Haksızlığa Uğrayan Kişilerin Beddua Etmesi Doğru mu?

شكوى
Fotoğraf: © Antares614 | Dreamstime.com

Beddua, Farsçada kötü ve dilek anlamlarına gelen iki ayrı terimin birleşmesiyle meydana gelir. Bu bağlamda, beddua için “Bir kimsenin kötülüğe uğraması için yapılan dua” demek doğru olur.

Hem toplumumuzda hem de İslam inancını benimseyen diğer topluluklarda zaman zaman dilden beddua sayılabilecek ifadeler döküldüğü görülür. Ancak müminlerin birbirleri için böyle kötü isteklerde bulunması, yani beddua etmek Müslüman’ın ahlakı ile örtüşmez.

Beddua edilen olaylar incelendiğinde bu beddua edilen durumların bir kısmının haksız yere dile getirildiği görülür. Bu gibi gerçeklikten uzak şekilde yapılan bedduaların su-i zandan beslendiği kabul edilir. Bu şekilde haksız yere yapılan dualar, Allah nezdinde de makbul olmaz. Bunun yanı sıra, beddua eden kişinin mağduriyet yaşaması da kendisine beddua etme hakkı vermez. Haksızlığa uğrayan kişiler ise beddua etmek yerine karşı tarafı Allah’ın adaletine havale etmesi tavsiye edilir.

Haklı yere, başka bir kimseyi Allah’a havale edenin duası çoğunlukla Allah katında makbul olur. Haksızlık yapan da misliyle ceza çeker. Burada Allah’a yapılan havalenin bir adabı bulunur. Bu yakarış; bağırıp çağırmakla değil, sabır ve sükunet ile yapılır.

İslam’da bedduanın yeri var mı?

Din büyükleri tarafından verilen vaaz ve yayınlanan fetvalarda İslam’da bedduanın yeri olmadığı vurgusu yapılır. Bu konu hakkında Hz. Muhammed, “Ben lanetçi olarak gönderilmedim. Ben ancak rahmet edildim.” buyurur. Bu hadis-i şeriften de anlaşılacağı üzere İslam peygamberi de beddua etmeyi reddeder. Buna göre, İslam inancında din kardeşlerinin birbirlerine yalnızca iyilik doğrultusunda dua edebileceği tembihlenir. Haksız yere bedduadan vazgeçmeyen kimseler de haddini aşmış ve zulüm sahibi olarak nitelendirilir.

Bedduanın fıtri dili nedir?

Bedduanın dile dökülmeden makbul olan bir fıtri hali bulunur. Bir kimsenin; gönlünün incinmesi, kalbinin kırılması ya da gözünden yaş düşmesi aslında sessiz bir beddua halidir. Esas olan beddua dili de bu hareketler olarak kabul edilir. Bu hallerden herhangi birisine düşen kişinin, hiçbir şekilde beddua etmesine gerek yoktur.

Allah hem adaleti hem de merhameti ile bu gibi durumlar için kulları arasında hak gözetir. Bunun için haksızlığa uğranan durumlarda bile Allah’a ve O’nun yüce adaletine sığınmakta fayda vardır. Zarar görülen bir kimseye karşı, onun ıslah olması konusunda edilen dualar sünnettir. İnsanın fıtratı gereği, hata yapabilmeye muktedir olduğu da bu noktada dikkate alınmalıdır.

Beddua ne zaman tutar?

Dinimizde beddua onaylanmamakla birlikte bazı hadislerde zulüm görenlerin bedduasıyla Allah arasında başka bir şey bulunmadığına değinilir. Buradan da anlaşılacağı üzere haklı yere beddua edildiğinde bu duanın kabul kapıları açıktır. Müslim’de aktarılan Hz. Sad kısası da bu olaya verilebilecek en güzel örnektir.

Hz. Sad, Peygamber Efendimiz’in akrabası ve cennetle müjdelenmiş kişilerden biridir. Kendisi Hz. Ömer döneminde Kufe Valisi olarak görev yaparken halk tarafından Hz. Ömer’e bazı şikayetler gitmiştir. Bunların arasında; Hz. Sad’ın namaz kılamadığı, adil hareket etmediği ve askerle harekata katılmadığı konuları vardı. Hz. Ömer, Hz. Sad’a durumu anlatır, onu çok iyi tanıdığı ve daha fazla incinmesini istemediği için de görevden alır. Hz. Sad’ın yerine Kufe Valisi olarak Hz. Ammar atanır. Hz. Ömer, yeni vali için iki müfettişi ve Hz. Sad’ı da denetleme için Kufe’ye gönderir. Kufe halkından bir kişi dışındaki herkesin Hz. Sad’dan iyi bahsettiği görülür. Usame olarak tanınan adam ise Hz. Sad hakkındaki iddiaları destekler. Adamın sözlerini işiten Hz. Sad, derin bir üzüntü duyar ve Allah’a “Bu adamın ömrünü uzat, fakirliğini artır ve fitnelere uğrat.” diyerek dua eder. Hz. Sad bu duayı haklılıkla yaptığı için duası kabul olur. Yıllar sonra, olaya şahit olan bir kimse Usame’nin halini anlatır. Aktarıcıya göre Usame’nin yaşlılıktan gözleri kapanmıştır ve halkın verdikleriyle karnını doyurmaktadır. Haksızlığa uğramak ile ilgili hadis üzerine anlayacağımız gibi, dinimiz yine sadece haklının yanındadır.

Bizler, beddua yerine hayır duası etmeliyiz, bedduanın negatif enerjisi karşı tarafa olduğu kadar bize de zarar verebilir.