Evde Kaldığımız Bugünlerde Kitap Önerileri

dancing-rain-in-the-autumn-kVjvzOG5WCg-unsplash.jpg
İslam'ın ilk şartı "Oku"maktır. Fotoğraf: Dancing Rain in the Autumn-Unsplash

Tüm dünyanın “evdekal” çağrısı yaptığı ve insanlığın büyük kısmının korku ile eve kapandığı şu günlerde sıkıcı olsa da bugünleri fırsata dönüştürebilmek en olumlu şey olacaktır.

Kitap önerilerine geçmeden önce İslami konuda bilgilenmenin ne denli önemli olduğuna kısaca değinelim. Elbette Müslüman’ların gerçek bilgi kaynağı yüce kitabımız Kur’an’dır. Fakat Kur’an’ı okumak kadar, anlamanın da derin bir bilgi kaynağı gerektirdiği malumdur.

Bir mümin olarak Kuran’ı anlayarak okumanın önemi kendi içinde defaatle belirtilmiştir. Kur’an-ı Kerim’de bizden istenen en temel ibadet Kur’an okumaktır. Bu sebeple okumaya “Oku” ayeti ile başlayan mucizevi kitabımızdan başlamak, Kur’an’ı okudukça ise okumamız gereken çok fazla şey olduğunu öğrenmektir.

Bu konuda Kur’an, bizden gökleri, yeri, bitkileri hayvanları, gördüğümüz ya da göremediğimiz her varlığı kısaca ayet olarak nitelendirdiği her şeyi okumamızı, anlamaya çalışmamızı öğütlemektedir.

Yüce Rabb’imiz, sayısız nimetini sunduğu bu alemde O’nun yüceliğini hissederek mucizelerini okuyarak, görerek O’na hamd etmeyi hepimize nasip etsin. Çünkü bilgi denilen hazinenin insana bambaşka ufuklar açtığı, insan olma yolunda yolunu aydınlattığı hepimizce aşikardır.

Evde kaldığımız şu günlerde okuyabileceğimiz, İslam konusunda bilgilenme yolunda gerçekten birçok doğru bilinen yanlışı düzeltmemizi sağlayan, öğrendiğimizde hayrete düştüğümüz bilgileri içeren, bazı kitaplardan bahsedelim.

İlk kitap önerimiz Celaleddin Vatandaş’ın “Vahiyden Kültüre” adlı kitabı. Bu kitapta ilginizi çekebileceğini düşündüğümüz, gelenekleşmiş davranışlarımızın kökenleri derinlemesine işlenmiş.

“Vahiyden Kültüre” adlı kitapta çoğu batıl inanç kategorisinde olan ama hepimizin otomatik olarak yaptığı tahtaya üç kere vurmak, kara kedi görmeye uğursuzluk olarak bakmak, nazar boncuğu takmak gibi Müslüman’ların hayatına nüfuz etmiş kültürel kökenli davranışların İslam kültürüne nereden geldiği, nasıl etkileşimlerde bulunduğu anlatılmakta.

İkinci kitap önerimiz ise Mustafa İslamoğlu’nun “Üç Muhammed İki Tasavvur bir Gerçek” adlı kitabıdır. Bu kitabı yazarının kendi sözleriyle size tanıtmaya çalışalım:

“O kimileri için, arkasından göz yaşı dökülen tatlı bir anı olmuştur. Onlar onun hatırasıyla yaşamayı, kendisiyle yaşamaya tercih ederler. Onlar onun arkasından ağlamayı, onu önlerinde görmeye tercih ederler. Onlar onun sakalını ve hırkasını, misyonundan daha fazla severler. Ondan bir efsane gibi söz etmeyi, birlikte yaşanılan bir “dost” olmaya yeğ tutarlar. Daha başka kimileri için ise, o tarihin konusudur. O, bir “iletişim aleti” gibi ilahi mesajı iletmiş ve misyonunu tamamlamıştır. O, bugüne taşınamaz. Biz onunla, tarihi bir değer olarak ilişki kurabiliriz. Kur’an içinse o, hayatın aktif, kurucu ve inşa edici bir öznesidir. Misyonu ölümsüz olandır. Kur’an, onu çağa taşımak için çırpınır. Onun tarihe hapsolmasını önlemek için onunla ilgili tarihsel olayları müminin yüreğine, imanına, ibadetine taşır. Kur’an müminin hayatında onu güncel kılmak için ne gerekiyorsa yapar. Kur’an’ın bak dediği yerden bakanlar ise onu “üretmek” için çaba harcarlar. Kur’an’da onu, onda Kur’an’ı görürler. Onu Kur’an’la, Kur’an’ı onunla tanırlar. Kur’an’a onun aynası, ona Kur’an’ın aynası gibi bakarlar. Çünkü onlar, onun risalet mirasına ihanet etmekten korkarlar.” Mustafa İslamoğlu.

“Üç Muhammed İki Tasavvur bir Gerçek” adlı kitap, okuduğunuzda gerçekten peygamberimize bakış açınızı değiştirecek bir özel bir eser. Peygamber Efendimiz ile aynı çağda yaşamamış aynı havayı teneffüs etmemiş olmanın verdiği üzüntüyü hissedeceksiniz.

Ve son olarak size Yaşar Nuri Öztürk’ün birçok kitabından biri olan ancak İslam’ı anlama konusunda favori kitaplardan biri olan “400 Soruda İslam” adlı kitabını öneririz.

Yine rahmetli Prof.Dr.Yaşar Nuri Öztürk hocamızın kendi önsözünden alıntılayalım:

“Biz, İslam’ı insanlığın birleşmesi, kucaklaşması, güzelin ve iyinin egemen olması için bir rahmet ve sevgi unsuru olarak ortaya koyuyoruz. Ve bunu yaparken, İslam kaynaklarının verdiği bilgilerin dışına çıkmıyoruz. Söylediklerimiz, İslam bilgilerinin, çağlar boyu tekrarladıkları gerçeklerdir. Bizim farkımız, sadece üslûbumuzla sentez tarzındaki yeniliktir. Temel kaynakları bilmeyen cahil ve bedavacı odaklar, bu sentez ve üslûp yeniliğini, İslam’a ilaveler yapmak zannediyorlar. Bu, bilgisizlik ve nasipsizliği ilandan başka şey değildir. Her tespitimizin Kur’ an, sağlam sünnet ve onlara dayalı kaynaklardaki yerleri gösterilmiştir. Ama, o kaynakları tetkik, ilim ve çile ister. Bedavacı cahillerinse buna yetecek ne ilimleri vardır ne de sabırları.”

İyi okumalar dileriz.