Düşünce geleneğimizde Tanrı tasavvuru nedir?

İslam Contributor
Tanrı tasavvuru
Steve Harvey-Unsplash

Tevhid, tenzih ve teşbih kavramları, İslamiyet’te Tanrı tasavvuru nedir? Sorusunu yanıtlamamıza yardımcı olur. Allah’ın varlığı, tek ve bir olduğu dinimizde tevhid sözcüğü ile açıklanır. Tevhid öğretisi İslamiyet’in en önemli öğretisidir. Allah’ın tasavvur edilmesinde tevhidden sonra teşbih ve tenzih kavramları da gelişti.

Kültürün aktarımı nasıl olur?

İslam düşüncesi geleneği belli bir zaman birikimin sonuncunda ortaya çıktı. Doğulu ve Müslüman bir kültüre sahip olamamız bizler için temeldir. Kültür meydana gelirken, toplum bu sürece tanıklık eder. Toplum kültürün değişmesine de şahit olur. Bilgi toplumun içinde ortaya çıkar ve istesek de istemesek de gelecek nesillere aktarılır. Bu olağan bir süreçtir. Bir torunun küçük yaşta evde namaz kılındığını görmesi ve aklı erene kadar bu davranışı bir taklit olarak evde tekrar etmesi gibi. Kendi de yetişkin olduğunda bilgi ile davranışını birleştirir. Namazı öğrenerek kılar. Bu nesiller arası aktarımdır.

İslamiyet’e göre ortaya konan Tanrı tasavvuru nedir?

Toplum bilgiyi aktarırken zaman zaman müdahale eder ve bilgiyi denetler. Tüm dini kültürlerin kendilerine ait anlayışaları vardır. İslamiyeti diğer dini kültürlerden ayıran en önemli özellik; varlıkbilim merkezli bir din olmasıdır. Varlık merkezli bir din derken ne demek istediğimizi açıklayalım. İslamiyet mutlak varlık yaratan yani Allah’tır. O en yüce, en bilgili olandır. Allah ile olan ilişkimiz, somut olmadığı için her kişinin bu ilişkiyi anlama şeklinde değiklikler olabilir. İnsan Allah ile olan ilişkisini keşfetmeye çalışırken, geçmişten ve gelenekten etkilenir. Atalarının onu nasıl tanımladığını anlamaya çalışır. Bu bağlamda Kuran-ı Kerim en önemli kaynek haline gelir.

Yaradanı içimizde aramak

Kuran-ı Kerim’den sonra Müslüman bilginlerin görüşleri önem kazanır. Onların ahlaki görüşleri dikkate alınır. Bu açıdan baktığımızda onların Allah tasavvurunu ortaya koyma biçimleri önem kazanır. Allah’ı bulmak için içimize dönmemiz gerektiği önemli bir gerçektir. Onu arayacağımız yer dışarısı değil içimizdir. Allah ile kul ilişkisine baltığımızda, Allah’ın mutlak olduğunu kulun ise itaatkar olduğunu söyleyebiliriz. Tanrı tasavvuru, Allah’ın kendisi değil bizdeki yansımasıdır.

İslam geleneği Allah tasavvurunu oluşturmak için onu bir takım sıfatlar ve fiillerle açıklar. Bu durum Allah’ı kalbimizle mi yoksa aklımızla  mı tasavvur ediyoruz? Sorusunu ortaya koydu. Aklımızla bir yere kadar ona ulaşabilsek bile kalbimizde hissettiğimiz Allah sevgisi müminler tarafından Kabul gördü. Aklımızla açıklayamasak da gönlümüzde hissedebiliyorduk. Kelamcılar kendi tasavvurlarını tarih boyunca aktardılar.

Şiiler Allah’ı tasavvur etmek için teşbih geleneğini ilk kullananalar oldular. Kötülüğü dışsal bir unsur olarak tanımlamaya çalıştılar. Bunu yapma nedenleri insanların benzetme yoluyla daha rahat kavradıklarını görmeleriydi. Günlük yaşamda Allah’ın izlerini görmek ihtiyacından doğmuştu. Allah tasavvurunda farklılıkların ortaya çıkmasının bir diğer nedeni, Arapça bilmeyen toplumların İslamiyet’I Kabul etmesiyle ortaya çıktı.

Arap toplumu ilk dönemde, Kuran-ı Kerim’de yer alan Allah tasavvurunu kolaylıkla kavramıştı. İslam bilimcisi İbni Haldun Selef adlı yapıtında, Allah’ın tasavvurunu yapmaya çalışan kişilere değinir.

Mutezili düşünürlere gelirsek onlar da başka bir yol izledi. Onlara göre, tevhid ilkesine dayanarak Allah hiç bir sıfatla tanımlanmamalıydı. Onların düşüncesine göre Allah’a sıfat vermek teaddüdü’l- kudema’ya yol açar. Bunun anlamı da birdem fazla kadim varlık Kabul etmek demektir oysa başta da söylediğimiz gibi İslam tek bir varlık inancına dayanır.

YAZI: ŞEBNEM KIRCI