Hayat Koşusunda Eskiye Özlem

Photo 130855662 © Svetlanais - Dreamstime.com

Her zaman eskiye özlem vardır. Günlük hayatlarımızda sıkça kullandığımız “nostalji” kelimesi dilimize Fransızca’dan geçmiştir. Eskiye özlem olarak da düşünülebilir. Çoğumuz içinde yaşadığımız hayat meşgalesini her alanda insanı kuşatan, hızla akan bir nehir gibi yorucu olduğunu hissederiz.

Bu hızlı nehirde akıp giden acılarla mutlulukların oluşturduğu tortular ise içimizde bir hüzün olarak yer eder. Bu hüznün sebebi, dünyanın tüm servetini de yığsanız artık geçmişe sadece tanıklık edebileceğimiz gerçeğidir.

Değişen hayat şartları aile yaşantımızı da derinden etkilemiş, artık geleneksel aile yapısı bozulmaya başlamış, nostalji duyulan bir hal almıştır. Belli bir yaş ve geleneksel aile kuralları içinde yaşayanların eski aile yaşantıları ile ilgili nostalji duyguları sık sık depreştirir olmuştur. Teknolojik gelişmeler sonucu özellikle de telefon ve internet bağımlılığı insanları hayat koşusunda tek başına kalmaya mahkum etmiş gibi gözükmektedir. Bu koşuda düşeni, tökezleyeni ayağa kaldıran, sarıp sarmalayan aile yapısı maalesef nostalji duyularak özlenir olmuştur.

Rum suresinde aile nasıl ele alınmıştır?

Bu denli öneme sahip aile hayatı Kur’an-ı Kerim’de de konu edilmiştir. Örneğin Rum suresinin yirmi birinci ayetinde yüce Rabbimiz insan için bir lütuf olarak, sevgi ve merhamet bağıyla eşini yarattığından söz eder. Bunun nimet olmasının sebebi sevgi ve merhamet bağı ile kurulan yuvanın hayat kargaşası içinde huzur ve sükunet bulma yeri olarak gösterilmesidir. Nitekim insan için bu hayat sınavının başlangıcı olan Hz. Adem yaratıldıktan hemen sonra yüce Rabbimiz eşini de yaratmıştır. Aile kavramının bize sunduğu nimetler çok değerlidir. Sağlam temeller üzerine kurulmuş bir aile içinde yaşayan insan için, hayat denen sınav alanında neslin devamı, huzur ve güven içinde yaşamak, iffetin korunması gibi önemli değerleri barındırır. O halde zor hayat şartları içinde eskide kalmış aile hayatları için nostalji yapmak yerine onu tekrar tesis etme çabasına girilmelidir. Nostalji bu anlamada sadece iyi bir aile hayatının nasıl olması gerektiğini anlatan bir yol gösterici olmalıdır. Geçmişe üzülüp, nerede o eski bayramlar, saygı ve sevgi diyerek nostalji duygularımızla gözlerimizin dolması bize hiçbir şey kazandırmayacaktır.

Eskiye özlem neden yaşanır?

Yüce Rabbimizin bizi yaratırken hafızaya sahip yaratması bir tesadüf değildir. İnsanın dünya sınavında yaşadığı her şeyin kayıt edilmesinin birçok hikmeti vardır. Aile hayatı ile ilgili nostalji birçok güzel değerin, geleneğin yitip gitmesine duyulan özlemi ifade eder. Gerçekten de insan eski aile yaşantısını geri getiremese bile belki gayret gösterecektir. Tüm aile bireylerinin bir masada akşam yemeğini birlikte yemesinin bile özlenen bir şey haline geldiği şu günlerde, sanki insanlar arasında görünmez duvarlar örülmüştür. Oysa istenen, aile içinde düzenli, herkesin aynı masa etrafında toplandığı, dua ile başlayan şükür ile son bulan yemeklerdir.

Günümüz şartları insanların neredeyse yirmi dört saatini çalışma, internet ya da televizyon eğlencesi de doldurmuş bu koşuşturma içinde kimse kimseyi görmez olmuştur. Ailecek gidilen piknikler, büyüklere yapılan bayram ziyaretleri, evlere misafirlerin gelip gitmesi gerçekten özlenen şeyler haline gelmiştir. Oysa aile toplumun temelini oluşturur. Toplumun belki de en küçük sosyal dayanışma kurumudur. Samimi şekilde birlikte ağlanıp birlikte gülünen yegane yerdir. Kur’an-ı Kerim’e baktığımızda birçok peygamber kıssasında ailelere dikkat çekildiği görülür. Bu kıssalarda peygamberlerin çocuklarıyla, eşleri ile ilgili olaylarına yer verilmiş aile ve birey bağı sıklıkla dile getirilmiştir. Bu denli önemli olan aile bireylerinin sonradan gelecek soyları için bile peygamberlerin dua etmeleri istenmiştir.