Gösterişli mezar günah mı?

İslam Contributor
gösterişli mezar günah mı
Ahlat Selçuklu Mezarlığı, Bitlis. Samet Güler-Dreamstime.com

İnsanoğlu doğar, yaşar ve ölür. Vefat eden yakınlarımızın mezarını yaptırmak biz geride kalanlar için görevdir. Peki, gösterişli mezar günah mı? Bu konuyu alimlerin, hadislerin rehberliğinde açıkladık.

Mezarın asıl amacı nedir?

Mezarın yapılış gayesi nedir? Esasen mezar, cesetlerin açık havayla nüfuz edip kokmaması, etrafa zarar vermemesi için yapılır. İslam dininde de mezar ve mezar taşı önemli bir görevin temsilidir. Dünya yaşamının fani olduğunu gösteren birer alamettir de diyebiliriz mezarlar için. Ancak yine her konuda olduğu gibi bu konuda da dinimiz şatafattan, gereksiz gösterişten uzak durmayı öğütler.

İnsanın yaşarken de ahiret hayatına geçişi sürecinde Hakk’ın rahmetine kavuştuğu sırada da gösteriş, ihtişamdan uzak yaşaması gerektiği İslam dininin genel iman prensibidir.

Hatta Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) ailesinin Medine’de yer alan kabristandaki mezarları da son derece mütevazı bir şekilde yapılmıştır. Her türlü renkten, şatafattan, değerli taştan uzak, sade, hatta o kadar ki toprakla hemzemin olarak yapılmıştır. Çünkü bu Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed özellikle bu şekilde vasiyet etmiştir.

Sadece Peygamberimiz Hz. Muhammed’in mezarı biraz daha yüksektir ve üzeri kapatılmıştır. Çünkü ziyarete açıktır ve her yıl binlerce kişi mezarı ziyaret etmektedir. Ancak yine de Peygamberimiz Hz. Muhammed’in mezarı aşırı gösterişli ya da şatafatlı değildir.

Yalnızca mezarın kime ait olduğu ve orada bir mezar bulunduğunun belli olması için yine sade bir mezar taşı bulunur. Mezar taşının amacı orada birinin yattığını ve o mezarın kime ait olduğunu belirlemek içindir.

Gösterişli mezar günah mı?

Mezarın yapılış amacını açıkladık. Gösterişli, şatafatlı, gereğinden fazla süslü mezarlar İslam dininin derin felsefesiyle örtüşmez. Zaten aşırı derecede lüks, şatafat, görkem İslam dininde hayatın hiçbir yerinde olmamalıdır. Mütevazı bir hayat tarzı İslam dininin temelini oluşturur.

Fani dünyada ne için yaşadığı her an hatırında tutarak yaşayan, sürekli olarak Allah için yaşayan, hayırlı duası, ibadeti eksik olmayan kullar için ne aşırı gösterişli kaftanlar ne de gösterişli mezarlar önem taşır. Asıl müminler bu fani dünyanın yaşama amacını idrak etmiş kişilerdir.

Mevlana Celaleddin Rumi, kendi mezarının özellikle mütevazı bir çizgide tasarlanmasını vasiyet etmiştir. Ancak kendisinin vefatından sonra yapılan mezarı gösterişlidir. Akrabaları ve ailesi tarafından bu şekilde yaptırılmıştır. Oysa İslam dinini ve engin felsefesini en iyi şekilde anlayan kullardan olan Mevlana hazretleri Kur’an-ı Kerim’e uygun olarak mezarının gösteriş uzak olmasını vasiyet etmiştir.

Eğer yetim hakkı yemişseniz, adaletten bihaberseniz, iman fukarasıysanız, ibadetinizi yapmadıysanız, zekattan, paylaşmaktan haberiniz olmadan, çalıp çırpmayla, haramla bir ömür yaşamışsanız mezarınız som altından olsa ne fayda? Önemli olan o mezarın altında bu fani dünyadan tertemiz bir vicdanla ayrılarak yatan bir kalp olması değil de nedir?

Kul hakkına girer mi?

Mezar taşıyla, mermer çerçevesiyle mezarlar çok büyük alanlar kaplamamalıdır. Günümüz modern dünyasında belediyelerin sizlere ayırdığı yer kadarını kullanmalı, başka bir kulun iskan hakkını gasp etmemelisiniz. Başka bir anlatımla mezar için bizlere ayrılan, hakkımız olan yerden, topraktan fazlasına taşmadan mezar yaptırmak gerekir. Aksi halde kul hakkına girmiş sayılırsınız.

“Her canlı bir gün ölümü tadacaktır.” (Ankebut Suresi, 57. Ayet)

Bu ayet, İstanbul’un en merkezi destinasyonu olan Zincirlikuyu mezarlığının giriş kapısında yazar. Kentin en işle caddesinde insanlar iş çıkışı evlerine gider gelirken bu ayeti okuyup, her an zihinlerinde bunu tutsunlar ve bu faniliği bilerek yaşayabilsinler diye! Demek ki aslolan mezar taşının görkemi değil de kalbin hayırlı olmasıdır!