Duygusal tükenmişlik ile nasıl başa çıkılır?

Psikoloji Contributor
duygusal tükenmişlik
Liam Welch-Unsplash

Günlük yaşamın getirdiği stres, yoğun iş temposu, maddi kaygılar, duygusal baskılar ya da ilişkilerde yaşanan sıkıntılar gibi pek çok etken duygusal tükenmişlik denilen güç ve enerji kaybı yaşanmasına neden olur. İç kaynakların tükenmesi durumu, stresle çok aktif şekilde mücadele eden kişilerde daha çok görülür. Duygusal anlamda tükenme, duyarsızlaşma, güç kaybı, kaygı gibi bir dizi olumsuz durumu da beraberinde getirir.

Uzmanlar bu konuda yaptıkları araştırmalarda, duygusal tükenmişlik sendromunun duygusal, davranışsal ve bedensel olmak üzere birçok farklı belirtisi olduğunu ortaya koyuyor. Duygusal zeminde kişisel güvenin kaybedilmesi, değersiz hissetme veya kendini soyutlanmış hissetmek gibi sorunlar ortaya çıkıyor.

Belirtileri nelerdir?

Kişide duygusal tükenmişlik durumu söz konusuysa yukarıda da belirtildiği gibi davranışsal, duygusal ve bedensel sorunlar baş gösterir. Kişinin cinsiyeti, çalışma temposu, sosyal ve duygusal özellikleri, adalet duygusu gibi pek çok farklı kriter de duygusal tükenmişlik hissindeki etkileri olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilmektedir.

Davranışlara bağlı belirtiler araştırıldığında, aşırı duyarlı davranmak, kuralcı olmak ya da esnek olamamak, sürekli savunmada bulunmak, ani ve aşırı tepkiler, öfkeli ya da suçlayıcı davranışlar ön plana çıkar.

Duygusal olarak kişi kendini güvensiz, huzursuz, mutsuz, isteksiz, motivasyonsuz hisseder. Yaşanan bu duygusal karmaşa durumu; sürekli yorgunluk hissi, uyku bozukluğu, enerji kaybı, sindirim sistemi problemleri, nefes darlığı, fibromiyalji gibi bedensel sorunları da beraberinde getirir.

Duygusal tükenmişlik nasıl gelişir?

Genellikle duygusal tükenmişlik dört evreyle ortaya çıkan bir süreçtir. İlk aşamada oldukça heyecanlı, istekli, motivasyonu yüksek olan kişiler, var gücüyle çalışır, geleceğe dair planları ümitleri vardır. Daha sonraki evrede yaptığı işten, mesleğinden ya da ilişkilerden tatmin olamamaya başlar. Giderek eski heyecanı, coşkusu azalır. Olaylar karşısındaki tahammülsüzlüğü artar. Küçük sorunlar bile büyük kaygılar, rahatsızlıklar ve öfke yaratır.

Üçüncü evrede kişiler, ilişkilerde veya toplulukta görülen çarpıklıkların ya da aksaklıkların asla düzeltilemeyeceğini düşünmeye ve kendisini çaresiz hissetmeye başlar. Son noktada ise büyük bir karamsarlık ve ümitsizlik yaşar. Çalıştığı kuruma, yaptığı işe, bir arada olduğu kişilere karşı ilgisini kaybeder. İş yerinde maddi ve sosyal güvence için mecburen çalışmak zorunda olduğunu düşünür. Maddi manevi motivasyonunu kaybeden kişi, tüm bunların sonucunda bu kez de başarısızlık, sosyal hayattan izole olma, yaşantısına ve dış dünyaya yabancılaşma gibi durumlarla mücadele etmek zorunda kalır.

Nasıl tedavi edilir?

Kişinin psikolojik ve sosyal olarak birçok problem yaşamasına neden olan duygusal tükenmişlik sendromunda, rahatsızlığın şiddetine göre tedavi yöntemleri söz konusudur. Hafif ve orta düzeyde seyreden durumlarda, iş hayatında ve sosyal hayatta çeşitli düzenlemeler yapmak suretiyle sorun ortadan kalkabilir. Ancak şiddetli hale gelen kaygı verici durumlarda kişi, iş ve günlük hayatında, duygusal yaşantısında radikal değişiklikler yapmalı, kesinlikle bir uzmandan yardım almalıdır. Uzman tavsiyesine göre ilaç tedavisine ya da psikolojik terapiye başvurmalıdır.

Şiddetli bir duygusal tükenmişlik durumu söz konusuysa, kişi kendine daha çok zaman ayırmalı, hobiler edinmeli, hayatının bir parçası haline gelecek aktiviteler yaratmalıdır. İşi işte bırakma konusunda kendini eğitmeli, yeterince dinlenmeyi, sevdikleriyle zaman geçirmeyi, sağlıklı beslenmeye, uyumaya ve spor yapmaya önem vermelidir.

Aslına bakılırsa günümüz dünyasında giderek ağırlaşan yaşam şartları, maddi zorluklar, şiddet olayları, toplumsal ve bireysel ölçüde her geçen gün hepimizi karamsarlığa sürüklemekte. Ancak böylesi büyük çalkantıların yaşandığı dönemlerde yapmamız gereken en önemli şey, inançlarımıza, değerlerimize sıkı sıkıya sarılmak ve Allah’ın adaletine sığınmaktır.