Fitne insanlara karşı nasıl davranmalıyız?

Psikoloji 25 Ara 2020 Contributor
aziz-acharki-fEL18vax1HE-unsplash
Aziz Acharki-Unsplash

Pek çok farklı anlama gelen fitne, dinimizde “bozgunculuk ve huzursuzluk çıkarmak” şeklinde yorumlanır. Bu bakımdan, bu terim zihinde kötü çağrışımlar yapar. Zaten bu eylemin sonucu genellikle kötü durumlar doğurur.

İnsanlara kötülük etmek, onların belaya ve sıkıntıya düşmesine sebep olmak, maddi ve manevi kayıplara yol açmak; bu tür kişilerin başlıca özellikleridir. Dünya yaşamı tüm insanlar açısından bir imtihan yeridir. Bu bakımdan hayır ve şer ile sınanmak her insanın başına gelebilecek bir durumdur. Bu noktada, fitneye yönelmek sınavdan başarısız ayrılmaktır.

Kişisel ve toplumsal zararları nelerdir?

İslam inancında kesin bir dille yasaklanan fitne hem kişinin kendisine hem topluma zarar vermesine sebep olur. Bu bakımdan, kötülüğü yayan kimse önünde sonunda bu kötülükten nasibini alır. Üstelik huzursuzluk çıkarmak Allah’ın rızasından da uzak düşmeye neden olur. Yani fitneci kişi uzun vadede hem dünya huzurunu hem de ahiret huzurunu kaybeder.

Fitne, kişinin kendisinden başlayıp toplumun diğer fertlerine de zarar veren eylemler bütünüdür. Buna göre fitne giderek büyür ve toplumun temel yapı taşlarına zarar verir. Bu bakımdan İslam inancında fitne yasaklandığı gibi, fitneye neden olabilecek türlü tavırlardan da uzak durulması emredilir.

Kur’an-ı Kerim’de nasıl geçer?

Kötülük ve fesatlık, Kur’an-ı Kerim’in farklı ayetlerinde değinilen bir konudur. Ayetlerin bir kısmında fitneden eziyet olarak bahsedilir ve yıkıcılığına dikkat çekilir. Buna göre, söz konusu ayetlerden birinde şöyle buyrulur:

“İnkar edenler de birbirlerinin yakın ve yardımcılarıdır. İlişkilerinizi böyle kurmazsanız yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozulma olur.” (Enfal Suresi, 73. Ayet)

İlgili ayeti kerimeden anlaşılacağı üzere insanlara fitneden uzak durmaları emredilir. Fitnenin toplumlara zarar vereceği ve büyük bir bozguna uğratılacağı da dile getirilir. Bu bakımdan fitne, birey ve toplumun dini ve ahlaki yapısının bozulmasına, hatta tamamen kaybolmasına neden olabilecek büyüklükte bir tehlikedir.

Fitne kişilere karşı nasıl davranmalıyız?

Kötü niyetli insanların varlığı, dünya tarihinin başlangıcından bu yana vardır ne yazık ki. Bu zamanlarda mümin kişilere düşen görev sabır içinde olmak ve bolca ibadet etmektir. Fitne, bireyden topluma bulaşan bir hastalıktır. İbadete yönelmek, kişinin fitne ortamında bu tip davranışlara bulaşmasını ve meyletmesini engeller. Sabır ise imanın olmazsa olmaz bir parçasıdır. Fitne ve fesatlık karşısında sabır göstermek, Allah’a sığınmanın bir yoludur.

Huzursuzluk, art niyetlilik başlangıçta küçük bir huzursuzluk olarak görünse de zaman içerisinde büyüyerek toplumun genelini bir kaosa sürükler. Böyle zamanlar Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in döneminde de vuku bulmuştur. Buna göre, Müslümanlara birlik ve beraberlik içerisinde olmak ve Allah’ın izinden şaşmamak tavsiye edilmiştir.

Fitne eskiden beri var olan, şimdi hissedilen ve gelecekte de var olacak bir olgudur. Çünkü şeytan vesvesesi ve insanın nefsi her dönemde ses çıkarmaya devam eder. Bu noktada birey ve bulunduğu toplumun Allah’ın izinden sapmaması son derece önemlidir. Sabretmek, fitneye karşı dayanmanın başlıca yoludur. Toplumun milli birlik ve beraberliğinin korunması açısındansa mutlaka omuz omuza hareket etmek gerekir.

Esasen fitne çıkarmak İslam’ın yasakladığı bir eylemi gerçekleştirmektir. Kalbi iman dolu olan kimseler bu davranışları sergilemekten imtina ederler. Fitneye bulaşan kimse içinse, tövbe etmediği sürece, hem dünya hem de ahiret yaşamında büyük bir huzursuzluk vardır.

YAZI: İPEK ATACAN