Görüş 19-Tem-2020

Gençler Deizmin Kucağına İtiliyor

Author
Ceren Yılmaz
Yazar

Deizm, günümüzde insani ve toplumsal değerlerin alt üst edilmesiyle giderek yaygınlaşan bir olgudur. Küreselcilik anlayışı, toplumları kimliksizliğe sürüklediği gibi bireyleri de değerlerinden, kültürlerinden, inançlarından uzaklaştırarak kimliksizleştirme çabası içindedir. Toplum ve bireyleri kimliksizleştirmenin en ileri adımı da din olgusunu ortadan kaldırmak, Allah ya da Tanrı anlayışından kopararak yapayalnız, çaresiz bırakmak ve daha kolay yönetilebilir hale getirmektir. Tüm bu çabaların sonucunda bugün gelinen noktada artık dindarlık eşittir; gericilik, cahillik, bağnazlık hatta zorbalıkla bir tutularak modern insan anlayışı tarafından dışlanmıştır.

Deizm, evrenin bir yaratıcı tarafından yaratılıp daha sonra bu yaratıcının insanı kendi başına bıraktığı inancıyla temellendirilir. Peygamberleri ve kutsal kitapları reddeder. Onlara göre mutlak bilgiye ulaşmanın yolu vahiy ve peygamberlerden değil doğa, bilim ve akıldan geçer. Dolayısıyla deistlere göre; insan aklı yeterli olduğu için vahiy ve kutsal kitaplara da gerek yoktur. Yaratıcı, dünyayı ve evreni bir kez yaratmış, sonra kendi yasalarına göre işlemesi için insanları ve evreni bir başına bırakmıştır.

Bugün deist olduğunu ifade eden gençler başta olmak üzere insanlar, din adına uydurulan şeylerin dinin kendisinin önüne geçmiş olması sebebiyle dine karşı tepki duymaktadır. İslam’daki deizm problemi dinin kendisinden değil, ağırlıklı olarak din adına uydurulan kabullerden ve bazı Müslümanların uygulamalarından kaynaklanmaktadır. İslam inancı açısından asıl problem, İslam’ın doğru anlaşılmıyor, özüne uygun anlatılmıyor ve Müslümanlar tarafından gerektiği gibi yaşanılmıyor olmasıdır. Özellikle dinin bazı tarikat ve cemaatler tarafından güç unsuru olarak kötüye kullanılması ve marjinalleşmesi insanların dine karşı yabancılaştırmaktadır. Din adına uydurulan birçok uygulama ve anlayış, insanların inanç dünyası üzerinde derin tahribatlar oluşturmaktadır.

Bugün yaygın olan din anlayışında Allah’a, Kur’an’a ve peygamberimize iftiralarla dolu söylemlerle dinimizin özünden uzaklaştırılması, özellikle gençlerin inançsızlığa sürüklenerek ateizme ya da deizme kaymasına neden olmaktadır.

Dinin geçerli tek bilgi kaynağı Kur’an’dır. Bu gerçek göz ardı edildiği ve doğru bir Allah, din ve peygamber algısına sahip olunmadığı sürece din adına uydurulan ve insanları dinden uzaklaştıran şeyleri sağlıklı bir şekilde belirlemek mümkün değildir. Peygamberimizin sünnetini özünden uzaklaştırarak saptıran, Kur’an’a uygun olmayan hiçbir rivayetin din adına dikkate alınması mümkün değildir. Dinin mutlaka Kur’an’ın rehberliğinde ve peygamberimiz Hz. Muhammed’in örnekliğinde en doğru ve en güzel şekilde anlaşılıp uygulanması son derece önemlidir. İslam inanç sistemi, insan aklına ve yaratılışına en uygun sistemdir. Dolayısıyla sorun dinin kendisinde ya da peygamberimizin dini en güzel şekilde tebliğ ederek bizlere örnek olmasında değil bizim yanlış din anlayışımızdadır. Kur’an ile ilişkimiz, Kur’an’ın ortaya koyduğu gibi olmalıdır. Ancak bunun için Kur’an’ı anlamak üzere okumamız ve ayetleri üzerine derin derin düşünerek Kur’an’ın nasıl bir kitap olduğunu ve gönderiliş amacını bilmemiz gerekir.

Bugün Müslüman toplumların birçoğu hesap gününü unutmuş; Allah yokmuş gibi bir hayat yaşamaktadır. Allah’ın uzak durun dediği her şeyin yapıldığı, bir birini öldürdüğü, mezhepsel kavga ve çatışmaların gölgesinde, çocuk, kadın, yaşlı birçok Müslümanın acımasızca katledildiği, insanların evlerinden, yurtlarından edildiği bir İslam coğrafyası yaratılmıştır. Dinin istismar edildiği, dünya çıkarlarının ahiretin önüne geçtiği, sosyal ve ekonomik adaletsizlikler, hoşgörü ve sevginin yerini öfkenin ve kinin alması, barış ve güven dini İslam’ı korku dinine dönüştürmüştür. Kendisine güvenilen ve kendisinden emin olunması gereken Müslümanlar olarak bizler; kendi içimizde olan bozulmaları düzeltip iyileştirmeye gayret etmedikçe özellikle gençlerin dinden uzaklaşması ya da son derece yanlış bir İslam algısına sahip olmaları kaçınılmaz olacaktır.

İlgili makaleler
Görüş
Görüş 31-Ağu-2020
no-woman-photo-150x150
Ceren Yılmaz
Yazar

Şiddet, türü ne olursa olsun şüphesiz ki bir travmadır. Travmalar bireyi ruhsal ve bedensel olarak olumsuz yönde etkileyen ve çaresiz hissettiren olaylardır. Psikolojik veya fiziksel şiddetin etkileri ruhsal yapıyı derinden sarsar. Travmanın tipi ve şiddeti, bireyde yaratacağı etki üzerinde ne kadar önemli bir etkiye sahipse; kimin tarafından oluşturulduğu da o kadar önemlidir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 26-Ağu-2020
Author
Ceren Yılmaz
Yazar

Allah’a iman, insanları başka hiçbir koşulda elde edemedikleri huzurlu ve mutlu bir yaşama kavuşturur. Mutluluğu ruha hissettiren Allah’tır ve Allah bu hissi yalnızca razı olduğu kullarına verir. Allah’ın rızasından uzak yaşayan birisi kendisini maddi sebepler kullanarak mutlu etmeye çalışabilir ve geçici bir süre için kendini mutlu hissettiğini de zannedebilir. Ancak bu kişi gerçekte bir aldanma içerisindedir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 25-Ağu-2020
Ceren Yılmaz
Yazar

Tüp bebek (IVF) yöntemi, çocuk sahibi olamayan çiftlere uygulanan ve uzun süredir kullanılan bir yardımcı üreme tekniğidir. Günümüzde en çok tercih edilen kısırlık tedavilerinin başında “Tüp bebek” geliyor.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 20-Ağu-2020
Author
Ceren Yılmaz
Yazar

İslam’da zorluk ve kolaylık meselesi; inanç ve amel olmak üzere iki kısımdır. “Dinde zorlama yoktur. Doğruluk ile sapıklık birbirinden kesinlikle ayrılmıştır. Kim tağutu, azgınlığı reddederek Allah’a inanırsa kopması mümkün olmayan, sapa sağlam bir kulpa yapışmıştır. Hiç şüphesiz Allah her şeyi işiten, her şeyi bilendir.” (Bakara, 256. Ayet) buyrulmaktadır.

Devamı Devamı