Evlilik Bağını Korumanın Yolları Nelerdir?

ID 140018543 © Mulikov | Dreamstime.com

Kur’an-ı Kerim’de, “Onlara ısınıp kaynaşasınız diye size kendi türünüzden eşler yaratıp aranıza sevgi ve şefkat duyguları yerleştirmesi de O’nun kanıtlarındandır. Doğrusu bunda iyi düşünen kimseler için dersler vardır.” (Rum Suresi, 21. Ayet) buyrulur. Buradan anlaşılacağı üzere dinimizde Müslüman kimseleri evlenip yuva kurmalarına değer verilir.

Evlilik zaman zaman türlü sınavlardan geçilen bir yolculuktur. Bu bakımdan eşlerin kurdukları yuvayı korumak için de bazı çabalar göstermesi gerekir. Evliliği korumanın başlıca yolları ise; sevgi ve saygı bağını korumak, dürüst olmak, eşler arasındaki sorumluluk ve hakları gözetmek, bencillikten uzak durmak ile geçmişte yaşamayı bırakmaktır.

Sevgi ve saygı bağını korumak: Sevgi ve saygı yalnızca evlilikte değil, insanlar arasındaki tüm ilişkilerde binanın temeli gibidir. Bu bağlamda, sevgi ve saygıyı kaybetmiş kimselerin uzun vadede huzurlu bir evlilik sürdürmeleri mümkün olmaz. Bu bağı kaybetmemek içinse hem kadının hem de erkeğin tatlı dilli ve güler yüzlü olmaya özen göstermesi gerekir. Peygamber Efendimiz de bazı hadislerinde bu konuya dikkat çekmiş ve “Huyu ve yüzü güzel olan dünya, ahiret iyiliğine kavuşur.” (İbni Şahin) buyururlar.

Birbirine karşı her zaman dürüst olmak: Eşler arasında sevgi ve saygı ne kadar önemliyse, karşıdakine dürüst davranmak da o kadar önemlidir. Bu bağlamda eşlerin herhangi bir konuda birbirine yalan söylemesi ya da yapamayacağı işler hakkında sözler vermesi evlilik açısından sakıncalı bir durumdur. Zaten Kur’an-ı Kerim’de içerisinde de konuyla ilgili “Ey iman edenler! Niçin yapamayacağınız şeyleri söylüyorsunuz? Yapamayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında çok çirkin bir davranıştır.” (Saf Suresi, 2 ve 3. Ayet)

Kendi sorumluluklarını bilmek ve eşinin haklarını gözetmek: Aile kurumu yalnızca mekan olarak değil, aynı zamanda sır bağlamında da aile dışındaki bireylere kapalıdır. Bu bakımdan hane içerisinde olan olayların dışarıya aktarılmaması eşlerin birbirlerine karşı en büyük vazifeleri ve birbirleri üzerindeki haklarıdır. Kur’an-ı Kerim ayetlerinin bir kısmında insanlar bu konuda açıkça uyarılır. Peygamber Efendimiz de bir hadisinde konu hakkında, “Bir kul bu dünyada başka bir kulun ayıbını örterse, kıyamet gününde Allah da onun ayıbını örter.” (Müslim) buyurur.

Bencillikten uzak durmak: İslam inancı paylaşma ve yardımlaşma dinidir. Bu bakımdan evlilik temeli ve aile bağları da paylaşma üzerine kurulmuştur. Eşler bir çatı altında; sevinçlerini, dertlerini, hastalıkları ve mallarını paylaşılır. Bunlar üzerinde paylaşım yapıldığı takdirde sevinçler çoğalır, sıkıntılar da giderek hafifler. Ancak aile kurumuna bağlı bireylerden herhangi birinin bencillik yapması durumunda kişiler arasında kalın duvarlar örülür.

Bencilliğin farklı çeşitleri vardır. Bu bağlamda kişi mali konularda bencil olabileceği gibi sevinci paylaşma konusunda da bencil olabilir. Mali konularda bencil olan kişiler kazançlarını harcamaktan ve paylaşmaktan hoşlanmazlar. Yani eşleri için ufak bir fedakarlıkta bulunurken bile elleri titrer. Böyle bir durumda eşler arasına para girer.

Sevinç bencili olan kişiler ise ne eşlerini mutlu etmekten hoşlanırlar ne de karşısındaki kimseyi sevindirmeye çalışırlar. Onların bu davranışı, Peygamber Efendimiz’in “Farzlardan sonra en kıymetli amel, bir mümini sevindirmektir.” (Taberani) hadisi ile de çelişir.

Sürekli geçmiş olayları konuşmaktan vazgeçmek: Geçmişe takılıp kalmak kişinin kendini mutsuz etmekle kalmaz, aynı zamanda çevresindeki diğer insanları da huzursuz eder. Geçmişi değiştirmek mümkün değildir. İnsan yalnızca geçmişte yaptığı hatalardan ders ve ibret alabilir. Bu bağlamda, geçmişte yaşanmış ve bitmiş olaylar için kimseyi üzmeye gerek yoktur. Bugüne ve yarına odaklanmak aile huzurunu sağlamanın başlıca yoludur.