Evlilikte Kadın Hakları ve Mutluluk Sırları

dreamstime_s_78257813

İslam’da evlilikte kadın hakları konusunda önemli emir ve açıklamar vardır. Kadın erkek arası farklar dendiğinde akla ilk gelen kadınların daha çok konuşması, evlilik bağı içindeki çiftler arasında kimi zaman espri konusu olup, kimi zaman sorun olarak algılanır. Aslında aile hayatının en önemli dinamiklerinden biridir konuşmak. Sosyal bir varlık olan insan bu sosyalliğini kuşkusuz iletişimine borçludur. İçinde bulunulan en ufak sosyal birim olan aile de iletişiminin başladığı, güçlendiği yerdir. Kişi nasıl bir aile yapısı içine doğuyorsa o kalıplar dahilinde şekillenmeye başlayacaktır. Kişisel ve fiziksel olarak geliştikçe evlilik yolu ile kendi en temel sosyal alanını kurar. Kadın ve erkek arasındaki farklar bu en küçük topluluk olan aile içinde kendini hissettirir. İletişim şekli ve farklılıkları aile içi huzur ya da huzursuzluk kaynağı olacaktır.

İnsan beyninin mucizevi çalışma sistemlerinden biri olan konuşma eylemi gerçekleşirken beyin en aktif halinde çalışır. Sözcükler sol beyinde, anlamlar sağ beyinde duygularsa daha derin bölgelerde oluşturulur. Ve biyolojik olarak kadın beyninde bu bölümlerinin daha aktif çalıştığı bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Her yaratışında bir hikmet olan Rabbimizin elbet bunu yaratmasında da bir hikmet olduğunu düşünerek nedenlerini anlamaya çalışmak hem kadın hem erkek açısından faydalı olacaktır. Bilgi edinmek sorunların kapısını aralayan, çözüm için seçenekler sunan, hayatı iyileştiren bir nimettir.

Kadın erkek farkı

Duygusal olarak farklı mizaçlarda yaratılan kadın ve erkeğin, bu duygularını dışa vuruş şekli de elbette farklı olacaktır. Genel olarak baktığımızda kadın, kaygı, yakınlık, içtenlik, paylaşımcılık, yalnız kalmama gibi duyguları daha yoğun olan bir varlıktır. Örneğin kadın üzgün olduğunda konuşarak destek bulma, kendini iyi hissetme eğilimindeyken erkeğin susmayı tercih ettiğini görüyoruz. Çünkü erkek için konuşma gereksinimi kendini anlatmak değil çoğu zaman bilgi aktarmak için olduğunu görüyoruz.

Aile içi iletişimde evlilik bağı ile birbirine bağlanmış kişilerin iletişimi ne kadar bilinçli ve sakince yönetilirse, o kadar verimli sonuç alındığı bir gerçektir. Aramızdaki farklar göz önüne alınarak bir sorunu olduğunda içine kapanan ve konuşmayan bir erkeği konuşmaya zorlamak bu sebeple fayda vermemektedir. Erkek, kendi içinde çözüp planlamaya çalıştığı sorununu vakti geldiğinde sadece bilgi vermek için konuşmayı tercih etmektedir. Kadın ise yapısal olarak daha yoğun hissettiği duygularını hemen dışa vurarak destek arayışında olan bir yapıdadır. Hal böyle olunca derdini hemen anlatmak isteğinde olan kadın aceleci ve derdini anlatma konusunda çokça kelime kullanma eğiliminde olmaktadır.

Beyinlerimizin farklı noktaları işliyor

Kadın ve erkek beyinleri arasındaki yaradılış farkları sonucu aynı duygusal olay farklı şekilde işlenmektedir. Korku yada duygusal olaylar karşısında erkeklerde sağ amigdala çalışırken, kadın beyninde sol amaigdalanın çalıştığı gözlemlenmiştir. Beyin görüntüleme teknikliklerindeki gelişmelerle kadın ve erkek beyninin çalışma sisteminin farklılığı somut olarak gözlemlenmiştir. Nörolojik farklılıklardan dolayı kadın cinsinin erkek cinsine göre daha erken konuşmaya başladığı, daha hızlı ve akıcı konuşma yeteneğinin daha gelişmiş olduğu bilimsel olarak ispatlanmıştır. Kadın beyninin okuma yazma sökme yeteneğinin daha belirgin olduğu da belirlenmiştir.

Evlilikte kadın hakları her zaman ön planda tutulmalıdır. Bunun yanında aile denince akla ilk gelen özellikle eşler arası iletişimin gücü bu birlikteliğin uzun soluklu olup olmamasında büyük etken olduğu görülür. Büyüklerimizin söylediği geçinme esaslarından biri kadın sinirliyken erkeğin, erkek sinirliyken kadının susması başlıca öneri gibi gözüküyor. Konuşarak derdini anlatmaya meyilli kadın için eşinin tek yapması gereken, dinlediğini ve anladığını onaylaması iken, erkeğin sorunlu zamanlarında kadının onu konuşmaya zorlamaması altın kural gibi gözüküyor.