Görüş 19-Haz-2020

Dünya Barışının Engeli

Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Eski Ahit’te Kral Davut’un krallığının merkezi olarak Kudüs şehri için “Siyon” ismi kullanılmıştır. Fakat zaman geçtikçe bu isim tüm İsrail topraklarına verilen isim olmuştur. İşte Filistin topraklarında bir Yahudi devleti kurma hedefini gerçekleştirmek üzere oluşturulan siyasi hareketin adı “Siyonizm” buradan gelmektedir. Dünya genelinde dağınık şekilde ancak birbirleri ile koordineli olarak yaşayan bazı Yahudi halklarının bir rüyası olan Filistin toprakları üstünde kurulacak Yahudi devletinin amacı, ilk başlarda dini manevi bir özlem halindeyken daha sonraki oluşumlar ile siyasi nitelik kazanmıştır.

1896 yılında Theodor Herzl tarafından Dünya Siyonist Teşkilatı kuruldu. Filistin topraklarının Osmanlı tebaası olduğu yıllarda Sultan II. Abdülhamit’e gelen Dünya Siyonist Teşkilat’ı heyeti belirlenecek ücret karşılığında Filistin topraklarını satın almak istediklerini iletti. Fakat II. Abdülhamit bunu reddetti. Theodor Herzl önderliğinde kurulan diplomatik heyet ikinci kez Sultan II. Abdülhamit’i ziyaretinde yine belli bir meblağ karşılığı toprak satın almayı fakat farklı olarak bu defa Osmanlı Devleti’nin borçlarının da düzenlenerek ödeneceğini teklif etse de yine Sultan’dan ret cevabı aldı.

Yakın tarih ve günümüzde hala Büyük İsrail Devleti hayali ile yanıp tutuşan Siyonistlerin “vaat edilmiş topraklar” olarak niteledikleri Nil Nehri’nden ve Fırat Nehri’ne kadar olan geniş alandaki tüm ülkelerde bu anlayış doğrultusunda politikalarını sürdürmekte oldukları görülür. Siyonistler bu amaçlarına ulaşmak için dünya genelinde kurdukları ve yönettikleri lobilerle oldukça etkililerdir.

Bu konuda en çarpıcı örnek Osmanlı’daki adı ile “Teşkilatı-ı Mahsusa” yani bugünkü Milli İstihbarat Teşkilatının son başkanı Hüsamettin Ertürk’ün hatıralarını kaleme aldırırken verdiği bilgilerdir. Bu bilgiler gizlice ele geçirilmiş Siyonist protokollerinin bir kısmıdır. Okuyunca günümüz koşullarının nasıl şekillendirildiğini görmek tüyler ürperticidir:

Hüsamettin Ertürk, “İki Devrin Perde Arkası” adlı kitapta yer verilen hatıralarında “Ben Teşkilat-ı Mahsusa’da çalışırken dünyaya hakim olmak isteyen bu milletlerarası Siyonist teşkilatının elimize geçen yirmi iki maddelik düsturları vardı ki, ne kadar manalıdır.” diyerek bu hedefler doğrultusunda bilgi vermiştir. Ertürk hatıralarında dünya toplumlarını barış ve adaletten uzaklaştırmaya yönelik bu hedefleri gözler önüne sermiştir. Günümüz dünyasında ise bu hedeflerin birçoğunun gerçekleştiğini görmek ne acıdır.

Yaşadığımız çağda, toplumların çöküşüne temel hazırlayan bu hedeflerden bazıları şunlardır: “Gelecek nesilleri, ahlaka aykırı telkinlerle bozup yozlaştırmalı. Aile hayatını yıkmalı. İnsanlara aşağı sınıflarla tahakküm etmeli, azınlıkları kışkırtıp öne çıkarmalı. Sınırsız bir lüks, baş döndürücü modalar icat etmeli, tüketim çılgınlığı özendirilmeli, herkesi borçlandırmalı. Toplumlar zamanlarını eğlencelerle, oyunlarla geçirmesi sağlanmalı, herkes düşünmekten alıkonmalı. Toplum genelinde hoşnutsuzluklar meydana getirilmeli, sosyal sınıflar arasına kin ve güvensizlik sokulmalı. Mal sahipleri ile işçilerin arasını bozmalı, grevler, sabotajlar tertip ettirilmeli, düşmanlıklar yaygınlaştırılmalı. Hayat pahalılığı sürekli azdırılmalı ve lüks tüketim yaygınlaşmamalı. Milletler arasına kin ve nefret tohumları serpilmeli, savaşlar çıkarılmalı. Milli istikrarı bozmalı, spekülasyonlara, enflasyonlara yol açmalı, sermaye sınırlı sayıda ellerde toplanmalı. Hükümetlerin ölümlerini hazırlamalı, insanlığı elem, ızdırap ve yoksulluk içine atmalı.”

Fakat burada mutlaka belirtilmesi gereken konu şudur ki Siyonist düşüncenin tüm Yahudi toplumunu kapsamadığı, belli bir aşırı gurubun hedefi olduğudur. Bu maddeleri okuyunca Siyonist düşüncenin İslam’a neden düşman olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır. Çünkü İslam, dünya barışını, hak ve adaleti hedefleyen bir sistem kurmayı esas alır. Bu hedef doğrultusunda Allah’ın koyduğu kurallarla bireysel ve toplumsal refahı, adaleti, mutluluğu hem bu dünyada hem de ahirette tesis etmeyi amaçlar. Allah ülkemizi ve tüm Müslüman alemini kötülerin şerrinden muhafaza eylesin.

Düşüncelerini paylaşmak ister misin?

Bizimle iletişime geç!

İlgili makaleler
Görüş
Görüş 03-Ağu-2020
Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Pek çok tanımı bulunan kültür kavramı, genel bir tanımı ile bireyin yaşadığı toplum içinde öğrendiklerini nesilden nesle aktardığı bir bilgi mirasıdır diyebiliriz. Toplumun yaşadığı coğrafya ve iklime göre dil ve dinin de içinde bulunduğu unsurlarla gelenek göreneklerin oluşturulmuş halidir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 25-Tem-2020
Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Günümüz modern toplumlarının baş edilemez hale getirdiği yozlaşma, yabancılaşma, şiddet sorunları her geçen gün televizyon programlarının, sempozyumların, kişisel gelişim seminerlerinin başlıca konusu haline gelmiştir. Çevresel faktörlerdeki bu dejenerasyonun en büyük dezavantajı ise kişisel gelişim adımlarında bireyin içinde yetişeceği toplum ile etkileşiyor olmasıdır.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 24-Tem-2020
Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Haklarında yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de yer alan ayetlerin dışında çok fazla hurafe ve hikayenin olduğu ümmetlerden olan cinler, insanlık için her zaman merak ve korku konusu olmuştur. Kur-an’ı Kerim’de Cin suresi ve diğer surelerde bildirildiğine göre Cin’ler şuur, idrak ve irade sahibi varlıklardır. Bu sebepledir ki Allah’a iman ve ibadet etmekle sorumludurlar. 

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 19-Tem-2020
Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Kur’an-ı Kerim’de çok fazla sayıda ayette hem akıl hem kalp konusu geçmektedir. Kimi zaman birlikte kimi zaman ayrı ayrı anılır.  Kur’an'ın anlamamızı istediği en çetrefil konulardan biridir akıl ve kalp ilişkisi. Akleden kalpten bahsedilir sıkça.

Devamı Devamı