Hayatı Helal Kılmak

tulip garden
Fotoğraf: ID 14221847 © Mb2006 | Dreamstime.com

İslam dininin temel amacı, insanlara hayatı boyunca kılavuzluk etmektir. Dünya ve ahiret mutluluğunu amaçlayan dinimiz, insanları her türlü kötülük ve yanlışlıktan korumak, huzur içinde yaşamalarını temin etmek için bazı davranışları yasaklamış, bazılarını ise helal kılmıştır.

Allah’ın açıkça yasakladığı şeylere haram, yapılmasına izin verdiklerine de helal diyoruz. Başkalarının malına, canına zarar vermek, hırsızlık yapmak, faiz alıp vermek, zina etmek haram; ticaret ve alış veriş yapmak, evlenip yuva kurmak helaldir. Bir başka ifade ile Allah’ın emir ve yasaklarına uymamak haram, yasaklamadığı konular ise helaldir.

Genellikle “helal” kelimesini, günlük hayatımızda gıdalarımızın helal olup olmadığını tanımlamak için kullanırız. Fakat, İslam’ı bir hayat felsefesi olarak ele aldığımızda, dinimizin bizlere sadece gıdalarda değil, hayatımızın tamamında helal olanı emrettiğini görürüz. Dolayısıyla Müslüman’ın hayatını, kısaca “helal hayat” şeklinde tanımlamak mümkündür. Bu da, sadece yiyecek ve içeceklerimizin helal olması anlamına gelmiyor; kazancımız, işimiz, yaşantımızın tamamının helal ölçüleri içerisinde olması gerekiyor.

İnsan dünyada, su ve hava gibi huzur ve mutluluk arar. Bireylerin ve toplumun huzuru ve mutluluğu elde etmesi ise erdemli yaşamadan geçer. İslam’a göre erdem yani üstün ve güzel ahlak sahibi olmak, helalinden yaşamak mümkündür. Ahlaki erdemleri ve bunların olgunluğunu, dolayısıyla gerçek huzuru ve mutluluğu elde edebilmeyi Peygamber Efendimiz günahları, özellikle büyük günahları terk etmeye bağlamaktadır. Haram ve helaller, kulluk bilincinin temel taşlarını oluşturur. Mümin, haramlardan uzaklaştığı nispette nefsini terbiye eder Allah’a yaklaşır, kendini arındırır ve iyi bir Müslüman olur.

Hayatımızın helal üzerine kurulabilmesi için, Kur’an ve sünnetin bizlere çizdiği sınırları aşmamak gerekir. Peygamber Efendimiz’in (S.A.V) ifadesi ile “Helaller belli, haramlar da belli” olduğuna göre, bu sınırlar içinde kalmak Müslümanca bir hayatın temel ilkesidir. Bu nedenle evimizde, işyerimizde, çarşı-pazarda, insanlarla ilişkilerimizde, kısaca hayatımızın tüm alanlarında İslami ilkelere göstereceğimiz duyarlılıkla Müslümanca yaşamayı ilke edinmeliyiz.

Kimsenin hakkına tecavüz etmemek, adaletli davranmak, yoksulu, yetimi, kimsesizi korumak, evlatlarımızı İslam ahlakı ile yetiştirmek, onları İslami bir hayata hazırlamak, helal hayatın temel taşlarındandır. Verdiğimiz sözü yerine getirmek, bize emanet edilene gereği gibi sahip çıkmak, insanlara hakaret etmemek, insanların zararına olacak olan bir şeyi yapmamak, insanların zarara girmesini gönülden dahi geçirmemek gibi temel davranış ve ahlak biçimleri helal bir hayatın ilkeleri durumundadır.

Helaller ve haramlar Rabbimizin koymuş olduğu sınırları ifade eder ve hayatımızın bütününü kuşatır. Helal ve haramlar inançtan ibadete, aile hayatından toplumsal hayata, ticaret hayatından bireysel hayata, yiyecek içeceklerden giyim kuşama kadar çok geniş bir dairede kendisine yer bulur. Müslüman bir kimse, “Helal” kelimesinin, gıdalarımızın üzerinde bir etiket olmasının dışında, “bütün hayatı ibadet haline getiren” bir hayat tarzını ifade ettiğini idrak içinde yaşamalıdır.

Helal olmayan bir hayatın akıbetinin helak olduğu unutuluyor. Dilimizi yalandan, gönlümüzü küfürden temizleyen Allah Resulü, kazancımızla birlikte tüm hayatımızın haramdan arınması gerektiğine işaret ediyor: “Allah’ım! Helal rızıklarından nasip ederek beni haramlarından koru! Lütfunla beni Senden başkasına muhtaç etme!” (Tirmizi).

Bizlere gerçek zenginliğin mal çokluğu değil, gönül tokluğu olduğunu bildiriyor. Alın teriyle, göz nuruyla kazanılan emeğin insan için “en hayırlı lokma” olduğunu müjdeliyor. Hırsla, bencillikle, aç gözlülükle doymayan kalpler, İslami yaşam ilkeleri doğrultusunda, rızkın Allah’tan geldiğine inanarak huzur bulur. İnsanoğlu, dünya mülküne olan zaafından ancak mülkün gerçek sahibiyle tanışınca kurtulur.