk olarak da bakmalı, sıkıntı anlarda olduğu gibi Allah’ın nimetleri, cömertliği ve gücü karşısında acizliğimizle yüzleşmeliyiz.

İlgili makaleler
Görüş
Görüş 31-Ağu-2020
no-woman-photo-150x150
Ceren Yılmaz
Yazar

Şiddet, türü ne olursa olsun şüphesiz ki bir travmadır. Travmalar bireyi ruhsal ve bedensel olarak olumsuz yönde etkileyen ve çaresiz hissettiren olaylardır. Psikolojik veya fiziksel şiddetin etkileri ruhsal yapıyı derinden sarsar. Travmanın tipi ve şiddeti, bireyde yaratacağı etki üzerinde ne kadar önemli bir etkiye sahipse; kimin tarafından oluşturulduğu da o kadar önemlidir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 26-Ağu-2020
Author
Ceren Yılmaz
Yazar

Allah’a iman, insanları başka hiçbir koşulda elde edemedikleri huzurlu ve mutlu bir yaşama kavuşturur. Mutluluğu ruha hissettiren Allah’tır ve Allah bu hissi yalnızca razı olduğu kullarına verir. Allah’ın rızasından uzak yaşayan birisi kendisini maddi sebepler kullanarak mutlu etmeye çalışabilir ve geçici bir süre için kendini mutlu hissettiğini de zannedebilir. Ancak bu kişi gerçekte bir aldanma içerisindedir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 25-Ağu-2020
Ceren Yılmaz
Yazar

Tüp bebek (IVF) yöntemi, çocuk sahibi olamayan çiftlere uygulanan ve uzun süredir kullanılan bir yardımcı üreme tekniğidir. Günümüzde en çok tercih edilen kısırlık tedavilerinin başında “Tüp bebek” geliyor.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 20-Ağu-2020
Author
Ceren Yılmaz
Yazar

İslam’da zorluk ve kolaylık meselesi; inanç ve amel olmak üzere iki kısımdır. “Dinde zorlama yoktur. Doğruluk ile sapıklık birbirinden kesinlikle ayrılmıştır. Kim tağutu, azgınlığı reddederek Allah’a inanırsa kopması mümkün olmayan, sapa sağlam bir kulpa yapışmıştır. Hiç şüphesiz Allah her şeyi işiten, her şeyi bilendir.” (Bakara, 256. Ayet) buyrulmaktadır.

Devamı Devamı