Dürüstlük, Mertlik, Cömertlik Diyarı; Ahilik

ray-hennessy-HlJ7U9WHRR8-unsplash
Fotoğraf: Ray Hennessy-Unsplash

Kaynaklara göre Ahilik, Türk toplumunda bilinen eski toplumsal dayanışma teşkilatlanmasıdır. Kaynağının İslam öncesi Arap toplumundaki “Fütüvvet” geleneğinden olduğu düşünülmektedir.

Selçuklu Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikail Bayram kitabında bu konuya şöyle değinmiştir: “Fütüvvet Teşkilatı Fütüvvet, İslam dünyasında kahramanlık, yiğitlik ve cömertlik mefkuresinin adıdır. Şövalyelik nasıl Orta Çağ Batı dünyasına ait mahsus bir ülkü ise, Fütüvvet Teşkilatında Fütüvvet de Orta Çağ İslam dünyasına ait bir ülküdür. Nasıl ki Araplar İslam’dan önce kültürlerinde mevcut olan Fütüvvet anlayışını İslami değerlerle geliştirip devam etmişler, nasıl ki Farslar “cevanmerdi” anlayışını aynı şekilde İslam süzgecinden geçirmişler, Türkler de kendi “Akılık” ülküsünü İslami ahlak ve değerlerle geliştirerek devam ettirmişlerdir. Arap kültüründe ideal kahraman, sahavet ve şecaat timsali olan Fütüvvet erinin adı “Feta”, İran kültüründe “Cevanmerd”, Türk kültüründe “Akı”dır. Türk Akılığı, İslamiyet’le Arap Fütüvvet şiarından etkilenmiştir. Akıların birbirlerine karşı kardeşçe tutumundan dolayı Akı kelimesi yerini Ahi kelimesine bırakmış ve Abbasi Devlet’ nin sona ermesiyle Fütüvvet yerini Ahiliğe bırakmıştır. (Prof. Dr. Mikail Bayram, Ahi Evran ve Ahi Teşkilatının Kuruluşu, Konya 1991, s.130, 132)”

Türkmen toplumundaki bu teşkilatın kurucusu ise Ahi Evran, tam adıyla Şeyh Nasirüddin Mahmud Ahi Evran bin Abbas (d.1171 – ö.1261) Ahiliğin kurucusu sayılan debbağların (dericilerin) piri, 32 çeşit esnaf ve sanatkarın lideridir.

Ahi Evran’a göre toplumdaki fertler sanata yönlendirilmeli ve her biri belli bir sanat dalıyla meşgul olmalıdır ki, toplumun dirlik düzeni ve ihtiyaçları karşılanabilsin. Burada devlete düşen görev, bu oluşuma destek vererek halkın eğitilmesine ve yönlendirilmesine yardımcı olmaktır. Ahi Evran’ın Ahilik teşkilatının eğitimlerinde öğretilen eserlerinin içeriği, meslek dallarına ait teknik bilgiler ile ahlaki değerlere yönelik bilgilerden oluşmaktaydı. Ahilik birliğinin ana ilkelerine bakacak olur isek bu yapı içinde yetiştirilen üyelerin ne kadar derin ve erdemli bilgiler ile donatıldığını görebiliriz.

Ahilik ahlakının dört temel ilkesi şu şekildeydi: 1. Güçlü ve üstün durumdayken affetmek. 2. Öfkeliyken yumuşak davranmak. 3. Düşmana iyilik etmek. 4. Kendisi muhtaç iken bile başkasına vermek.

Ahilik teşkilatına üye olmanın şartları: Ahi olmak ve peştemal kuşanmak için kişinin bir Ahi tarafından önerilmesi zorunlu idi. Üye olmak isteyenlerden yedi kötü hareketi bağlaması ve yedi güzel hareketi açması beklenmekteydi: Cimrilik kapısını bağlamak, lütuf kapısını açmak. Kahır ve zulüm kapısını bağlamak, hilim (akıllı, sabırlı ve dayanıklı olmak) mülayemet (yumuşaklık) kapısını açmak. Hırs kapısını bağlamak, kanaat ve rıza kapısını açmak. Tokluk ve lezzet kapısını bağlamak, riyazet (nefsin isteklerini kırma) kapısını açmak. Halktan yana kapısını bağlamak, Hak’tan yana kapısını açmak. Herze (boş söz, zevzeklik) ve hezeyan kapısını bağlamak, sükut kapısını açmak. Yalan kapısını bağlamak, doğruluk kapısını açmak.

Kafirler, çevresinde iyi tanınmayanlar, kötü söz getirebileceği düşünülenler, zina ettiği ispatlananlar, katiller, hayvan öldürenler (kasaplar), hırsızlar, dellallar, cerrahlar, vergi memurları, avcılar, vurguncular örgüte katılamazlardı.

Bunların dışında kadınlar da örgüte kabul edilmemiş fakat o dönemin kadınları da ortalama aynı ilkeler ile Hacı Bektaş-i Veli tarafından kurulan Bacıyan-ı Rum (Anadolu Bacıları) teşkilatına üye olmuşlardı. Bu teşkilat da tarihte kurulan ilk kadın dayanışma birliği olma özelliğine sahiptir.

Ahilerin yönetmeliği olan fütüvvetnamelere göre, ahinin üç şeyi açık olmalıydı: 1. Eli açık, yani cömert olmalı. 2. Kapısı açık, yani misafirperver olmalı. 3. Sofrası açık, yani aç geleni tok göndermeli.

Üç şeyi de kapalı olmalıydı: 1. Gözü kapalı olmalı, yani kimseye kötü nazarla bakmamalı. 2. Kimsenin ayıbını görmemeli, dili bağlı olmalı, yani kimseye kötü söz söylememeli. 3. Beli bağlı olmalı, yani kimsenin namusuna ve şerefine göz dikmemeli. Kısaca tanıtmaya çalıştığımız Ahilik teşkilatı ile birlikte bu incelikli öğretilerin de yok olması gerçekten üzücü. Umarız bu gibi değerlerimiz tamamen unutulmadan tekrar yeşertilebilir.