Eşler Arası Gizlilik

fredrik-solli-wandem-cNOM3wJ3vhI-unsplash
Fotoğraf: Fredrik Solli Wandem-Unsplash

Evliliklerin sağlıklı bir şekilde yürümesinin en temel taşı koşulsuz olarak eşlerin birbirine güvenmesidir. Bu güven diğer olumlu etkilerin yanı sıra eşlere kendi kişisel alanlarının ve mahremiyetlerinin olma hakkını vermektir. İki ayrı dünya iki ayrı bahşedilmiş ömür. Her kişiye ayrı ayrı tanınmış ömür hakkının kimi alanlarda özgürce yaşama hakkının olması evliliklerde az rastlanan fakat evliliğin devamlılığı için hayati öneme sahiptir. Gelin görün ki bazen taraflardan birinin fazlaca meraklı olması gereken kişisel alanların daralmasına hatta yok olmasına sebebiyet vermektedir.

Emek isteyen meşakkatli bir yol olan evliliğin giderek güçlenmesi için çalışmak zor ve çaba gerektiren bir iştir. Bu çabalardan belki de en önemlisi eşlerin kendilerine ait alanlarının korunmasına özen göstermektir. Uzmanlara göre gereğinden fazla, somut bir göstergeye dayanmayan kıskançlık özgüven eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Gerçekten de bazen ortada bu duyguyu körükleyecek bir durum olmadığı halde eşlerden birinin eve gelen karşı cins misafirden, eşin kendi arkadaşları ile vakit geçirmek istemesinden rahatsızlık duymaya başlaması ve sonrasında çeşitli hafiyelik işlerine girişmesi aşamalarını başlatmaktadır. Malumunuz bu alanda günümüzün en meşhur olanı eşin telefonunu karıştırmaktır.

Başka birinin varlığından şüphe duymak ile başlayan bu serüven bazen gerçekten bir şeyler bulmaya bazen de asılsız bir şüphe sonucu olduğundan telefonu karıştırılan eşin öfkelenmesine sebep olmaktadır. Peki aranan delil bulunduğunda telefon karıştırma haklı bir davranış haline mi gelmiş olacaktır? Bu sorunun cevabı maalesef hayırdır.  Ne olursa olsun kişinin özel alanı olan telefonun mahremiyeti olmalıdır. Diğer türlü sorunlardan şüphelenildiğinde bunun en iyi yöntemi yine bir iletişim aracıdır: Konuşmak.

Kişinin rızası olmadan gizlice yapılacak her şey kişinin mahremiyet alanına girmektir. Evlilikte var olan problem şüphelerini başkalarının hakkına girerek gizlice çalışarak ortaya çıkarmaya çalışmak doğru bir davranış değildir. Maalesef teknoloji ile eşi tuzağa düşürme teknikleri de çokça çeşitlenmiştir. Bunlara birkaç örnek telefonun dinlenmesi, sahte bir hesap oluşturarak arkadaşlık isteği gönderilmesidir. Bu tip olaylar ortada bir şey yokken bile önce yapanın kendine olan saygısını yitirmesi, ortaya çıktığında ise yuvanın dağılmasına kadar götüren sonuçlara varmaktadır.

Bir eş olmaktan önce bir mümin olarak doğru yaşamamız için yapmamız gereken ne varsa bize söyleyen yüce kitabımız Kur-an’ı Kerim’de buraya kadar anlattığımız kötü zanna dayalı şüphe duygusunun insanın sakınması gereken bir duygu olduğu belirtilmiştir. Şu ayetler bize bunu anlatır:

“Ey iman edenler! Zandan çok sakının! Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Sinsi casuslar gibi ayıp aramayın! Gıybet ederek biriniz ötekini arkasından çekiştirmesin! Sizden biri, ölmüş kardeşinin etini yemek ister mi? Bakın bundan iğrendiniz. Allah’tan sakının! Hiç kuşkusuz, Allah tövbeleri çok kabul eden, rahmeti sonsuz olandır.” (Hucurat Suresi, 12. Ayet)

“Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise haktan hiçbir gerçek kazandırmaz. (Zan ile gerçeğe ulaşılmaz.)” (Necm Suresi, 28. Ayet)

“Onu işittiğinizde, erkek ve kadın müminlerin birbirleri için iyi zanda bulunup “Bu apaçık bir iftiradır” demeleri gerekmez miydi?” (Nur Suresi, 12. Ayet)

Kötü zandan sakınmamız gerektiğini hatta bir kısmının günah olduğu belirtilen dinimizde, eşlerimizin gizlilerini araştırmak hem ahlaken hem dinen vacip görünmemektedir. Önce bir mümin olarak kendi hayatımıza kişiliğimize çabamıza ne kadar güveniyorsak o kadar kendine güvenen, şüpheden uzak yaşamlar yaşarız. Ve eşimiz eğer yanlış bir yolda ise bu yanlış ile ilgili önce Allah’a sonra bize karşı sorumludur. Haksızlığa uğrayan taraf isek eninde sonunda biz bir araştırmaya girmeden gerçekler mutlaka önümüze gelecektir.

Yazımızı şu güzel ayet ile bitirelim: “Onlar şöyle yakarırlar: “Rabbimiz, eşlerimizden ve çocuklarımızdan bize göz aydınlığı bağışla. Bizi takvaya sarılanlara önder kıl.” (Furkan Suresi, 74. Ayet)