Görüş 25-May-2020

Giyim Kuşam Adabı Nasıl Olmalı?

Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

İnsan hayatında her şey gibi zamanla değişen şeylerden biri de kıyafetler olmuştur. Giyinme kültürünün çeşitliliği insan hayatının çeşitliliği ile aynıdır. Rengarenk, çeşit çeşit, sayısız stiller akıl almaz farklılıktadır. Kıyafetler, zenginlikten fakirliğe temizlikten pisliğe hatta dünya görüşüne kadar uzanan çok farklı algılar yaratır insanda. Ne kadar da önemlidir; çünkü bir insana karşı ilk izlenimdir.

Ketenden deriye ipekten yünlüye çeşit çeşit materyallerden oluşan kıyafetlerin çeşitliliği baş döndürücüdür. Materyal çeşitliliğine kültür de eklendiğinde artık uçsuz bucaksız bir dünyaya bakarsınız. Genel hatları ile bu kültürel farkların değişikliği iklim, yaşanılan coğrafya, sosyo-ekonomik durumları içerir. Belki de en ilginç olan  şey, ilk başlarda doğal öğelerden korunma amacı ile başlayan giyinmenin, giderek sosyal statü gösteren ya da statüyü belirleyici bir hal almasıdır. Yani zamanla giyinmenin amacı örtünme ya da korunma amacından epeyce sapmıştır.

Güzel ülkemizdeki folklorik öğelerin çeşitliliği ise hepimize aşikardır. Geleneksel giysilerimizde bırakın Karadeniz’den Ege’ye olan farkları yan yana iki köy arasında bile farklılıklar vardır. Bir köye girdiğinizde hala kızlarında yaşmaklarından başlıklarından evli mi bekar mı sözlü mü olduğunu anlayabileceğiniz öğeler mevcuttur. Ve bu ne büyük zenginliktir…

Elbette kıyafetin bu denli algı belirleyici olması dini öğeler içeren kıyafetleri de kapsar. Köylerimizdeki örtünme şekli olan yazmalar yerini kentlerde türbanlara bırakalı çok da olmamıştır. Bir edep unsuru olarak kıyafet dendiğinde elbette tesettür giyim gelecektir aklımıza. Fakat kentleşen Müslümanların tesettür giyimlerinde tarz oluşturma çabaları, bazen olumsuz eleştiriyi hak etse de tabii çok güzel örnekleri de mevcuttur.

Geleneğin etkili olduğu kıyafetlerin dini öğelerden bağımsız olması elbette düşünülemez. Dünya görüşünün sergilendiği kıyafetlerde dini öğeler modern dünyada çoğu kez saldırı unsuru olmuş adaletsiz haksız çıkışlara sebep olmuştur. Mini etek giyen de tesettüre giren de insandır. Sadece dünyaya bakışları ve kendilerini ifade edişleri farklıdır. Fakat her ikisinde de aşırılık eleştiriye matuftur. Bu durumda önümüze hayat tarzındaki aşırılıkların kıyafetlere yansıması gelir. Yok gibi bluz, eteklerden gözlerin bile görünmediği tesettür şekilleri insanların yaşadığı uçları anlatır bize. Kiminde korku hakimdir kiminde cesaret ve vurdum duymazlık. Hele günümüzde özelikle kadınların sosyal medya mecralarında “cesaretle” sergilenen kıyafet yoksunu vücutların yarattığı algı, içler acısıdır.

Statü belirleyici özelliği ile kimin kral kimin köle olduğunu gösterir niteliğe bürünmesi ise günümüz modern koşullarının dayattığı ve en çok kullandığı alan ise yine kıyafet olmuştur. Bu denli belirleyici olan kıyafet unsurunun İslami açıdan değeri ise temiz, düzenli ve edep kuralları dahilinde olmasından ibarettir. Tahrik edici baştan çıkarıcı tarz kesinlikle yasaktır. Kur-an’ı Kerim’de şu ayet ile kadınların dikkat çekmekten kaçınmaları da vurgulanarak nasıl giyinmeleri gerektiği söylenmiştir:

“İnanan kadınlara da söyle: ‘Bazı bakışlarını kıssınlar, ırzlarını korusunlar. Süslerini göstermesinler. Ancak kendiliğinden görünenler hariç. Baş örtülerini (göğüs) yırtmaçlarının üstüne koysunlar. Süslerini kimseye göstermesinler. Yalnız kocalarına, yahut babalarına, yahut kocalarının babalarına, yahut oğullarına, yahut kocalarının oğullarına, yahut kardeşlerine, yahut kardeşlerinin oğullarına, yahut kız kardeşlerinin oğullarına, yahut kadınlarına, yahut ellerinin altında bulunan kölelerine, yahut kadına ihtiyacı bulunmayan erkek tabi’lerine, yahut henüz kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocuklara gösterebilir. Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, topluca Allah’a tövbe edin ki felaha eresiniz.” (Nur Suresi, 31. Ayet)

 

 

 

 

 

 

 

Düşüncelerini paylaşmak ister misin?

Bizimle iletişime geç!

İlgili makaleler
Görüş
Görüş 06-Tem-2020
Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Biliyoruz ki insanoğlu var olduğundan bu yana giyinme/örtünme, barınma, yeme, içme ihtiyacı da vardır. Tarihi bulgularda çok eski zamanlara ait giysiler, barınak şekilleri, çok eskilerden kap kacak bulunmuş, mağaralarda günlük yaşama dair saydığımız gereksinimlerin en eski halleri resmedilmiştir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 19-Haz-2020
Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Eski Ahit’te Kral Davut’un krallığının merkezi olarak Kudüs şehri için “Siyon” ismi kullanılmıştır. Fakat zaman geçtikçe bu isim tüm İsrail topraklarına verilen isim olmuştur. İşte Filistin topraklarında bir Yahudi devleti kurma hedefini gerçekleştirmek üzere oluşturulan siyasi hareketin adı “Siyonizm” buradan gelmektedir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 17-Haz-2020
Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Arapların 711-1492 yılları arasında hüküm sürdükleri İber Yarımadası’nda bulunan bölgelerin genel adıdır Endülüs. Dile kolay, 781 senelik bir hakimiyettir bu. Abbasilerin Emevi hakimiyetine son vermesinden sonra Emevi sülalesinden Hişam’ın torunu I. Abdurrahman’nın İspanya’ya giderek Endülüs Emevi Devletini kurması ile başlamıştır. Ve bu devletin merkezi Kurtuba’dır.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 16-Haz-2020
Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Allah katında din İslam’dır! Ancak zamanla medeniyetlerin çeşitliliği, yorum farklılıkları ve en önemlisi din alanında hakimiyet kurma istekleri bugün andığımız kitabi dinlerin ayrışmasına sebebiyet vermiştir. İlk vahiy zamanlarında tüm dinlerin mesajı aynı olup Hristiyanlık, Yahudilik gibi dinler günümüze kadar maalesef bağlıları tarafından tahribata uğramış ve ana hedeften şaşırtılmıştır.

Devamı Devamı