Gündelik hayat ve din arasındaki ilişki

Namaz Contributor
İbadet
gündelik hayat ve din
@burcc_-Unsplash

Sabahları alarm kurmak, işe gitmek, çalışmak, eve gelmek, yemek yemek, televizyonda en sevdiğimiz dizileri izlemek, çocuklarımızla sohbet etmek ve uyumak. Peki, gündelik hayat ve din arasındaki ilişki nasıldır? Bu, birçok kişiye göre sıradan denebilecek hayatı nasıl daha derin hale getirebiliriz?

Rutin güvenli bir liman mı?

Evet, çoğu zaman öyledir. Yapacağımız işleri önceden bilmek ve programlı hareket etmek bizlere güven verir. Plan yapmada, hayatı planlı bir şekilde sürdürmede hiçbir sakınca yoktur. Biz aciz kullar olarak hayatımızı daha da kolaylaştırmak amacıyla elimizden geleni yapalım, gerisini de tabii Yüce Allah’a havale edelim. Peki, bir de şu şekilde düşünmeye ne dersiniz? Rutin güvenli bir limandır kabul; ancak her durumu planla yapmak da çoğu zaman tabiri caizse sıkıcı olabilir.

Günlük hayatın rutinini, ibadetlerimizde en içten ve odaklanmış şekilde dua edebilirsek; işte o zaman rutinin zincirini bir an olsun kırabiliriz. Allah’a yakınlaşabiliriz. Bu hayatın gayesi layıkıyla ibadet edebilmek değil de nedir? Gündelik hayatın getirdiği şekilde yaşayıp, nefsimize hakim olup, iyi ve güzel ameller niyaz ederken bir yandan da ibadetimizi tam olarak yerine getirebilirsek o iç huzurun verdiği tarif edilemez mutluluk, her şeye değer.

Öleceğini bilerek yaşayan tek canlı insandır. Öteki dünyanın varlığını her lahza hatırımızda tutarak yaşayabilmek en kıymetli amellerin başında gelir.

Gündelik hayat ve din

Dualarımız her zaman bizimle. Dosdoğru yolda, Allah’ın resulü son Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) izinde, Yüce Allah’ın emir ve buyruklarını içeren kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’in rehberliğinde gündelik yaşamımızda her an dinimizi idrak etmeliyiz.

Son peygamberimiz, Allah’ın resulü, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuştur:

“İki günü de birbirinin aynı olan mümin, zarardadır.” (Tırmizi)

Bu hadisi şeriften de anlayacağımız üzere Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed, bir müminin bu dünyada sadece yemek, içmek ve uyumak için var olmadığını çok iyi bir şekilde vurgulamıştır. Bizler bu dünyada ibadet etmek için varız. Varoluş amacımız Yüce Allah’a ibadet etmektir.

Rutinler tabii ki hayatımızı kolaylaştırır. Ona hiç şüphe yok, ancak gündelik rutinlerimizin arasına her gün bir yenilik eklemekse kullar olarak deyim yerindeyse boynumuzun borcu.

Hayatın içinde ibadet etmek nedir?

Bir kuşun sesini duyduğumuz zaman dua etmek, el açıp Yüce Allah’a yarattığı bu güzellikler için şükretmek, minnet etmek asıl müminlik görevimizdir. Bir çocuğu dinlediğimiz zaman, onun her şeyi hayretle karşıladığını görürüz. Örneğin sokakta bir kedi gördüğünde onun ne güzel bir canlı olduğunu görür ve sevinir. İşte hayatımızın kıymetini tıpkı bir çocuk gibi, onun gözünden algılayabiliriz. Çocuklar tüm güzellikleri sıfırdan yeniden keşfeder. Biz parka her gittiğimizde köşedeki bakkalın önünde duran o kediyi fark etmeyebiliriz. Ama o çocuk bunu fark eder ve ne muhteşem bir varlık olduğunu idrak eder. Hayata o çocuğun gözünden bakmakta yarar var. Yüce Allah’ın varlığını her lahzada her canlıda ve her olayda fark edebilmek çok değerlidir. Tıpkı çocuklar gibi!

Aldığımız her sağlıklı nefes için Allah’a şükretmeliyiz. Bunun için ibadetimizi es geçmemeli, İslam’ın şartlarını layıkıyla yerine getirmeliyiz. Günler, haftalar, aylar, yıllar gelip geçiyor. Dünya hayatı geçici. Burada geçiciliği bir boş vermişlik olarak algılamamalı, aciz kullar olarak bu dünyada iyiliğe, doğruluğa, dürüstlüğe dair nasıl yaşanması gerekiyorsa o şekilde hayatımızı idame ettirmeliyiz. Ve ayrıca en önemlisi gündelik yaşamın koşuşturması içinde ibadet ederek Yüze Rabbimizi anmayı mutlaka gerçekleştirmeliyiz.

YAZI: ŞEBNEM CENGİZALP