Farabi’nin Eğitim Felsefesi

ID 174182926 © Talgat Shiderbayev | Dreamstime.com
Fotoğraf: ID 174182926 © Talgat Shiderbayev | Dreamstime.com

Farabi İslamiyet’in altın yıllarında yaşamış ünlü filozof ve bilim adamı. Özellikleri bu kadarla da kalmıyor, gökbilimci, mantıkçı ve müzisyen olarak anılıyor. Türk-İslam dünyasının yetiştirdiği en önemli filozoflardan biri olan Farabi, yaptığı incelemeleri ile Hace-i Sani yani ikinci üstad olarak anılıyor. Bu da ikinci öğretmen anlamına geliyor. Birinci üstadın kim olduğunu merak ettiyseniz o da Aristo. Farabi, Aristo’nun altı ciltlik temel mantık kitabı Organon’un tüm bölümlerini içeren çeviriler ve şerhler kaleme aldı. Organon’u iki bölüm daha ekleyerek sekiz kitaba çıkardı, yaptığı bu çalışmalar mantık alanında büyük bir ses getirdi. Farabi’nin eğitim üzerine kaleme aldığı özel bir yapıtı bulunuyor. Eğitime online olarak devam ettiğimiz bu günlerde, İslam’ın altın çağından bu günümüzü aydınlatacak bilgilerini gelin birlikte inceleyelim. Farabi’ye göre eğitim, felsefi sistemdeki en temel toplumsal olgudur. Farabi eğitimi nefisle ilişkilendirir. Birey eğitim sayesinde erken yaştan itibaren ideal devlet-toplumun bir üyesi olmak için hazırlanır.

Yetenekleri eğitimle gelişir ve mükemmelleşir. Hepimizin bir yaratılış amacı var ve biz bu yaratılış amacına eğitim ile ulaşabiliriz. Ona göre ideal bir toplum, ideal bir yönetici ile mümkün olabilir, o ideal yönetici de eğitimle yetişir. Ona göre “ Siyasal önderler için bilgisizlik, halkın bilgisizliğinden daha zararlıdır. Bu yüzden, onca, bedenin yiyeceğe, geminin kaptana gereksinimi bulunduğu gibi, halkın da, kabul edilebilir siyaseti uygulayan, yararlı işlerinde onlara rehberlik eden, onların mevkilerini geliştiren ve sonsuz mutluluğa hazırlayan ve onları eğiten bir siyasal öndere gereksinimi vardır. (Ammar al-Talbi, al-Farabi, s. 356)

Farabi’ye göre, ideal devleti-toplumu kuran siyasal önder, tanrısal kaynaklardan bilgilenmiş ve tanrısal eğitim-öğretim almış bir kişi olmalıdır. Farabi’nin erdemli kentini kuran tanrısal iletişime sahip bir kimse olabilir ve daha sonra kenti yönetecek siyasal önderler, eğer etkin akılla ilişki kuracak denli yetenekli değillerse, ona uymak zorundadırlar. Farabi’nin bu düşüncesi, İslam hukukçularının devlet kuramları ile örtüşüyor. İslam hukukçularının devlet kuramı Farabi tarafından felsefi bir dille ifade ediliyor. Ünlü düşünüre göre nasıl doktorlar vücutları sağlığına kavuşturuyorsa, siyasi önderler de ruhları tedavi edecek beceride olmalı böylelikle toplumsal refahı sağlayabilirler. Ona göre eğitim farklılaşan fıtratları birbirine benzeştirir. Bunu günümüzde de bazı köklü okullardan çıkan kişilerin belli manevi özelliklere bağlı olmasına bağlayabiliriz. Ona göre doğuştan getirdiğimiz yetenekleri ortaya çıkaracak olan eğitimdir. Hiç müzik aleti eline almamış biri onu çalıp çalamayacağını bilemez. Belli dersleri aldıktan sonra ancak yapıp yapamayacağına karar verebilir. Günümüzde de okullar çocuklara pek çok farklı aktivite ve ders sunuyor. Böylece çocuk neye yatkın olduğunu öğrenebiliyor. Ona göre her bilgiyi herkes öğrenemez, günümüzde eğitimde bu bilgiden temel alınarak insanlar bölümlere ayrılıyor. Eğitim kolaydan zora doğru girmelidir bu düşüncesini şu cümleyle dile getirir; “ Korkutmayın, müjdeleyin, zorlaştırmayın, kolaylaştırın.”

Farabi’ye göre bir konu tam öğrenilmeden başka bir konuya geçilmemeli. Sorular ve sorunlar tek tek ele alınmalıdır. Öğretmenlerin öğrencilerine yakın olmaları ve öğrencilerin fikirlerini tartışacakları ortamları onlara sağlamaları önemlidir. Tartışmalar önce anlamayı ardından kavramayı getirecektir, bu ikili ayrılmamalıdır. Öğrenciler kavramak adına ihtiyaç duydukları ölçüde tartışabilmelidirler. Öğrencinin öğrenme isteğinin canlı tutulması önemlidir, öğretmen de öğretme isteğini canlı tutmalıdır. Ona göre öğrencilere çok sert davranmak da doğru bir yol değildi. Farabi’ye göre eğitimin ana temellerinden biri ahlaki erdemleri öğrenmekti. Ona göre ancak mutlu olan insan kendisine ve çevresine faydalı olabilir.