Fatiha’nın Işığında Aydınlanmak

ID 92782273 © Rafik Laghouati | Dreamstime.com
ID 92782273 © Rafik Laghouati | Dreamstime.com

Fatiha, Kuran-ı Kerim’in ilk suresidir ve ‘bir şeyin başlangıcı, giriş’ anlamına gelir. Fatiha suresinde Allah’tan nelerin isteneceği, ayrıca istemenin usul ve adabı da öğretilmektedir. Hz. Peygamber tarafından “Ummu’l-Kitab” yani “Kitab’ın Anası, Kur’an’ın Özü” diye isimlendirilmiştir. Gerçekten de bu sureyi dikkatle okuduğumuzda, Kur’an mesajının bu surede özetlenmiş olduğunu görürüz.

Fatiha suresi Allah ile kul arasında bir tür sözleşme ve antlaşma olarak da değerlendirilmektedir. Surenin ilk yarısı kulun Allah’a hamd ve övgüsünü, ikinci yarısı da onun Allah’tan isteklerini dile getirir. Fatiha suresi, hamdin Alemlerin Rabbi Allah’a ait olduğunu bildiren ayetle başlar. Mekke döneminin ilk yıllarında tamamı bir defada inmiştir. Bu ayeti Allah’ın esirgeyen ve bağışlayan manasında Rahman ve Rahim, aynı zamanda din gününün sahibi ve hükümranı olduğunu ifade eden övgü ayetleri takip eder. Daha sonra Allah karşısında insanoğlunun durumunu belirleyen şu ayet gelir: “Biz ancak sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz”.

Buna göre istemenin şartları önce ne istediğini bilmek, sonra ona gerçekten ihtiyacı olduğunu belirtmek, daha sonra da onu elde etmek için yapılması gerekeni yapmaktır. Sureyi okuyan mümin Allah’a kul olduğunu ifade ettikten sonra kendisiyle yaratıcısı arasında hiçbir aracı bulunmadan doğrudan doğruya ona seslenir. Kulun dindarlığı açısından çok önemli bir gerçeği dile getirir. Çünkü kişinin mümin bir kul sayılması, ilahi otoriteye kendi istek ve iradesiyle teslim olduğunu idrak etmesine bağlıdır. İnsanın kulluğu bu otoriteyi baskı zoruyla değil gönüllü olarak kabullenmiş olmasıyla bir anlam ve değer kazanır.

Kul, ebedi mutluluğa ve sonsuz nimetlere ulaştıran doğruluk ve dürüstlük yolunda ilahi lütfa nail olmuş iyilerin izini takip ederek ilerlerken gazaba uğramışların, şaşırmış ve sapmışların durumuna düşmemek için Allah’tan yardım ister. Ömür boyunca bu çizgiyi takip etmenin zorluğu sebebiyle insan bu yoldan şaşabilir. “Bizi doğru yola ilet” sözleriyle başlayan dua cümleleri, bu büyük tehlike karşısındaki aczinin ve kendi kendine yeterli olmadığının bilincine varan insanın Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a sığınarak hidayete ulaşmada yardım dileğini ifade etmektedir.

Rahman ve Rahim olan Allah, Alemlerin Rabbidir. Rab, oldukça geniş anlamlıdır; özünde hem merhametle, adaletle, özenle yaratma hem de yaratmayı sürekli kılma, yaratılmış olanın var kalmasını sağlama anlamı vardır. Allah, var olan her şeyin tek yaratıcısı olduğu gibi, sürekli genişleyen evrenin, düzen içinde var olmasını sağlayan yasaların da yaratıcısıdır.

Fatiha suresindeki ifadeler çoğul kipiyle kullanılmıştır. Bu da Müslümanlar için toplum hayatının ve toplumsal dayanışmanın önemini, birlik ve beraberlik içinde “sırat-ı müstakim” üzere hareket etmeleri gereğini ortaya koyar. Fatiha suresi önce Allah’ı en belirgin nitelikleriyle tanıtmakta ve insanı sağlam bir imanla O’na yöneltmekte, yaratıcıya ve yaratılmışlara karşı sorumluluk duygusuyla hareket etmeyi dinin ve dindarlığın temeli olarak belirlemektedir. İnanan insana kesin bir düstur ve şaşmaz bir formül halinde hidayetle ibadetin önemini ve ebedi nimetin elde ediliş yöntemini bildirmektedir.

Kur’an’ın esas meselesi, Tevhid gerçeğini insanın aklına yerleştirmek, insanın tutum ve davranışlarının ‘dosdoğru olmak’ ilkesine göre gerçekleşmesine yardımcı olmaktır. Bütün peygamberlerin çağrısının özünü tevhit oluşturur. Tevhit, yani Allah’ın var ve bir olduğuna iman, İslam dininin en temel ilkesidir. Bundan sonra beşeri düzeyde tüm insanlığın dünya ve ahiret saadetini sağlayacak sağlam bir hayat sistemi yer alır. “Bizi hidayet yolu olarak sana varan doğru yola erdir.” Hidayet, ilahi sistemdir. Doğru yol ise bir anlamda hidayetin açıklamasıdır. Çünkü hidayet, her yönü ile mükemmel ve her yönü ile şaşmaz doğru bir yönetim tarzıdır. Tahrif olan dinler asli değerlerini kaybetmişlerdir. İslam, insanı ve toplumları adalete yönlendiren tek sistemdir.