Eyüp Sultan Camisi ve Fatih Sultan Mehmet İlişkisi

Photo 181070658 © Tminaz - Dreamstime.com

Fatih Sultan Mehmet için Eyüp Sultan Camii neden çok önemliydi? İslami kaynaklarda ve hadisi şeriflerde mescid olarak ifade edilen cami, cemaati toplayan ve bir araya getiren yer demektir. Bu bakımdan, Hz. Adem’in dünyaya ayak bastığı andan itibaren ibadet etmek üzere bu tip kutsal mekanların kullanıldığı bilinir.

İslamiyet sonrası Türk tarihi incelendiğinde, özellikle Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde cami yapımına büyük bir önem verildiği görülür. Mimari açısından da oldukça zengin olan bu yapılardan bir kısmı günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. Bunlar arasında en tanınanlardan biri de Eyüp Sultan Camisi’dir.

Fatih Sultan Mehmet ve Eyüp Sultan Camii

Eyüp Sultan Camisi, İstanbul’un Eyüp Sultan ilçesinde yer alır ve günümüzde de ziyarete açıktır. Cami, 1458 senesinde yani İstanbul fethedildikten sonra yaptırılmıştır. Fatih Sultan Mehmet burada Akşemseddin tarafından kılıç kuşatılmıştır. Fatih Sultan Mehmet sonrasında ise kılıç kuşanmaya diğer padişahlar döneminde de yine Eyüp Sultan Camisi avlusunda devam edilmiştir.

Eyüp Sultan Camisi içerdiği; medrese, aşhane, hamam ve türbeyle aslında büyük bir külliyenin içerisinde yer alır. 1458’de inşa edilip, zamanla zarar gören yapı 3. Selim tarafından yıktırıldıktan sonra tekrar yaptırılmıştır. Bu esnada minare ve cami temeline dokunulmamıştır.

Eyüp Sultan Camii’nin mimari özellikleri nelerdir?

Eyüp Sultan Camisi, zaman içerisinde defalarca tamir edildiği için, caminin Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığı dönemki mimari özellikleri hakkında kesin bilgiler yoktur. Ancak bugünkü haliyle cami temeli sekizgen bir kasnak üzerindedir. Kubbesinin çapıysa 17,5 metreye erişir.

Caminin dış avlusunda barok tarzı mimari esintiler hissedilir. Avlu kuzeyinde ünlü ve değerli isimlere ait çok sayıda mezar; ortasında ise iki büyük çınar ağacı yer alır. Bir rivayete göre bu çınar ağaçları Akşemseddin tarafından dikilen dallardan büyümüştür. Cami avlusunun bir kenarında ise Eyüp Sultan Türbesi bulunur.

Eyüp Sultan Türbesi: Ebu Eyyub el-Ensari, yani Eyüp Sultan Müslümanlar için önemli sayılan bir sahabedir. Kendisi Eyüp Sultan Camisi’nin dış avlusundaki yerde yatmaktadır ve bu yerin bizzat Akşemseddin tarafından belirlendiği kabul edilmektedir.

Eyüp Sultan, Hazrec Kabilesi’nden bir kimsedir ve Hicret’ten yaklaşık 2 yıl önce İslam’ı kabul etmiştir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’i Hicret sonrasında uzun bir süre evinde misafir etmiş ve İslam için verilen tüm mücadelelerde yer almıştır. Allah ve İslam yolunda verilen tüm savaşlara katılması gerektiğini düşündüğü için de ömrünü bu şekilde sürdürmüştür. 90 yaşlarındayken de İstanbul Kuşatması sırasında şehit düşmüştür.

Evliya Çelebi’nin anlatımıyla Eyüp Sultan Camisi: Evliya Çelebi, 17. yüzyıl döneminin en ünlü gezginlerinden ve nesir yazarlarından biridir. Günümüze ulaşmış ve ulaşamamış pek çok eserin özelliğine onun tarifleriyle erişilebilmektedir.

Evliya Çelebi’nin Eyüp Sultan Camisi hakkında yazdığı yazının bir kısmı şöyledir: “Eyüp Sultan Cami: Bu, Fatih Sultan Mehmet Han’ın yapısıdır ki sevabını Ebu Eyyub el Ensari’ye hediye eylemiştir. Deniz kıyısına yakın ensari yerinde düz bir yere yapılmıştır. Bir kubbelidir. Mihrab tarafında yarım kubbesi daha vardır. Lakin o kadar yüksek değildir…”

Camilerin kullanım fonksiyonları nelerdir?

İnsanın yeryüzüne gönderilmesiyle başlayan mescid tanımı, İslamiyet’in yayılmasıyla birlikte daha da önem kazanmıştır. Bugün cami olarak adlandırılan toplanma yerlerinin en bilinen fonksiyonu mabet şeklinde, yani ibadet amaçlı kullanılmasıdır. Oysa İslam tarihi incelendiğinde camilerin farklı fonksiyonları olduğu da görülebilir.

Cami, mabet özelliği taşıma dışında; yönetim merkezi veya ilim ve kültür merkezi olarak da kullanılmıştır. Bu bakımdan, Hz. Muhammed döneminde devlet başkanlığı işleri de Mescid-i Nebevi’de sürdürülmüştür. Cami içerisinde muallim bulunması ve öğrenciler yetiştirilmesi de bu yapılara, ilim ve kültür merkezi olma özelliği katmıştır.