Hafız eğitimi; tüm detaylarıyla!

Dua 24 Nis 2021 Şebnem Kırcı
Ortaköy Camii. Hafızlık nedir
Ortaköy Camii. Adeliepenguin-Dreamstime

Kuran-ı Kerim’in korunmasında en önemli faktör hafızlık ve detaylı hafız eğitimi hakkında merak ettiklerimizi araştırdık. Kuran-ı Kerim asr-ı saadetten beri hafızlar aracılığı ile korunmaya alındı. Kuran-ı Kerim yeryüzüne inmeye başladıktan hemen sonra ezberlenmeye başlandı. Hazreti Muhammed hafızların seyyidi olarak Kabul edilir. Seyyid sözcüğü, Arapça kökenli siyadet sözcüğünden gelir ve anlamı da öncü olmaktır. Hazreti Muhammed hafızların öncüsüdür, onların başını çeken kişidir.

Hazreti Muhammed öncelikle namazlarda okunabilmesi için ayetlerin hıfzedilmesini istemiştir. Sahabeler ayetleri okudular ve bilmeyenlere öğretttiler. Bu çaba hafızlığın başlangıcı olarak kabul edildi. O dönemde yazı malzemesi çok azdı. Sözlü kültür toluma hakimdi. Ezber yapmada tedarüs yolu benimsendi.

Tedarüs okuma ve yazma anlamına gelmektedir. Bu yöntemde bir sahabi on adet ayet okur sonra diğerlerini dinlerdi. Böylece ayetler sürekli tekrar edilirdi. On ayet tam manasıyla ezberlenmeden yeni ayate geçilmezdi. Bakara ve Ali İmran Surelerini ezberleyenlere saygı ile bakılırdı. Hazreti Ömer Bakara Suresini 12 yılda öğrenmiştir. Öğrenmesini kutlamak için de bird eve kurban etmiştir.

Hz. Muhammed’in ölümünden sonra hafız eğitimi

Hazreti Muhammed’in ölümünden sonra hafızlığa ilgi daha da arttı. Sahabilerin bazıları onun sağlığında Kuran-ı Kerim’in hıfzını tamamlayamamışlardı ama vefatının ardından tamamladılar. Hazreti Ömer Kuran-ı Kerim’in bir araya getirilmesi için yoğun bir çaba harcadı, kaybolmasından endişe duydu. Kuran-ı Kerim’in yazılı olarak bir araya getirilmesi başta karşı çıkan Hazreti Ebu Bekir kısa zaman içinde bunun hayırlı olacağına ikna oldu.

Ahabilerde vahiy katibi Zeyd b. Sa-bit’in önderliğinde bir komisyon kuruldu. O dönem Kuran-ı Kerim bir araya getirildi ancak çoğaltılmadı. İslamın yayılmasıyla birlikte hafızlar ve hafız eğitimi de çoğaldı. Bazı hafızlar maaşa bağlandı. Hafızlar yine dinleyerek ezber yapıyorlardı. Hoca bir ayeti okuyor sonra öğrencileri tekrar ediyordu.

Ezberler oturana kadar bu tekrarlar devam ediyordu. Ebu’d-Derda, Hazreti Muhammed’in sahabelerinden biriydi. Şam’da Kuran-ı Kerim’i öğretirken öğrencileri on kişilik gruplara ayırdı ve başalarına birer okutman tayin etti. Kendisii de  tüm grupları kontrol ediyordu. Bu on kişilik grupların sayısı 1600’ü buluyordu.

Camilerde nasıl öğretim yapılır?

Dört asır boyunca Kuran-ı Kerim eğitimi camilerde devam etti. Küçük çocuklar zaman zaman gürültü yapabildikleri için onları özel bir yere almaya karar verdiler ve küttab adı verilen bu yerlede küçük çocukların eğitimi devam etti. Küttablarda ilk once Fatiha Suresi öğretiliyordu. Daha sonra Nas Suresi’ne geçiliyordu. Bu sureleri tamamlayan öğrenciler, daha zor ezberlenen Bakara Suresine geçerdi.

Ayetlerin ezberlenmesinde bir diğer yöntem arz öntemiydi. Öğrenciler ezberledikleri ayetleri hocalarına söyler, onlar da düzeltmeleri yaparlardı. Ayetlerin ezberlenme hızı hocaların insiyatifindeydi. Yüksek Kuran- ı Kerim eğitimi veren okullara darülkurra denirdi. İlk kurulan darülkurra’nın adı Rişaiyye Darülkur’an idi. Daha sonra Hicri takvime göre 8. ve 9. yüzyıllarda bu okulların sayısı arttı. Osmanlı İmparatorluğu’nda da darülkurra ismi kullanıldı.

Kütahya Darülkurrası’nı Rumeli beylerbeyi Cafer Paşa yaptırmıştı. Mimar Sinan’ın yaptığı İstanbul Süleymaniye, Hüsrev Kethüda, Sokullu Mehmet Paşa, Atik Valide darülkurraları günümüze ulaşabildi. Buralarda ders veren hocalara Şeyhu’l -Kurra denirdi. Evliya Çelebi eserlerinde darülkurralara yer vermiştir.

Evliya Çelebi ayrıca Merzifon, Bitlis, Manisa, Tire, Gelibolu, Tekirdağ, Edirne’de bulunan darülkurraların sayısı ve niteliğinden bahsetmiştir. Tire vakfiyesini inceleyen yazıda, hocaların yedi öğrenci aldığı ve onalrı eğittinden bahsediliyor. Eğitim günü de haftada dört gün olarak geçiyor.