Genetiği Değişmiş Ürünlere İslami Bakış

vector_seamless_pattern_with_ink_hand_drawn
Dinimiz sağlığımızı korumamızı emreder. İllustrasyon: © Geraria-Dreamstime.com

GDO’lu ürünler ve onların tüketimi son yıllarda en çok konuşulan konulardan biri oldu. Sağlıklı beslenme önem kazandıkça GDO’lu ürünlerin sağlığa ne kadar yararlı olduğu da uzmanlara soruldu.

GDO’nun açılımı; Genetiği Değiştirişmiş Organizma anlamına geliyor.

Modern biyoteknolojik yöntemlerle genetik materyali değiştirilerek elde edilen ürünlere dair etik ve dini kaygılar son yıllarda artış gösterdi. Tıp etiği ve biyoetik açılardan yoğun biçimde tartışılan genetiği değiştirilmiş ürünler, din mensupları arasında da tartışılıyor. Müslümanlar arasında bu tarz teknolojiler kullanılarak üretilen ürünlerin kullanılmasının caiz olup olmadığı merak ediliyor. İslam dünyası genel tavrı ile biyoteknik meseleler ve tartışmalarından uzak durmayı tercih etmekte. Geçici fetvalar dışında konu ile ilgili bir açıklama yapılmadı. Bu bağlamda konuya ilişkin İslam’ın öngördüğü temel ilkeler çerçevesinde bir incelemeye ihtiyaç var.

Bitkilere yapılan gen transferi müdahalesinin belli özel amaçları var. Bakteri üremesini engellemek, parazit, virüs, mantar üremesini engellemek, bitkilerin dayanıksızlığının giderilmesi, besinlerin içeriklerinin zenginleşmesi, bitkilerin raf ömürlerinin uzaması, meyve oluşma sürelerini kısaltmak. Tüm bu amaçların hizmet ettiği genel düşünce dünya nüfusunun besin ihtiyacına karşılık vermek ve kıtlığı önlemek. Bu işlemlerin maliyetleri de düşüreceği hesaplamalar arasında yer alıyor.

Burada tarım alanında kazanılan artılara rağmen bu işlemlerin etik olarak doğruluğu bir tartışma konusu. Akademik çalışmaların bir kısmı genetiği değiştirilen ürünlerin insan sağlığı için iyi olmadığı söyleniyor tabii aksini iddia eden çalışmalar da bulunuyor. İki tarafın da argümanları tam olarak birbirini eritemediği için tartışma devam etmekte. Uzun vadede elde edilen bulgular meselenin sonuçlanmasına katkıda bulunacak.

Hayvanlar üzerinde gerçekleştirilen bazı deneysel çalışmalardan yola çıkılarak, genetiği değiştirilen ürünlerin insan sağlığına olumsuz etkileri öne çıkarıldı. Gen değişimi, henüz sonuçları tam olarak bilenmeyen bir teknoloji olması bakımından insanın genetik yapısına ve metabolizmasına uzun vadede nasıl etki edecek bilinmiyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Organizasyonu (FAO) ve Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) konu ile ilgili kaygıları devam ediyor.

Malezya’da, Malezya Tarımsal Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü’nün transgenik papaya gibi bazı GD ürünler ürettiği biliniyor. Ancak GDO ürünlerin üretimi ve tüketimi konusu İslam dünyasında hakkıyla tartışılmadı ve bir sonuca bağlanmadı. Batı’ya oranla GDO’lu ürünler üretmeye daha geç başlayan İslam dünyasında GDO tartışmaları devam edeceğe benziyor. Son yıllarda bazı fıkıh akademilerinin GDO üzerine karar yayınladığı da bilinmekte. Zaman zaman akademik sempozyumlar da düzenleniyor. Malezya Ulusal Fetva Meclisi ise GDO’larla ilgili iki fetva da yayınladı. İlk fetva genetik modifikasyon sonucu elde edilmiş domuz geni içeren her türlü gıda maddesinin haram olduğu yönünde oldu. Endonezya’nın en önemli fetva organı ve helal etiketi veren kurumu olan Endonezya Alimler Meclisi ise bitki kaynaklı gıdaları tüketmenin helal olduğunu belirtti.

Market zincirlerinde sıklıkla karşımıza çıkan, bazen de farkında olmadan tükettiğimiz GDO’lu ürünlerde iki temel unsur öne çıkıyor. Bunlardan biri transferi yapılan kaynak genin İslami açıdan necis veya haram bir madde olmaması, diğeri ise ortaya çıkan ürünün insan sağlığına zararlı olmamasıdır.

Müslümanların tüketecekleri ürünleri seçerken “tayyib” olması beklenmektedir. Tayyip kelime anlamı olarak; iyi, güzel ve helal olan anlamına gelmektedir. GDO konusu için surelere bakacak olursak el-Mü’minûn ( 23/51) suresinde “Ey peygamberler! Tayyib şeylerden yiyiniz ve iyi ameller işleyiniz.” dendiğini görüyoruz. El-Mâide (5/4) suresinde ise Rabb’imiz “Sana, kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar, de ki size tayyib olanlar helal kılındı.” şeklinde buyurmuştur.

Bu ayetlerden de yola çıkarak bizlerin genetiği oynanan ve insan sağlığına uzun vadede zarar verebilecek gıdaları mümkün olduğunca tüketmememizde yarar var.