Endülüs’te Bir Kültür Şehri; Gırnata

ID 149749425 © Rafael Rey Martinez | Dreamstime.com
ID 149749425 © Rafael Rey Martinez | Dreamstime.com

Endülüs’te bulunan Gırnata (Granada) şehri 9. yüzyıla kadar kaynaklara geçmeden gizli kalmış bir şehir. Tarihi Geç Antik Çağ’a kadar uzanan bu şehir antik kazılar sonucu gün yüzüne çıkıyor. Albaicin bölgesinde yapılan çalışmalarda ortaya çıkan bu şehrin ilk yerleşimi İberler dönemine kadar uzanıyor. Şehrin adı Endülüs kaynaklarında çoğunlukla Gırnata olarak geçerken, Garnata veya Ağarnata şeklinde kaydedildiği de görülüyor.

Endülüs sekiz asır boyunca İslam hakimiyetinde kaldı. Gırnata konumu sebebi ile tehdit altında olan bir şehir değildi. Bu güvenli ortamın sonucu olarak Gırnata, 11. yüzyılda Endülüs’ün önemli şehirleri arasına yer aldı.

Endüdüs Emevi Devleti bilimsel çalışmalar açısından merkez şehirdi. Endülüslü ilim adamları hakkında günümüze ulaşan en eski bir eserlerinden Muhammed b. Haris el-Huşeni’nin Endülüslü fakih ve muhaddislere dair telif ettiği eseri Ahbaru’l-fukaha’ ve’l muhaddisin’de  çok sayıda alimin yaşadığı bilgisini ediniyoruz. 11. yüzyılın son çeyreğinde bir ulema ailesinin ferdi olarak dünyaya gelen İbn Atiyye, hocalarını ve onlardan okuduğu eserleri ya da aldığı icazetleri kaydettiği Fihris’inde, 11. yüzyıl Gırnata’sındaki bilimsel faaliyetler hakkında önemli bilgiler sunuyor.

Gırnata’da şehir ulemasını ilmi açıdan besleyen birkaç yol vardı. Bunların başında Gırnatalı öğrencilerin ilim tahsili için Endülüs’teki veya Endülüs dışındaki şehirlere yaptıkları yolculuklar geliyordu. Gırnatalılar’ın ilim tahsili için Endülüs içinde en fazla gittikleri şehir, 11.yüzyıl başlarında yaşanan bütün sosyal ve siyasi sorunlara rağmen Kurtuba idi.

Gırnata ulemasının neredeyse tamamının dini ilimler alanında ihtisas sahibidir. Bunun temel sebebi, Gırnatalı ilim adamlarının biyografilerine Endülüs’te dini ilimler alanında yer edinen kişilerin biyografilerini vermek amacıyla yazılmış tabakat eserleri yoluyla ulaşılması.

Endülüs’te matematik, geometri, astronomi, tıp ve eczacılık gibi alanların fetihten 11. yüzyıl ortalarına kadarki gelişimini anlatan ve önemli kişilerin biyografilerine yer veren bir kitap bulunuyor. İbn Cülcül’ün yazdığı bu kitabın adı Tabakatü’l-etıbba’ ve’l-hukema.

Endülüs’te matematik ve astronomi çalışmalarının kurucu ismi kabul edilen Ebü’l-Kasım Mesleme b. Ahmed el-Mecriti’nin  öğrencilerinden İbnü’s-Semh olarak tanınan Ebü’l-Kasım Asbağ b. Muhammed Kurtuba’da yaşanan karışıklıklar sebebiyle şehirden ayrılarak Gırnata’ya yerleşmiş ve vefatına kadar çalışmalarına bu şehirde devam etmişti.

Onun günümüze ancak adları ulaşan eserlerinden geometri konuları ve usturlap yapımı üzerinde yoğunlaştığını biliyoruz. Öklid’in Elementler’inin bir açıklaması olarak kabul edilen eseri el-Medhal ile’l-hendese adlı eseri oldukça bilinen bir eser.

Vezirlik makamında bulunduğu bilinen bu iki örnek dışında resm bir göreve getirilen kişilerin büyük bir kısmı kaza teşkilatı içerisinde görev alıyordu. Bu kişilerin büyük bir kısmı Gırnata’da bir başka görevde çalışırken, Vadias, Beyyase (Baeza) ve Meriye gibi şehre yakın yerlerde kadılığa getirilen Gırnatalı fıkıhlardı.

Bir süreliğine Gırnata’ya gelen ilim adamları da şehrin ilmi birikimine katkıda bulundular. Mesela meşhur muhaddis Ebu Ali el-Gassani hayatının sonlarına doğru geçirdiği felç sebebiyle Meriye kaplıcalarına giderken güzergah üzerindeki Gırnata’da konaklamış ve aralıksız bir ay devam eden yağmur sebebiyle bu şehirde kaldı. İbn Atıyye, bu esnada çok sayıda Gırnatalı’nın bu meşhur muhaddisten yararlandığını ayrıntılı bir şekilde anlatır. ( Gırnata’daki ikameti boyunda şehir halkının Ebu Ali el-Gassanî’den okudukları eserler hakkında bk. İbn Atıyye, Fihris, s. 77-90.)

Gırnata’nın kısa zaman içinde bir şehir kimliği kazanmasında idari tecrübeye sahip ve güçlü bir Berberi kabilesine mensup olan Ziriler tarafından yönetilmesi etkili oldu. Bulunduğu bölgenin en güçlü emirliği olan Abbasiler’in takip ettiği yayılmacı siyaset karşısında mukavemet gösteren emirliklerin başında Ziriler geliyordu.