Günümüz Toplumunun En Büyük İhtiyacı: Güven

Group of muslims standing at prayer in beautiful decorated mosque
Güvenilir olmak, bir Müslüman'ın olmazsa olmazıdır.

Hz. Peygamber’in buyurduğu gibi “Müslüman insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Buhari, İman 4-5) İslam toplumu demek güven toplumu demektir. Toplum olarak güvenli değilsek imanımızı gözden geçirmemiz gerekir

Güven olgusu, insanın doğuşundan itibaren hayatı boyunca ihtiyaç duyduğu temel duygulardan biridir. Çocuğu anne babasına sevgi ve saygıyla bağlayan, anne babanın şefkat ve merhameti yanında sağladıkları güven ve huzurdur. Ev, otomobil alırken veya arkadaş seçerken güvenilir olmalarına dikkat ederiz. Yardımlaşma, dayanışma ve güven unsurunu dikkate alarak “ev alma komşu al” deriz. İş ve ticaret hayatında güveni neredeyse her şeyin başında görürüz. Kısaca güven, sosyal hayatta ilişkilerimizin seyrini belirleyen en temel faktörlerin başında gelir. Güven duygusu hem bireysel, hem toplumsal, hem de uluslararası düzeyde ilişkileri etkileyen anahtar kavramdır.

İnsan güvende olmak, emin olmak ister. Bu fiziksel güvenlik ihtiyacı sosyal ilişkilerde de kendisini gösterir. Zira tıpkı fiziksel güvenlik gibi sosyal açıdan da insan güvende olmak, güvenebileceği insanlar arasında bulunmak, güvene dayalı ilişkiler geliştirmek ister. İnsan güvende olduğu oranda sağlıklı, huzurlu ve mutlu olur. Güvenli olduğu ölçüde verimli çalışır, insanlara katkıda bulunur. Güven verdiği oranda etrafına huzur getirir. İnsani ilişkileri güçlenir, hayat kalitesi artar ve toplumsal huzura katkıda bulunur. Tüm bu yönleriyle güven, toplumsal yaşamın en güçlü harcıdır. İnsanların bir arada uyum ve huzur içerisinde varlığını sürdürmesini sağlar.

Batılı düşünce geleneğinin bugünkü toplumu ortaya çıkaran gelişim seyrine bakıldığında ise amaç olarak başarının ve hayatta kalmanın merkeze alındığı göze çarpar. Var olma mücadelesinin rekabet üzerine kurulduğu bu durumda “İnsan insanın kurdudur” anlayışı öne çıkar. Modern zamanlara hükmeden korku kültürü veya risk algısı, dünyanın giderek daha yabancı hissedilen bir yere dönüşmesinden kaynaklanmıştır. Dünyaya giderek yabancılaşma, klasik toplumsal yapının oldukça hızlı çözülmesiyle yakından ilgilidir. Modern yaşantı, kırılgandır ve kestirilmesi çok zor olan bir işleyiş tarzına sahiptir. Dönüşümleri oldukça hızlı ve etkileri de çok daha yüksektir. Bu nedenle modern zamanlarda güvenlik ile risk terimleri çoğunlukla birlikte ele alınır.

Böylesi bir toplumsal anlayışın egemen olduğu yerde, insanlar arasındaki ilişkinin temel unsuru güven değil kaygıdır. Modern yaşantı bu nedenle kaygının en yüksek olduğu duruma karşılık gelir. Kaygı, umutsuzluk ve çaresizlik hissinin beraberinde getirdiği bir çıkmazda hissetme durumudur. Bu hissin aşılmasının en etkili yolu pek çok düşünürün dile getirdiği gibi dindir. Çünkü söz konusu toplumsal yaşantı, imanın unutulduğu bir yaşantıdır. İslam anlayışında Mümin, umudunu kesmeyen ve kendini mutlak bir güven ile adayan kişidir. Böyle bir adanma durumunda kuşkunun, korkunun ve kaygının yer bulması mümkün değildir.

Günümüzde dünya politikasına yön veren düşünce, realist ve hatta materyalisttir. Bu anlayış, dış dünyaya ve başkasına kuşku ile bakmayı zorunlu kılar. Herkesin bir biri için tehdit olduğu böyle bir dünyada, kişiler kendi varlıklarını devam ettirmek için başkasını yok etmeyi zorunluluk olarak görürler. Oysa İslami düşüncenin temel yapısında ayırt edici bir toplumsal kavrama başvurulmuştur. Müslüman toplumunu oluşturan bireyler için birleştirici bir düşünce ve ifade ile ‘Ümmet’ kavramı vurgulanır. Ümmet olmak gönül birliği kurmaktır ve gönül birliğinin oluşmadığı yerde bireylerin her biri kendi yaşamı için çaba gösterir. Batılı modern toplum modelini oluşturan kavram çoğunlukla birey hak ve hürriyetlerinden hareket ederken, İslami toplumsal model, bunun yerine cemaat vurgusundan beslenir. İslami düşüncenin bahsini ettiği cemaatin mayası ise toplumsal güvenin temel unsuru olan imandır.

Allah’a iman etmiş olmak, özellikle insan hakları noktasından insanların güvenini kazanmakla olur. Hz. Peygamber’in buyurduğu gibi Müslüman insanların elinden emin olduğu kişidir. İslam toplumu demek güven toplumu demektir. Toplum olarak güvenli değilsek imanımızı gözden geçirmemiz gerekir

 

 

Düşüncelerini paylaşmak ister misin?

Bizimle iletişime geç!