Dünyada ve Ahirette Cennetin Anahtarı Dürüstlük

utsman-media-UlZupJNoelo-unsplash
Fotoğraf: Utsman Media-Unsplash

Her söylediğini Allah’ın dinlemekte olduğunu bilen biri, yalan söyleyebilir mi?

İslam güvenme ile başlamış, öyle yayılmış ve öyle devam etmiştir. Allah’ın isimlerinden biri el-Mümin’dir. Hz. Muhammed (S.A.V) önce “emin” kılınmış, ondan sonra peygamber olmuştur. Güvenilmeyen bir insanın dediklerine itibar edilir mi?

Sevgili Peygamberimiz hayatı boyunca doğruluğu kendine ilke edinmiştir. O hiçbir zaman yalan söylememiş, kimseyi aldatmamıştır. Aile ilişkilerinde, toplumsal ilişkilerde, ticaret yaparken ve her durumda daima dürüst, güvenilir oluşuyla tanınmıştır. Bu özelliğinden dolayı da Mekkeliler onu “Muhammedül Emin” (Güvenilir Muhammed) olarak nitelendirmişlerdir.

Hz. Muhammed, hem kendisi dürüstlüğü ilke edinmiş hem de bizleri bu konuda duyarlı olmaya teşvik etmiştir. Sevgili Peygamberimiz bu konuyla ilgili bir hadisinde, “Doğruluktan ayrılmayın. Çünkü doğruluk iyiliğe, iyilik de cennete götürür. Yalan söz söylemekten kaçının. Çünkü yalan kötülüğe, kötülük de cehenneme götürür.” buyurmuştur.

Toplumsal ilişkiler güven üzerine kurulur. Hiç kimse yalan söyleyen, verdiği sözleri tutmayan biriyle arkadaşlık etmek, yakınlık kurmak istemez. Dürüst, ahlaklı bir insan karşısındaki kişinin de dürüst ve güvenilir olmasını bekler. Eğitimden aile ortamına, ticaretten arkadaşlıklara kadar toplumsal ilişkilerin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesinin temel şartı doğruluk ve dürüstlüktür.

Dinimiz yalan söylemeyi, hile yapmayı, yalancı şahitlik etmeyi, başkalarını aldatmayı açık ve kesin bir şekilde yasaklar. Yüce Allah Müslümanlardan dürüst olmalarını, doğruluğu ilke edinmelerini ister. Verdiğimiz sözleri tutmamızı, tutamayacağımız sözler vermekten de kaçınmamızı öğütler. Bu konuyla ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de, “Ey iman edenler! Yapamayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?” buyrulur. Ahzab suresinde ise Yüce Allah, Müslümanlar’ı doğruluktan ayrılmamaları konusunda şöyle uyarır: “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin. (Böyle davranırsanız) Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar.”

Aynı konuyu dile getiren başka bir ayette ise “…Yalan sözden sakının.” (Hac Suresi, 30. Ayet) buyrulur.

Rabb’imiz bizleri yalan, hile gibi kötülüklerden kaçınmaya, dürüst, güvenilir bir insan olmaya yönlendirir.

Dürüst İnsanın en önemli yanı yalan söylemez. Verdiği sözü tutar. Çevresine örnek olur. İşlerini zamanında yapar. Özü sözü birdir. Güven verir. Karşısındakini aldatmaz. İnsanlar tarafından sevilip sayılır, ortamda aranan insandır. Buluşmalarına vaktinde gelir. Yaptığı işi en iyi şekilde yapar. Kazandığı parayı hak eder. Verilen görevden kaçmaz. Çıkarlarının yerine doğruları tercih eder. Özeleştiri yapar, kusurlu yanlarını kabul edip düzeltmeye çalışır. Başkalarına karşı hoşgörülüdür. Kimsenin hakkını yemez. Ağzından çıkan lafın arkasında durur. İnsanların güvenini kırmaktan uzak durur. Kimseyi yarı yolda bırakmaz. Her ne olursa olsun sadece doğruları konuşur. Dilinin doğruluğu ve kalbinin temizliği yüzüne yansır. İçinde kötülük barındırmaz. Değerlerine bağlıdır.

İslam, Müslüman kimseyi  emin bir kişi olarak tarif eder. Nitekim Sevgili Peygamberimiz;

“Müslüman elinden ve dilinden emin olunan kimsedir.”(Tirmizi, “İman”, 12.) buyurmaktadır.

Dinimiz, hayatın her alanında dürüstlük ve güveni tavsiye ederken, aldatmayı, insanları mağdur etmeyi de kınamakta ve Müslüman vasfı olarak kabul etmemektedir. Nitekim sevgili peygamberimiz; “Bizi aldatan bizden değildir.” (Müslim, “İman”, 43) demiştir.

Kur’an’ın ve sünnetin bu kişiye dürüstlüğü ve güveni emretmekte tersini ise kınamaktadır.

Ancak üzülerek ifade edelim ki dürüstlük ve güven yaşadığımız çağda öyle bir zayıfladı ki; iki Müslüman, akraba, arkadaş, komşu, esnaf birbirine güvenip kefil olamamaktadır. Gönül huzuru ile borç verememektedir. Mal ve eşyalarını emanet edememektedir. Kimse canını, malını, ırzını gönül huzuru ile kimseye teslim edememektedir.

Bugün toplumsal hayatta yaşadığımız birçok sıkıntı ve sorunun temelinde dürüstlük ve güven zedelenmesi yatmaktadır. Unutmayalım ki İslam eşittir dürüstlük ve güvendir. Kaybetmek üzere olduğumuz da budur. Kaybetmek üzere olduğumuz güven vücuttaki ruh gibidir; terk ettiği bedene asla dönmez.