Ergen Çocuğumuzla İletişimimiz Nasıl Olmalı?

muhammad-ruqiyaddin-MHtusE9Xnp0-unsplash-1.jpg
Fotoğraf: Muhammad Ruqiyaddin-Unsplah

Anne ve babaların tabiri caizse korkulu rüyası, çocuklarının ergenlik çağıdır. Anne ve babalar tarafından bu konuda ilk dikkate alınması gereken konu, kız olsun erkek olsun değişimlerin sadece fiziksel değişimler olmadığı, ilgilerin davranışların tutumların, düşüncelerin kısacası her şeyin değişmekte olduğudur.

Günümüzde her yayın organında her fırsatta işlenen bu konu, çoğu zaman aileler için katlanılması güç zamanlar olmakta. Çoğu aile soluğu psikologların kapısında alıyor.

Peki, şimdi gelin birlikte rastgele bir tarih seçelim; 1972 olsun. O yıllarda da sizce aileler çocuklarına aynı şekilde mi davranıyordu? Her köşe başında bir psikolog mu vardı? Cevaplar elbette hayır. Peki, nasıl büyüdü gelişti o zamanın ergenleri? Bugün 60’lı yaşlarında olan, o zamanın 15’lik gençleri, şimdilerde unlarını eleyip eleklerini astılar. Psikolog desteği olmadan büyüdüler, iş güç sahibi oldular.

Kız ya da erkek fark etmeksizin her çocuk için elbette zorlukları olan bir dönem ergenlik çağı. Ancak üzerinde durmamız gereken konu; günümüzde bu sürecin psikologlar eşliğinde, adeta bir kriz masası oluşturularak yönetilecek kadar abartılan bir süreç haline geldiği.

Bunun yanında eğer ergenlik ile birlikte bir çocuğumuzda aşamayacağı başka sorunlar da varsa o durumda tabii ki bir uzmandan, psikologdan ya da psikiyatristten yardım alınmalı.

Sağduyumuza güvenelim! Sevginin gücüne, evlatlarımıza güvenerek onlara bu dönemlerinde şu şekilde yaklaşabiliriz:

Eleştirilerimizi biraz askıya alalım.

Onlara güvendiğimizi dile getirelim.

“Bence ergenlikte olduğun için böylesin” gibi tanımlamaları, yüzlerine çarpmayalım daha naif geçişler yapalım “Büyümek biraz sancılı olabiliyor.” gibi.

Çocuğumuzu dinleyelim! Onların en çok istediği bu, ama araya girmeden, dikkatle dinlemeli! Çünkü dinlemeye başladığınız anda artık önemli olan sizin değil onun görüşleri.

Sınırları çizelim. Elbette sınırlar olmalı; sofra düzeni, eve geliş gidiş saatleri gibi. Ancak ona da birtakım özgürlükler tanınmalı. Çünkü onun da artık kendi başına hareket özgürlüğü var.

Takdir edin ve sevgi gösterin. Bu, çok hoşlarına gidecektir. Sevgi gösterisi konusunda sarılmalar, öpmeler “sevgili ergenimiz” tarafından şu sıralar biraz itici bulunsa da siz yine de vazgeçmeyin; tabii onu çok bunaltmadan.

Aslında bakıldığında bu davranışlar sadece ergenler için değil tüm aile bireyleri arasında uygulandığında huzur dolu bir yuva olmaması imkansız değil mi?

Evet asıl konumuz kapsamı olan İslami açıdan ergenlere davranışlar da çok farklı değil aslında. Ancak ergen, Müslüman ahlakı ve kaideleri ile büyümekte olan bir ergen ise zaten bazı şeyler farklı olacaktır.

Örneğin bu genç artık bir ergenliğe eriştiği için Müslüman’lığın gerektirdiği farz ibadetlerden sorumlu olduğunu bilecek ve buna göre davranacaktır. Aslına bakılırsa bu bilinçle yetişen bir gencin çok fazla ergenlik problemi yaşamayacağı da umulur. Çünkü kendine bağışlanan ömrün ne için bağışlandığı, nelerle sorumlu olduğu genel olarak hayatın amacıyla ilgili İslami bakış açısını bilmesi, daha erken yaşlarda olgunlaşmaya başlamasına vesile olacaktır.

İslam düşüncesinde insanlar arası diyalog Kur’an-ı Kerim’de sıkça işlenmiş bir konudur. Genel hatları ile insan ilişkilerimizde dürüst, adaletli, hoşgörülü olmak birbirine selam vermek, kötülüklerin üstünü örtmek, dedikodu yapmamak, yardımlaşmak gibi konuları birebir ilişkilerimizde uygulamaya nasıl çabalıyorsak; mikro düzeyde aynı ilkeleri ergenliğe girmiş evladımıza da uygulamalıyız.

Yukarıda madde madde verdiğimiz davranış şekillerinin daha detaylısının Kuran’da yer aldığını görmekteyiz. Uyarlayalım:

Ergenliğe geçiş yapmış çocuğunuza karşı; Dürüst olun/kendinizin yapamadığı şeyleri ondan beklemeyin, adaletli olun/onun da hakları olduğunu kabullenin buna göre davranın, hoşgörülü olun/normal zamanda yapmayacağı hareketlerini affedici olun, kötülüklerinin hoş olmayan davranışlarının üstünü örtün/yersiz çıkışlarında hemen ve aşırı tepki vermeyin, dedikodusunu yapmayın/arkadaşlarınıza yakın çevrenize evladınızla ilgili yaşadıklarınız konusunda yakınmayın, yardımlaşın/her zaman yanında olduğunuzu hissettirin.