El Latif; Esmaül Hüsna ve derin anlamı nedir?

Kuran Contributor
El Latif
Sergii Kolesnyk-Dreamstime.com

Yüce Allah’ın isimlerinden olan El Latif, incelikle lütfeden, nezaketle ikram ve ihsan eden, iyilik ve merhamette bulunan, kullarının ihtiyaçlarını bilen ve sezilmez yollarla karşılayan anlamlarını içeren ve daha nice derinlikler barındıran bir ism-i şeriftir.

Ey oğulcuğum! İşlediğin şey, bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, Allah onu ortaya çıkarır. Doğrusu Allah Latif’tir (en gizli şeyleri bilmektedir), her şeyden haberdardır (Habir’dir)”. (Lokman Suresi 16. Ayet)

İncelikle lütfeden El Latif ne anlama gelir?

Latif, Kur’an-ı Kerim’de yedi ayette geçmekte bunlardan beş ayette ise Habir ismi ile birlikte anılmaktadır. Böylelikle iki isim Yüce Allah’ın ilminin sonsuzluğunu ve derinliğini ifade etmektedir. El Latif ismi, Allah’ın kudretine iman, ihsanına güven, şefkat ve merhametine şükran duymayı telkin eden isimlerden biridir. El Latif, gizli ya da aşikar bütün işleri, ihtiyaçları tüm incelikleri ile bilen ve onları kolayca yapandır.

Latif olan Allah kendimizin bile anlayıp çözemediği en derin duygularımızı anlar, en yakınımızla bile paylaşmaya çekindiğimiz en gizli dertlerimizi bilir ve lütufta bulunacağı zaman da hiç umulmadık şekilde, nezaketle ikramda ve ihsanda bulunur. Yüce Allah’ın her hal ve sıkıntımızı bildiğine, dilediği zaman dilediği nimeti bize ulaştırabileceğine ve bunu da bizim acizliğimize duyduğu şefkat ve merhametle yapacağına iman etmenin vermiş olduğu huzur ve güven dahi bu ismin ikramlarındandır.

Rabbimiz bizi bizden daha iyi bilmektedir

Bu noktadan bakıldığında Allah’ın bir esenlik ve kurtuluş kaynağı olarak insanlığa indirdiği dini ve gönderdiği peygamberi de O’nun lütfunun bir kaynağı olarak algılamak gerekir. Çünkü her akıl sahibinin kolayca idrak edebileceği gibi dünyaya geldiğimiz andan itibaren çıktığımız bu yolculukta nereye gitmekte olduğumuz, hangi aşamalardan ve tehlikelerden geçeceğimiz hakkında gönderdiği din ile yolumuzu aydınlatması en büyük lütuftur. Ancak her şeyden haberdar olan yerli yerinde ve incelikle lütuf ve ihsanda bulunabilir.

Yüce Allah, her kulunun durumundan kesinlikle haberdardır. Kur’an-ı Kerim’de Latif isminin Habir ismiyle bir arada kullanılmasının sırrı da buradadır. Rabbimiz bizi biden daha iyi bilmektedir. O bize şah damarımızdan yakın olduğunu bildirmiştir. Bu, insanı çaresizliğin ve ümitsizliğin pençesinden kurtaran mutlak gerçekliktir. Ümitsizlik, Allah hakkında suizan içerdiği için küfür sayılmıştır.

Hz. Yusuf kıssası neyi anlatır?

Kur’an-ı Kerim’de Yusuf Suresindeki bu kıssa ile Allah’ın kullarına lütfunu en umulmadık şekilde nasıl eriştireceği en açık haliyle anlatılır.

“Yusuf dedi ki: Babacığım! İşte daha önce gördüğüm rüyanın manası buymuş; Rabbim onu gerçekleştirdi. Doğrusu Rabbim bana lütuflarda bulundu: Beni zindandan çıkardı, sizi çölden (çıkarıp buraya) getirdi, üstelik şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra! Şüphesiz Rabbim dilediğine çok lütufkardır. Kuşkusuz O çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.” (Yusuf Suresi, 100. Ayet)

Mekke’nin en karanlık günlerinde inen bu sure ile Latif isminin anlamı ifade edilerek, Allah’tan asla ümit kesilmeyeceği tüm müminlerin kalbine işlenmektedir.

Ayrıca bu kıssada el alınan bir diğer konu da olumsuz durumlar karşısında bundan kurtulmak için ümitsizliğe kapılmadan çaba göstermek, Allah’a güvenerek istikametini korumaktır.  Hz. Yusuf tüm hayatı boyunca bu yaklaşımın en güzel örneğini sergilemiştir. Allah elbette sonsuz lütfedicidir; ancak bu doğrultuda kulun gayretini de ortaya koymasını bekler.

Her lütufta bir sınavın gizlendiğini; her ıstırabın da gizli bir lütuf içerdiğini idrak etmekten uzak olanlar, Latif isminin tecellisinden şüpheye düşerler. Oysa şüphe, karamsarlık, ümitsizlik lütfa erişmede en büyük engeldir. Bazen de vermemek lütuftur. Allah’ın vermediğindeki lütfu görebilmek, O’na sonsuz güven duymakla mümkündür.

YAZI: DEMET DEMİROK