Gerçek Afetler, Ahlaki Afetlerin Neticesi Olabilir mi?

ID 29959651 © Petr Zamecnik | Dreamstime.com
ID 29959651 © Petr Zamecnik | Dreamstime.com

Salgın hastalıklar, orman yangınları, sel ve su baskınları, kasırgalar, kuraklık, depremler vb. afetleri yaşama sebebimiz nedir? İnsanlık bu yaşanan afetleri sıradan birer tabiat olayı olarak mı algılamalı yoksa Allah’ın kullarını uyarısı olarak mı görmeli?

Her şeyin tek yaratıcısı olan Allah tabiatı ve tabiat olaylarının da yaratıcısıdır. Mevsimleri değiştiren, güneşi ve ayı doğduran, rüzgârları estiren yağmuru yağdıran… vb hep O’nun gücünden ve kudretindendir. Afeti veren de yine O’dur O’nun yüce düzeninin bir parçası ve ilahi takdiridir. Bunların Allah’tan değil de tabiatın işleyişinden geldiğini düşünmek O’na şirk koşmaktır.

Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın: Hani o zaman düşman orduları sizi kuşatmıştı; biz de onların üzerine şiddetli bir rüzgâr ve sizin göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, ne yapıyorsanız hepsini çok iyi görüyordu. (Azhap suresi, 9. Ayet)

Allah kullarına hastalık, keder, sıkıntı, fakirlik gibi şeylerle imtihan eder. Bu kulun sabrını ölçen, günahlarını bağışlamak, derecesini yükseltmek için gönderilen sıkıntılardır. Kulun gelen belanın O’nun hikmetinden olduğunu ve geçici olduğunu bilerek gönderenin hatırına sabır edip katlanması ve imtihanda olduğunu bilmesi gerekir.

Evrenin yaratıcısı olan Allah, mahlukatlarını ve insanı da yaratandır. Beşerî olan insanı yaratan Allah onu bu dünyada imtihan da etmektedir. Afeti gerçek anlamında bela, musibet ve hastalık olarak değerlendirmenin dışında bir de insanın ahlaki bozukluklarının sonucu ortaya çıkan kin nefret yalan, riya, kıskançlık gibi nefis duyguların azması olarak da görmek gerekir. Nefsine yenilen ve kemale erme halinden mahrum kalan insan ahlaki erozyon yaşar ve toplum düzenini bozar. Yarattığı alemin bozulmasına karşılık da yüce Allah afetleri gönderir. Toplumlarda baş gösteren adaletsizlik ve ahlaki bozukluk sonucunda Allah onları; sel, yangın, hastalık, kuraklık, yıldırım düşmesi, dolu, şiddetli rüzgar, deprem gibi doğal afetlerle uyarıp cezalandırmıştır. Bunun en güzel örnekleri Kuran’da anlatılan Nuh, Lut, Ad, Semud  kavimleridir. Allah Nuh kavimin tufanla, Ad kavmini yıldırımla, Lut kavmini de taş yağdırarak, Semud kavmini korkunç bir çığlıkla Firavunu da suda boğarak cezalandırıp sonlarını getirmiştir.

“Ad kavminin helâkinde de ibretler vardır. Onların üzerine biz her şeyi kasıp kavuran ve köklerini kurutan o kasırgayı gönder­miştik.” ( Zariyat Suresi, 41. Ayet)

“(Azap) emrimiz gelince, o şehirlerin altını üstüne getirdik, tepelerine de pişirilmiş balçıktan meydana getirilip istif edilmiş ve Rabbinin katında (nereye ve kime atılacağı) damgalanmış taşlar yağdırdık. O taşlar, zalimlerin başından hiç eksik olmazlar.” (Hud suresi, 82-83. Ayet)

Peygamber Efendimiz (SAV) afeti sadece tabiat olaylarında görmemiştir. O’na göre afetin 7 hali vardır. Akılın afeti, aklın zekasını beğenmektir, cesaretin afeti azgınlıkta kullanmaktır, cömertliğin afeti başa kakmaktır, güzelliğin afeti güzelliği ile övünmektir, ibadetin afeti ara vermektir, konuşmanın afeti yalan söylemektir, hilmin afeti ahmaklık ve zillettir. İnsan, ahlakında afetleri yaşamamak için dikkatli olmalıdır. Bu dünyayı değil ahiret dünyasını düşünmelidir. Gerçek afetler ahlaki afetlerin neticesidir.  İnsanın beşerî olması nefsine hakim olamayıp hata yapmasına sebeptir; ancak hatasından dönen ve tövbe edeni Allah sever ve affeder.

“Umulur ki Allah bunları affeder. Allah affedicidir, bağışlayıcıdır.”( Nisa Suresi, 99. Ayet)

Son zamanlarda tüm dünyayı etkisi altına alan salgın hastalık da Allah’ın insanlığı kendisine gelmesi için uyarma şeklidir. Adaletsizce mal, mülk, servet sahibi olmak için birbirlerine savaş açan, kavga eden devletler ve toplumlarda   kin,nefret, kıskançlık duygularının azması sonucunda Allah kullarını uyarmıştır. Allah’ın kudretinden sual olunmaz. O’nun kudretinin büyüklüğü karşında insan acizdir. Neslimizin devamı ve bu dünyanın yaşanabilir olması için ahlaklı, yardımsever, birbirinin fikir ve özgülüklerine saygı duyan, adaletli, vatanını, atasını, doğayı seven sayan toplumlar olmalıyız. Allah doğru yoldan şaşan insanı bu değerlerin farkında varması ve sahip çıkması için afetlerle sınar!