Güçlü Kadın Güçlü Toplum

guclu_kadin_hasan_almasi_unsplash
Kadının gücü tartışılmaz! Fotoğraf: Hasan Almasi-Unsplash

Kadının gücü elinde tutması son dönemde, dünyada üzerinde durulan konulardan biri oldu. İş hayatında maaş ödemelerinde erkeklere yapılan pozitif ayrımcılık çokça konuşuldu. Para, iktidarı sembolize ettiği için gelişen toplumlarda aileler, yine daha çok para kazanan kişinin himayesinde olmaya devam etti. Erkekler de evliliklerinde iktidarı elden bırakmak istemedikleri için daha çok kazanan olmaya devam ettiler. Kadının ev ekonomisine hiç katılmadığı ailelerde, söz hakları da geride kaldı. Bu durum dünyada güçlü kadın imajının desteklenmesini sağladı. Peki, mutlu bir aile hayatında eşlerin birbirine saygısı ve söz hakları ekonomiye mi dayalı olmalı?

Hz. Muhammed’in ilk eşi Hazreti Hatice de varlıklı bir aileden geliyor ve ticaretle uğraşıyordu. Maddi anlamda da güçlü olan aynı zamanda yaşça da Hz. Muhammed’den büyük olan Hazreti Hatice eşine ilk inanan kişi oldu. Hazreti Hatice’nin büyük kervanları vardı ve güvendiği kişilerle ticaret yapıyordu. Maddi gücünün üstünlüğünü eşine hissettirmeden evliliklerinde huzuru sağladı. Peygamberimiz’den yaşça büyük olmasına rağmen eşine hürmetkar davranmaktan vazgeçmedi.

Dünyada kadın yöneticilerin oranlara gelin birlikte göz atalım. Kadın yöneticilerin en çok olduğu ülke Letonya, oranları ise %53,5. İkinci sırada %49 ile Bulgaristan geliyor. Polonya ise %47,9 ile üçüncü sırada yer alıyor. Macaristan’da kadın yönetici oranı %41.9 iken İsveç’te %41.6. Norveç %37.9 ile sırayı takip ediyor. Fransa’da kadın yönetici oranı %37.6 iken İngiltere, kadın yönetici oranını %37.2 olarak açıklıyor.

Gelelim ülkemize, ülkemizde yöneticilerin %22’si kadınlardan oluşuyor. DİSK/Genel-İş Sendikası raporuna göre, Türkiye’de her on kadından yalnızca üçü çalışıyor ve kadınların iş gücüne katılım oranı OECD (İktisadi İş birliği ve Kalkınma Teşkilatı) ülkeleri ortalamasının altında. Türkiye’de istihdam edilen kadınların yaklaşık %40’ı kayıt dışı çalıştırılıyor. Son yıllarda ülkemizde de kadınları iş gücüne katma çalışmaları yoğun olarak devam ediyor.

Kadının çalışma hayatına katılımının artacağı dünyamızda aile içinde dengelerin sağlanması konusu gündeme geliyor. Çalışan Müslüman kadınlar bu dengeyi nasıl sağlayabilirler? Erkekler, sağlıklı bir toplum ve aile yaşamı için kadının çalışma hayatında yer almasını desteklemeliler. Onların iktidar kaybetme korkusunu anlayarak, onlara bu korkuyu duymalarına gerek olmadığını açıklayabilirsiniz. Güçlü kadın, güçlü aile ve dolayısıyla güçlü toplum anlamına geliyor. Bu konuda dünya çapında yaptığı çalışmalar ile ün yapan Portekizli psikiyatrist Dr. Margarita Neto’nun yaptığı açıklamayı paylaşmak istiyoruz. “Kadına karşı çalışma hayatında gösterilen ayrımcılık dünyanın her bölgesinde karşılaşılan bir sorun. Hatta bu sorunlara farklı alanlarda rastlanabiliyor. Tokyo Üniversitesi’nin Tıp Fakültesi’nde de kız öğrencilerin notlarının kasıtlı olarak düşürüldüğü ortaya çıkmıştı. Bunun nedeni kadınların iş yaşamında düşük performans gösterdikleri iddiası. Tabii bu sadece bir örnek. Bunun gerçekliği söz konusu olabilir mi? Bunun çok büyük bir yanlışın sonucu olduğunu söylemem gerekiyor. Yapılan çok sayıda araştırmada kadınların özellikle anne olduktan sonra çalışma performanslarının arttığını gösterir. Çalışan bir kadın anne olduğunda eşi de aynı zamanda baba olur. Erkeklerin de ebeveynlik görevi oluşur. Ebeveynlik kavramı kişilerin kapasitesini artırır.”

Hazreti Muhammed (S.A.V) eşlerin her alanda birbirlerinin tamamlayıcısı olmaları gerektiğini söylemiştir. Çalışma hayatında ailesine destek olan bir kadına, eşi de evde yardımcı olabilir. Evliliğin sevgi ve merhamet duygularına dayandığını her zaman vurgulayan Hazreti Muhammed (S.A.V) tartışırken bile nezaketin terk edilmemesi gerektiğini söylüyor. Ona göre aile sevgi ve anlayış temeli ile kurulmalıdır. Güçlü bir toplum için Müslüman kadınların çalışma hayatında yer alarak huzurlu aile yaşantılarını sürdürmeleri mümkündür. Son olarak şunu vurgulamakta yara var: İslamiyet’te kadın ve erkek her zaman eşittir.