Hilful Fudül Faziletliler Yemini Nedir?

Quran
Photo 130597342 © Photoking | Dreamstime.com

Hilful Fudül (Faziletliler Yemini), Ficar Savaşları sonrasında iyi ve saygın kişilerin önderliğinde kurulmuş bir barış cemiyetidir. Hz. Muhammed de bir müddet sonra bu cemiyete katılmıştır. Hilful Fudül, Hicret sonrasında siyasi parti olarak göreve devam etmiş ve Hz. Osman’ın ölümüyle birlikte faaliyetleri sona ermiştir. Bu ittifakta görev alan kişiler farklı dünya görüşünde olsalar bile temel ahlaki ilkelerde birleşmişlerdir. Topluluğun en temel vazifesi zulmü engellemek ve uzlaşma yoluna varmaktır.

580’li senelerde özellikle de Ficar Savaşları sonrasında Arap kabileleri arasında bir anarşi ve kargaşa ortamı oluşmuştu. Bu sırada zayıf ve mazlum olan halkın korunması ve haklarının aranması için de bir cemiyete ihtiyaç duyulmuştur. Hilfü’l Fudül, bu amaçla kurulan bir cemiyettir. Bu topluluğun ilk görevi As Bin Vail’den Zebidli olarak tanınan bir tüccarın hakkını almak olmuştur. Yemen’de Zebidi kabilesinden bu adam mallarını satmak için Mekke’ye gelmişti. Kureyş’in ileri gelenlerinden As Bin Vail onun mallarını almış fakat bedelini ödememişti. Yemenli tüccar ise Kureyş’in ileri gelenlerinden ona karşı yardım istedi. Kureyşliler As Bin Vail’in mevkii sebebiyle, tüccara yardım etmeyi kabul etmediler. Onu azarlayıp kovdular. Yemenli çaresiz kalınca Mekke halkının, ileri gelenlerinden yardım istedi. Uğradığı haksızlığın giderilmesi için çabalamış fakat yardım edecek kimseyi bulamamıştı.

Hilful Fudül nedir?

Mağdur edilen Yemenli, çareyi ertesi gün Ebu Kubeys tepesine çıkarak uğradığı haksızlığı dile getiren bir şiir okumakta bulmuştu. Yapılan haksızlıkların birine daha üzüntüyle şahit olan bir grup Mekkeli, bunlara daha fazla tepkisiz kalamadılar. Bu kişiler Mekke’nin zengin, itibarlı ve en yaşlısı sayılan Abdul­lah Bin Cüd’a’nın evin­de toplandı.  Nihayet aralarında anlaşıp zalime karşı mazlumla beraber tek bilek olmak ve onun hakkını geri vermek için söz verdiler. Araplar bu topluluğu “Hilfu’l-Fudül” (Faziletli Kişilerin Yemini) olarak isimlendirdiler. Aralarında şu yemini ettiler: “Allah’a and olsun ki Mekke şehrinde birine zulüm ve haksızlık yapıldığı zaman hepimiz, o kimse ister iyi ister kötü olsun; ister bizden, isterse yabancı olsun kendisine hakkı verilinceye kadar tek bir el gibi hareket edeceğiz.” Hilfü’l-Fudül mensupları ayrıca ahidleşmenin ardından Hacerülesved’i yıkadıkları mukaddes suyu içtiler. Sonra Asım Bin Vail’in evine yürüdüler. Yemenli tüccarın mallarını alıp kendisine geri verdiler.

Hz. Muhammed (sav) daha yirmili yaşlarında iken bu gruba katılmış, bu cemiyetin kurulması onu çok memnun etmiş ve aktif olarak çalışmıştı. Hatta peygamberlik geldikten sonra bile şöyle buyurmuştu: “Abdullah Bin Cüda’nın evinde yapılan bir ittifaka şahit olmuştum. Şayet İslam devrinde de böyle bir ittifaka davet olunsam, bu davete katılırdım. Sonunda bu cemiyet mensupları haksız olarak alınmış malı sahibine vermek ve mazlumu zalime ezdirmemek üzere anlaştılar.” ( İbn-i Kesir) bu antlaşmadan hep övgüyle bahsederek “tekrar çağrılsam yine katılırım” buyurmuş; her zaman mazlum için zalim karşısında duracağını ifade etmiştir.

Zulmün ebedi savaşçıları

Hilful Fudül’a katılanlar cemiyete ait anlaşma yeminini kabul eder; Mekke’de hangi halka mensup olursa olsun zulme ya da haksızlığa uğrayan bir kimsenin yanında yer alırlardı. Yani mazlumun hakkı zalimden alınana kadar Hilfü’l Fudül’a üye olan herkes birlik olup zalime karşı durmaktaydı.

Hz. Muhammed de henüz yirmi yaşında bir genç olmasına rağmen, yaşlılardan oluşan bu cemiyete amcalarıyla birlikte katılmış, aktif rol oynamış ve zulme karşı durmuştu. Hz. Muhammed, “O meclisten o kadar memnun oldum ki ona bedel bana kızıl develer verilse, o kadar sevinmezdim.” (Müsned) buyurmuştur. Bu olay Hz. Muhammed’in, genç yaşından beri derin düşünceye sahip olduğunun, zulme karşı nefret duyduğunun ve henüz o zamandan be­ri kavmi ve kabilesi arasında büyük bir itibara sahip bulunduğunun en somut göstergesidir.