Güzel Huylu Olarak Nitelendirilen Bir Kimse Hangi Özellikleri Taşır?

İslam’ın temel gayesi; Allah yolunda çalışan, güzel huylu ve nezaket sahibi insanlar yetiştirmektir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed, bu amaç uğrunda büyük çabalar vermiş ve kendisi de Müslümanlara bu konudaki en güzel örnek olmuştur. Allah dostları salih birer mümin ve güzel huylu kimselerdir. Bu kimselerin ortak özellikleri ise; adalet, edep, vefa, emanet, tevazu ve merhamet sahibi olmalarıdır.

Adaletli olmak: Adaleti ile tanınan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed bu konu hakkında, “Kıyamet gününde insanların Allahü Teala’ya en sevgili olanı ve O’na en yakın yerde bulunanı adaletli idarecidir.” (Nesai) buyururlar. Burada bahsi geçen adalet İslami hükümlere göre yaşamın her alanında değer verilen bir davranış biçimidir.

Güzel huylu olan kimse adaletlidir. İnsanlar arasında karşılıklı olarak hak gözetir ve ölçülü davranır. Adalet kişisel bir değer yargısının üzerinde bir kavramdır. Adalet sistemi işlemeyen bir toplumda düzenin sağlanması da mümkün olmaz. Adaletten şaşan bir kimse manevi olarak kibir ve bencillik gibi kötü huylarla beslenir. Bu beslenme bireyden çıkarak zamanla toplumun geneline yansır.

Edep sahibi olmak: Edep; örf, adet, gelenek ve diğer toplumsal kurallara uygun biçimde davranmayı temsil eden bir kavramdır. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed, Müslümanlara edepli davranmalarını tembihlemiş ve “Bir baba çocuğuna edepten daha güzel miras bırakamaz.” (Tirmizi) buyurmuştur. Yüksek sesle ya da boş konuşmamak, kötü şakalar yapmaktan kaçınmak, tebessüm etmek ve insanların zayıflıklarını dile getirmemek; kişinin edepli olduğunu gösteren başlıca davranış biçimleridir.

Vefalı olmak (ahde vefa): Ahd, kelime anlamı ile kısaca söz verme manasına gelir. Kur’an-ı Kerim’de dile getirilen ahde vefa ise daha önce verilmiş olan bir sözü tutmaktır. Bu bağlamda ahde vefa göstermek Allah’ın açıkça beyan ettiği bir emir ve aynı zamanda da Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in bir sünnetidir.

Verilen sözü tutmak, insan ilişkilerinde güvenin sağlanması için olmazsa olmaz bir unsurdur. Bu sebeple sözünde durmamak münafıklık işareti olarak gösterilir. Hz. Muhammed’in bir hadisinde konuyla alakalı, “Dört haslet vardır; kimde bu hasletler bulunursa o kimse halis münafıktır. Kimde de bunlardan biri bulunursa, onu bırakıncaya kadar kendinde nifaktan bir haslet var demektir: Emanet edilince hıyanet eder, konuşunca yalan söyler, söz verince sözünde durmaz, husumet edince haddi aşar.” (Buhari) buyururlar.

Emanete riayet etmek: Emanete riayet, kendisine verilen somut ve soyut unsurlara sahip çıkmak, güvenilir olmak demektir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed, yaşamı boyunca güvenilir bir kimse olmuş ve bu davranışından dolayı el-Emin olarak anılmıştır. Az önceki hadisten de anlaşılacağı üzere emanete sahip çıkmayan bir kimsede münafıklık alameti var demektir. Bu sebeple iyi huylu kimsenin en belirgin özelliklerinden biri emanete sahip çıkmasıdır.

Tevazu göstermek: Tevazu sözlük anlamına göre alçakgönüllü olmak ile aynı manaya gelir. Güzel huylu bir kimse tevazu sahibidir; kibirlenmez, büyüklenmez ve kendini diğer insanlardan üstün görmez. Alçakgönüllü olmak kişinin nefsini ve gururunu bastırması yolundaki en büyük unsurdur. Bu beceriyi kazanan kişiler davranış ve tutumlarında da aşırıya kaçmazlar ve tutarlı olurlar.

Merhamet sahibi olmak: Merhamet hem insanlara hem de geriye kalan diğer canlılara karşı hissedilen bir duygu biçimidir. İslam inancına göre kişinin imanı ve merhameti arasında derin bir bağ bulunur. Allah tarafından elçi olarak görevlendirilen Peygamberlerin de merhamet ve şefkat sahibi olduğu dikkat çeker. Peygamberimiz Hz. Muhammed, bu konuda kavmine güzel bir örnek olmuştur. Kendisi Müslümanları da merhametli davranmaları konusunda sık sık uyarmıştır.